Morus nigra L. meyve ve yaprak ekstrelerinden green sentez yöntemiyle sentezlenen çinko oksit nanopartiküllerin aftöz stomatitler üzerindeki etkinliğinin in vivo değerlendirilmesi
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, HAMİDİYE SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ, FARMAKOGNOZİ ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2022
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: MİRAY EGE
Danışman: Mahfuz ELMASTAŞ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Bu çalışmada Morus nigra L. yaprak ve meyve ekstreleri aracılığıyla green sentez yöntemi kullanılarak çinko oksit nanopartiküller (ZnONP) sentezlenmiş ve sentezlenen ZnONP'ler ve ekstreler ile mukoadezif jel formülasyonları geliştirilmiştir. Ratlarda deneysel olarak oluşturulan aftöz ülser modeli üzerinde geliştirilen formülasyonların terapötik etkinliğinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Sentezlenen ZnONP'lerin karakterizasyonu, boyutu ve morfolojisi tanımlandı. Uygun ekstreler ve sentezlenen ZnONP'ler ile mukoadezif emüljel formülasyonu hazırlandı. Aftöz ülser modeli oluşturulmak üzere toplam 108 adet Wistar-Albino rat kontrol (K), jel bazı (B), meyve ekstresi (M), yaprak ekstresi (Y), meyve ekstresi aracılığıyla sentezlenen ZnONP (MNP), yaprak ekstresi aracılığıyla sentezlenen ZnONP (YNP) içeren jeller ile tedavi edilen gruplar olmak üzere altı ana gruba ayrıldı. Bu altı ana grup 3., 6. ve 9. tedavi günleri olmak üzere üç alt gruba ayrıldı. Gruplarda oluşturulan yaraların iyileşme düzeyleri histopatolojik ve biyokimyasal olarak incelendi. Bulgular: Histolojik olarak hasar sonrası en çabuk iyileşme gösteren gruplar YNP ve MNP olarak tespit edildi. Doku ve serum örneklerinde M, Y, MNP ve YNP gruplarında, TNF-α, IL-1β, IL-2, IL-6, IL-8 seviyeleri K ve B grubuna göre düşük tespit edilirken IL-10 seviyeleri daha yüksek olarak tespit edildi. Dokuda GSH ve TAS seviyeleri M, Y, MNP ve YNP gruplarında K ve B grubuna göre daha yüksek, TOS seviyeleri ise daha düşük bulundu. Sonuç: Elde edilen sonuçlar geliştirilen formülasyonların antienflamatuar, antioksidan ve yara iyileştirici etkilerini doğrulamaktadır. Formülasyonların ileri çalışmalar ile desteklendiğinde klinik kullanıma uyarlanabilecek, çok yönlü etki gösteren ve mevcut tedavilere alternatif olabilecek düzeyde umut verici ajanlar olduğu düşünülmektedir.