Non-valvüler atriyal fibrilasyon (NVAF) nedeniyle direkt oral antikoagülan (DOAK) başlanan hastalarda vücut kitle indeksine (BMI) göre δ viskozite değerinin AF kaynaklı advers olaylarla ilişkisi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: MÜCAHİT GÖL
Danışman: Kevser Gülcihan BALCI
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Atriyal fibrilasyon (AF) hastalarında tromboembolik ve hemorajik risklerin öngörülmesinde klasik klinik skorlamaların yanı sıra biyofiziksel parametrelerin de dikkate alınması giderek önem kazanmaktadır. Bu çalışmada, non-valvüler AF (NVAF) tanısı almış ve direkt oral antikoagülan (DOAK) tedavisi başlanan hastalarda vücut kitle indeksi (BMI) kategorileri ile tam kan viskozitesindeki değişimin (Δ viskozite) AF kaynaklı advers olaylarla ilişkisi değerlendirilmiştir. Yöntem: 2021–2022 yılları arasında NVAF tanısı ile DOAK tedavisi başlanan 933 hasta retrospektif olarak incelendi. Başvuru ve 6. ayda kaydedilen hematokrit ve total protein değerleri üzerinden De Simone formülü kullanılarak Δ viskozite hesaplandı. Optimal kesim değerine göre hastalar düşük ve yüksek Δ viskozite gruplarına ayrıldı. Klinik sonlanımlar majör kanama, iskemik serebrovasküler olay (SVO) ve majör advers olay (MAO; majör kanama + iskemik/hemorajik SVO) olarak belirlendi. Analizlerde Kaplan-Meier, Receiver Operating Characteristic (ROC) eğrisi, çok değişkenli lojistik regresyon ve Restricted Cubic Spline (RCS) yöntemleri kullanıldı. Bulgular: Hastaların %42,3'ü yüksek Δ viskozite grubunda yer aldı. Klinik sonlanımlar incelendiğinde, yüksek Δ viskozite grubunda majör kanama riski anlamlı olarak daha yüksek bulundu (p<0.05), iskemik SVO insidansı ise gruplar arasında farklılık göstermedi. Kaplan-Meier analizleri, özellikle normal kilolu ve obez alt gruplarda yüksek Δ viskozitenin majör kanama riskini belirgin şekilde artırdığını ortaya koydu. BMI'den bağımsız yapılan analizlerde yüksek Δ viskozite grubunda majör kanama ve MAO oranları istatistiksel olarak anlamlı bulundu. Spline analizleri, Δ viskozitenin BMI'den bağımsız olarak hemorajik komplikasyonları öngörebildiğini destekledi. Kadın cinsiyet oranı her iki grupta da obez hastalar arasında anlamlı düzeyde daha yüksek saptandı. Trigliserid düzeyleri ise BMI artışıyla paralel olarak yükseldi. CHA₂DS₂-VASc ve HAS-BLED skorları Δ viskozite grupları arasında benzerdi. Sonuç: Bu çalışma, literatürde çoğunlukla mutlak viskozite değerlerini inceleyen araştırmalardan farklı olarak, DOAK tedavisine bağlı dinamik viskozite değişimini değerlendirmesi bakımından özgündür. Bulgular, yüksek Δ viskozitenin özellikle normal kilolu ve obez NVAF hastalarında majör kanama riskini öngörmede bağımsız bir belirteç olabileceğini göstermektedir. Bu sonuçlar, BMI'nin tek başına yetersiz kalabileceğini ve viskozite gibi biyofiziksel parametrelerin risk sınıflandırmasına entegre edilmesinin klinik karar süreçlerini daha rafine hale getirebileceğini düşündürmektedir. Prospektif ve çok merkezli çalışmalar, Δ viskozitenin hemorajik komplikasyonlar üzerindeki prognostik değerini doğrulamak açısından gereklidir. Anahtar Kelimeler: Atriyal fibrilasyon, tam kan viskozitesi, vücut kitle indeksi, direkt oral antikoagülan, iskemik serebrovasküler olay, majör kanama