COVID-19 PCR pozitif çocuklarda nötrofil lenfosit oranının ve ortalama trombosit hacminin klinik bulguları ile ilişkisinin değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL BAĞCILAR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2021

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ZEYNEP BETÜL TAŞDEMİR

Danışman: Meltem EROL

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Aralık 2019'da Çin'in Wuhan şehrinde ilk vakaları görülen yeni bir koronavirüs türü (2019-nCoV) ortaya çıkmış olup 2020 yılının başlarında SARS CoV-2 olarak ve neden olduğu hastalık da COVID-19 olarak adlandırılmıştır. Çin'den sonra birçok ülkede hızla yayılan COVID-19, 11 Mart 2020'de DSÖ tarafından "pandemi" olarak ilan edilmiştir. COVID-19 pandemisinin önüne geçmek amacıyla dünyada olduğu gibi ülkemizde de aşılama politikası yürütülmektedir. Ancak hastalığın henüz kesin bir tedavisi olmadığı için erken tanı salgının önlenmesi açısından oldukça önemlidir. Bu çalışmada; hastanemiz Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Kliniği'ne başvuran COVID-19 PCR pozitif çocuklarda hematolojik parametreler olan nötrofil-lenfosit oranının ve ortalama trombosit hacminin klinik veriler ile pozitif korelasyonu olup olmadığının ölçülerek, hastalık şiddetini öngörmede öneminin değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Materyal ve Metod: Retrospektif çalışmamıza 29 Mart 2020 ile 31 Kasım 2020 tarihleri arasında hastanemiz Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Kliniği'ne başvurmuş COVID-19 PCR pozitif saptanan ayaktan veya yatarak izlenmiş 6-18 yaş aralığındaki 68 çocuk ile sağlıklı, rutin kontrol amacıyla gelen COVID-19 PCR negatif olan 6-18 yaş aralığındaki 68 çocuk olmak üzere toplam 136 kişi dahil edildi. Hastane verilerinden hasta ve sağlıklı toplam 136 vakanın dosyaları taranarak yaş ve cinsiyet gibi demografik verileri ile beraber klinik, laboratuvar ve görüntüleme bulguları kaydedildi. Hemogram parametrelerinden nötrofil-lenfosit oranı (NLO) ve ortalama trombosit hacmi (OTH) değerlendirildi. Kaydedilen veriler doğrultusunda COVID- 19 PCR pozitif hastalar klinik şiddetine göre asemptomatik enfeksiyon, akut üst solunum yolu enfeksiyonu, hafif pnömoni ve şiddetli pnömoni olarak her biri 17 hastadan oluşan dört gruba ayrıldı. Veri toplama tamamlandıktan sonra istatistiksel analiz yapıldı. Bulgular: Çalışmamıza dahil edilen 6-18 yaş aralığında olan toplam 136 çocuğun yaş ortalaması 12,1 (±3) olup 54 erkek (%40) ve 82 kız (%60) cinsiyetten oluşmaktadır. COVID-19 PCR pozitif hastaların yaş ortalaması 11,8 (±3,4) olup 28 (%41,2) erkek ve 40 (%58,8) kızdan oluşmaktadır. COVID-19 PCR negatif grubun yaş ortalaması 12,5 (±2,5) olup 26 (%38,2) erkek ve 42 (%61,8) kız olmak üzere 68 sağlıklı çocuktan oluşmaktadır. Gruplar arasında yaş ve cinsiyet açısından istatistiksel bir fark bulunmamıştır. (p>0,05). COVID-19 PCR pozitif hastalarda saptanan en sık üç klinik bulgu; 44'ünde öksürük ( %64,7), 37'sinde ateş (%54,4), 17'sinde takipne (%25) idi. COVID-19 PCR pozitif ve negatif çocuklar arasında; nötrofil sayısı, NLO ve OTH COVID-19 PCR pozitif çocuklarda istatistiksel anlamlı olarak yüksek bulunmuştur (p 0,05). Sonuç: Çalışmamızda artmış nötrofil sayısı ve NLO ile azalmış lenfosit sayısı COVID-19 hastalığının klinik şiddetiyle ilişkili bulundu. Bu parametrelerin COVID-19 hastalığının ciddiyetini öngörmede iyi birer belirteç olarak kullanılabileceği düşünülmektedir. OTH değeri ise COVID-19 PCR pozitif vakalarda anlamlı olarak yüksek bulunmuş olsa da hastalığın klinik şiddeti ile anlamlı ilişkisi bulunmadı. Bu nedenle OTH'nin, hastalığın klinik seyri ile ilgili iyi bir prognostik prediktör olmadığı sonucuna ulaşıldı.