Subakut tiroidit tanısı ile takipli hastaların klinik özellikleri, laboratuvar verileri, tedavi seçimi ve uzun süreli sonuçlarının değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ADANA TIP FAKÜLTESİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2024

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: HİLAL TUTLUPINAR ÖZKAN

Danışman: Zübeyde Şebnem AKTARAN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

ÖZET Subakut Tiroidit Tanısı İle Takipli Hastaların Klinik Özellikleri, Laboratuvar Verileri, Tedavi Seçimi ve Uzun Süreli Sonuçlarının Değerlendirilmesi Amaç: Bu çalışmanın amacı subakut tiroidit (SAT) tanısıyla takip edilen ve non-steroid anti-inflamatuar ilaç (NSAİİ) veya steroid tedavisi alan hastaların klinik ve laboratuvar verilerini karşılaştırmak; ayrıca bu tedavilerin nüks ve kalıcı hipotiroidi sıklığı üzerindeki etkilerini değerlendirmekti. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları Kliniği ve Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Polikliniklerinde 01.05.2018 ile 31.12.2022 tarihleri arasında subakut tiroidit (SAT) tanısı ile takip ve tedavi edilen 18 yaş ve üzeri hastalar dahil edildi. Hastaların demografik özellikleri, başvuru anındaki klinik bulguları, laboratuvar verileri, yapılan tiroid ultrasonografi (USG) değerlendirmeleri, aldıkları tedaviler ve bir yıllık izlemlerindeki tiroid fonksiyon testi (TFT) sonuçları incelendi. Ayrıca, tedavi bitiminde nüks, kalıcı ve geçici hipotiroidi durumları değerlendirildi. Hastalar, aldıkları tedaviye göre non-steroid anti-inflamatuar ilaç (NSAİİ), steroid veya NSAİİ'den sonra steroid başlananlar olarak gruplandırıldı. Tedavi gruplarının verileri karşılaştırıldı. Bulgular: Çalışmada 73 (%83.9) kadın ve 14 (%16.1) erkek olmak üzere toplam 87 hasta değerlendirildi. Hastaların yaş ortalaması 45.60±9.78 yıldı. Başvuru sırasında hastaların %20.7'sinde ek hastalık bulundu. Başvuru öncesinde hastaların %32.2'si antibiyotik kullanmıştı. Hastaların %66.7'sinde üst solunum yolu enfeksiyonu (ÜSYE) öyküsü, %96.6'sında tiroid lojunda ağrı, %14'ünde subfebril ateş mevcuttu. Tiroid ultrasonografisinde %44.8 unilateral, %55.2 oranında bilateral tutulum saptandı. Laboratuvar verilerine göre, başvuru anında serum CRP ortanca değeri 35 (0.5-204) mg/L ve Eritrosit Sedimantasyon Hızı ortanca değeri 36 (4-140) mm/saat olarak yüksek bulundu. Tiroid fonksiyon testi (TFT) sonuçları değerlendirildiğinde, hastaların %36.8'i ötiroid, %60.9'u tirotoksikoz, %2.3'ü hipotiroidi tanısı aldı. Tedavi seçimleri incelendiğinde, %40.2'sine NSAİİ, %36.8'ine steroid, %20.7'sine tedavi yetersiz kalınca ikinci ilaç olarak steroid başlandığı tespit edildi. Steroid tedavisi alan grup, diğer tedavi grupları ile karşılaştırıldığında subfebril ateş ve tirotoksikoz oranı istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek bulundu (p=0.008, p=0.007). NSAİİ'den sonra steroid başlanan grupta, hastaların başvuru anında ötiroidi oranı diğer tedavi gruplarına göre istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek bulundu (p=0.005). Hastaların sonlanım bulguları incelendiğinde, %17.2'sinde geçici hipotiroidi, %24.1'inde kalıcı hipotiroidi ve %20.7'sinde nüks geliştiği tespit edildi. Nüks gelişen grupta steroid kullananların oranı %61.1 olup, NSAİİ alanlara göre %38.9 daha yüksekti; ancak tedavi grupları karşılaştırıldığında kalıcı ve geçici hipotiroidi ile nüks gelişimi açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadı. Sonuç: Bu çalışmada, hastaların başvuru öncesi antibiyotik kullanımının SAT ile diğer enfeksiyonların karışabileceğine dikkat çekmektedir. Ayrıca, ÜSYE öyküsü, tiroid lojunda ağrı ve subfebril ateş bulguları olan hastalarda SAT'in akla gelmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Serum CRP ve Eritrosit Sedimantasyon Hızı (ESH) yüksekliği, tanıyı destekleyici önemli bulgulardır ve tiroid USG ayırıcı tanıda önemli bir rol oynamaktadır. Hastalar genellikle tirotoksikozun klinik bulgularının ön planda olduğu dönemde başvurmaktadır. Tedavi seçimleri incelendiğinde, NSAİİ büyük oranda tercih edilmiş ancak diğer tedavi gruplarına göre 0-2 hafta gibi kısa süre kullanıldığı görülmüştür. Hastalığı kontrol altına almakta yetersiz kaldığında durumlarda, daha etkin bir antiinflamatuar tedavi olan steroid tedavisine geçilmiştir. Özellikle ağrı, subfebril ateş ve tirotoksikoz bulguları olan hastalarda steroid tedavisi başlangıç olarak önerilmektedir. Hastaların sonlanım bulguları olan geçici ve kalıcı hipotiroidi ile nüks gelişmi açısından uzun süreli takip gereklidir. Tedavi yöntemlerinin ve takip stratejilerinin dikkatli bir şekilde planlanması, hastalığın yönetiminde daha etkili ve özelleştirilmiş tedavi protokollerinin geliştirilmesine katkıda bulunabilir, nüks ve hipotiroidi oranlarını azaltabilir ve hastaların yaşam kalitesini artırabilir. Anahtar kelimeler: Subakut tiroidit; kalıcı hipotiroidi; non-steroid anti-inflamatuvar ilaç; nüks; steroid