Üçüncü basamak yoğun bakımda yatan sepsis hastalarında miyostatin düzeylerinin hastalık seyrine etkisi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ADANA TIP FAKÜLTESİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2022

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ÇİSEM YILMAZ

Danışman: Tayyibe SALER

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Sepsis, konağın enfeksiyonlara karşı aşırı yanıtına bağlı organ fonksiyon bozukluğuyla seyreden, mortalite ve hayatta kalanlar için ciddi morbiditeyle ilişkili yaygın bir hastalıktır. Sepsis içerisinde iskelet kas sisteminin de yer aldığı pek çok organ ve sistemi etkilemektir. Yoğun bakımda yatan sepsisli kritik hastalarda bu kaşeksi ve miyopati durumu, yoğun bakım ilişkili kas güçsüzlüğü olarak da adlandırılır. Bu durum hastaların iyileşmesini geciktiririr. Mekanik ventilatörden ayrılma, hastanede kalış süresi, yoğun bakım mortalitesi, morbidite üzerinde olumsuz etkiler yaratır. Miyostatin TGF- β ailesinin bir üyesi olup, iskelet kası kütlesinin ve büyümesinin negatif düzenleyicisi olarak görev yapar. Miyostatin ve sepsisle ilişkili yapılan çalışmalar az sayıdadır. Biz bu çalışmamızda üçüncü basamak yoğun bakımda yatan sepsis tanılı hastalarda miyostatin düzeylerini değerlendirerek, hastalığın klinik seyri ile ilişkisini araştırmayı hedefledik. Gereç ve yöntem: Çalışmamız SBÜ Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi üçüncü basamak dahiliye yoğun bakımda yatan sepsis tanılı 110 hasta ve 58 sağlıklı kontrol üzerinde yapıldı. Hastalara sepsis tanıları son olarak 2021 yılında güncellenen Surviving Sepsis Campaign tarafından belirlenen tanımlamalar ile konuldu. SOFA skoru 2 puan ve üzeri olan hastalar çalışmaya dahil edildi. Hastaların yatış SOFA ve APACHE II skorlama sistemleri puanları, biyokimyasal ve inflamatuar parametreleri ile miyostatin düzeyleri kaydedildi. Hastalardan; yatışın birinci gününde septik şok olan ve vazopressör alanlar ile entübasyon yapılarak mekanik ventilasyona bağlı takip edilen hastalar kaydedildi. Bu verilerin hastaların miyostatin düzeyleri ile ilişkisi incelendi. Sağlıklı kişilerin miyostatin düzeyleri ölçüldü ve hasta grubu ile olan ilişkisi incelendi. Bulgular: Tüm grupları beraber değerlendirdiğimizde yaş ile miyostatin düzeyleri arasında istatistiksel anlamlı bir fark saptanmadı. Hasta grubu ile sağlıklı kontrol grubu arasında miyostatin düzeyleri karşılaştırıldığında istatistiksel anlamlı bir fark tespit edilmedi.Erkek hastalarda, yatışın birinci gününde vazopressör başlanan ve septik şoklu hastalarda miyostatin plazma düzeyleri daha yüksek saptanırken,entübasyon yapılan ve mortalite gelişen hastalarda ise plazma miyostatin düzeylerinin daha düşük olduğu saptandı. Bununla beraber yaş, yoğun bakımda kalış süresi, crp, albümin, SOFA ve APACHE II skorları ile miyostatin düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki saptanmadı. Hastaların miyostatin düzeyleri ile prokalsitonin arasındaysa zayıf bir pozitif korelasyon saptandı. Sonuç: Yoğun bakımda sepsis nedeniyle yatan hastalarda miyostatin serum düzeyleri ve klinik seyri ile ilgili yaptığımız çalışmamızda miyostatin düzeyinin, septik şok dışında, klinik seyre etki etmediği yönünde sonuçlar elde ettik. Mortalite ve hastaların entübe edilme durumuyla miyostatin düzeyi arasında istatistiksel olarak anlamlı olmamakla beraber zayıf bir ilişki tespit edildi. Ancak bu ilişki de çalışmamızın plan aşamasındaki öngörüsünde olduğu gibi miyostatin artışıyla değil, miyostatin düzeyinin düşüklüğü ile ilişkiliydi. Eğer miyostatin düzeyi ile hasta aleyhine bir klinik seyir olacaksa bunun düşüşü ile değil artışı ile olabileceği kanaatindeyiz. Sepsis hastalarında bu değişken miyostatin seyrinin daha detaylı ve kapsamlı bir şekilde incelenmesi, bunun için gelecekteki tedavilere yön verecek çalışmalara öncülük edebilir. Böylece gelecekte sepsis hastalarının daha az mortal ve morbid olması hedeflenebilir. Anahtar Kelimeler: Sepsis, Septik şok, Miyostatin