Prostat kanseri hastalarında radikal prostatektomi sırasında tek taraflı pelvik lenf nodu diseksiyonu yapılmasının yeterliliğinin değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ETLİK ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ABDUL SAMET ERKARTAL
Danışman: Hasan Nedim Göksel GÖKTUĞ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Çalışmamızda amacımız onkolojik sonuçlardan ödün vermeden prostat kanseri nedeniyle radikal prostatektomi planlanan hastalarda tek taraflı lenf nodu diseksiyonunun yeterliliğini araştırmak ve bu konuda literatüre katkı sağlamaktır. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya Etlik Şehir Hastanesi Üroloji Kliniği'nde Eylül 2022- Mart 2025 tarihleri arasında prostat kanseri tanısı alan 37 hasta dahil edildi. Hasta verileri retrospektif incelendi. Hastaların yaş, PSA düzeyi, D'Amico risk sınıflaması, ISUP grade gruplaması, tümör tarafı (sağ, sol, bilateral), tümör yüzdesi, tümör evresi ve tuşe bulguları kaydedildi. TRUS biyopsi Gleason skorları, PET ile saptanan prostat tutulum yönü ve lenf nodu tutulum tarafı (tek, çift; sağ, sol, bilateral) incelendi. Bulgular: Çalışmaya dahil edilme ve dışlanma kriterlerine göre toplam 37 hasta analiz edildi. Yaş ortalaması 68 yıl olup, yaş aralığı 50–76 yıl arasında değişmektedir. PSA düzeyleri incelendiğinde, olguların %27'sinde <10 ng/mL, %32,4'ünde 10–20 ng/mL aralığında ve %40,5'inde ≥20 ng/mL değerleri saptanmıştır. D'Amico risk sınıflamasına göre hastaların %24,3'ü orta risk grubunda yer alırken, %75,7'si yüksek risk grubunda bulunmuştur. ISUP Grade dağılımına bakıldığında ise hastaların %5,4 nün ISUP Grade 1, %32,4 'nün ISUP Grade 2-3 ve %62,2'sinin ISUP Grade 4–5 dereceli tümör özellikleri sergilediği belirlenmiştir. 37 hastalık popülasyondaki hastaların tamamı pN1 kapsamındadır. Tek taraflı lenf nodu pozitifliği saptanan 26 hastanın %32'sinde PSA <10 ng/mL, %42,3'ünde PSA 10–20 ng/mL ve %26,9'unda PSA ≥20 ng/mL bulunmuştur. Bilateral lenf nodu pozitifliği saptanan 11 hastada ise dağılım farklılık göstermekte olup, %18,2'sinde PSA <10 ng/mL, %9,1'inde PSA 10–20 ng/mL ve %72,7'sinde PSA ≥20 ng/mL değerleri tespit edilmiştir. Özellikle PSA ≥20 ng/mL grubunda bilateral lenf nodu tutulumunun belirgin şekilde daha yüksek oranda görüldüğü dikkati çekmektedir. Tek taraflı lenf nodu saptanan 26 hastanın %3,8'i ISUP Grade 1, %38,5'i orta ISUP Grade 2-3 ve %57,7'si ISUP Grade 4–5 dereceli tümör grubunda yer almaktadır. Bilateral lenf nodu saptanan 11 hastada ise %9,1' i düşük, %18,2 'si orta ve %72,7'si yüksek dereceli tümör özellikleri göstermektedir. Oranlar incelendiğinde bilateral lenf nodu tutulumunda yüksek ISUP derecelerinin daha fazla olduğu dikkati çekmektedir. ISUP Grade 4-5 olgularda pozitif lenf nodlarının genellikle tümör ile aynı tarafta bulunduğu gözlenmiştir. Prostatta tek taraflı tümör saptanan 11 hastanın tamamında (%100) lenf nodu tutulumunun da tek taraflı olduğu izlenmiştir. Bilateral tümörü olan 26 hastada ise lenf nodu dağılımı farklılık göstermekte olup, %57,7'sinde tek taraflı, %42,3'ünde ise bilateral lenf nodu tutulumu tespit edilmiştir. Dijital rektal muayene ile saptanan tümör yönü ile lenf nodu tutulum lokalizasyonunun yüksek düzeyde uyumlu olduğunu göstermektedir. PSMA PET/BT ile saptanan prostat tutulum yönü ile lenf nodu tutulum yönü arasında anlamlı bir ilişki bulundu (p=0,00). Tek taraflı prostat tutulumu olan olgularda metastatik lenf nodu yönünün büyük ölçüde aynı tarafı takip ettiğini görülmüştür. Sonuç: Dijital rektal muayenede prostatın tek lobunda nodül saptanması, biyopsi ile tek taraflı ISUP Grade 4-5 tümör varlığının doğrulanması, PSMA PET/BT'de tek taraflı tutulumun gösterilmesi ve MRG'de tek taraflı PI-RADS 4–5 lezyon bulunması durumunda, dominant prostat lobu belirlenerek güvenli bir şekilde ipsilateral ePLND uygulanabileceği kanaatindeyiz. Bu şekilde seçili hastalarda unilateral ePLND yapılarak vaka süresinde kısalma ve komplikasyon oranlarında azalma sağlanabileceğine inanıyoruz. Bu alanda daha fazla hasta sayısı ile prospektif, daha uzun takip süreleri içeren çalışmalara ihtiyaç vardır.