İç Hastalıkları Kliniği'nde yapılan renal biyopsilerin endikasyon ve tanıları ile renal sağ kalım ve hasta sağ kalımı arasındaki ilişkinin araştırılması


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL BAĞCILAR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2022

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: SENİHA BOZKAYA

Danışman: Numan GÖRGÜLÜ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş: Böbrek hastalıklarının tanısı, sıklıklarının belirlenmesi, tedavi ve prognozun izlenmesi için yapılan böbrek biyopsisi Nefroloji pratiğinde önemli bir yere sahiptir. Biyopsi ile elde edilen verilerin değerlendirilmesi ile epidemiyoloji hakkında önemli bilgiler sağlanmaktadır. Merkezimizde yaptığımız bu çalışmada renal biyopsiler incelenerek yaş, cinsiyet, eşlik eden komorbid hastalıklar, biyopsi endikasyonları, ön tanılar ve patolojik tanılar ile renal ve hasta sağ kalımı arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: SBÜ Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları Kliniği'nde 1.1.2016 - 31.12.2021 tarihleri arasında yapılan 242 böbrek biyopsisi sonucu retrospektif incelendi. 172 böbrek biyopsili hasta çalışmaya dahil edildi. Hasta kayıt bilgilerine; poliklinik dosyaları, arşiv ve elektronik dosya sistemi kullanılarak ulaşıldı. Transplante böbrek biyopsisi yapılan, 18 yaş altında olanlar, hastane arşivi ve elektronik dosya sisteminden verilerine ulaşılamayan hastalar çalışma dışında bırakıldı. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen tüm hastaların yaş ortalaması 50,3±17,3 (18-87) idi. En sık böbrek biyopsisi endikasyonunun akut böbrek hasarı (ABH) (% 34,9) olduğu görüldü. En sık saptanan patolojik tanı fokal segmental glomerülosklerozdu (FSGS) (%18). Patolojik tanı ile renal sağ kalım ilişkisi incelendiğinde KBY'li hastalardaki en sık patolojik tanının FSGS (%21,6), son dönem böbrek yetersizliğine ulaşan hastalarda ise AA amiloidoz (%17,1) olduğu görüldü. Hasta sağ kalımı ilişkisi incelendiğinde ise ölen kişilerdeki en sık patolojik tanının AA amiloidoz, sağ olanlarda ise FSGS (%21,8) olduğu görülmüştür. Sonuç: Çalışmamızda, perkütan böbrek biyopsisi için kliniğimizde koyduğumuz biyopsi endikasyonları ve bunların gerekliliği, konulan patolojik tanılar ile endikasyonların uyumu, kliniğimizde ve bölgemizdeki böbrek patolojilerinin etiyolojilere göre sıklığı, renal hastalıkların seyrine katkıda bulunan komorbid durumlar, yapılan tedavilerle elde edilen renal ve hasta sağ kalım ilişkisini gözlemledik. Ulaştığımız veriler, hem ülkemizde, hem de dünyada farklı merkezlerde yapılan fazla sayıda biyopsi serileri içeren uzun süreli çalışmalar ile uyumlu bulundu. Çalışmamızın, renal hastalıklarla ilgili ileriye dönük fikir verebileceği ve ülkemizin böbrekle ilgili kayıt sistemine katkı sağlayabileceği düşüncesindeyiz. Anahtar kelimeler: Böbrek biyopsisi, renal sağ kalım, hasta sağ kalımı