İlk kez hemodiyalize alınan hastaların etyolojik, demografik ve laboratuar verileri ile sağ kalımlarının retrospektif olarak değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL BAKIRKÖY PROF. DR. MAZHAR OSMAN RUH SAĞLIĞI VE SİNİR HASTALIKLARI SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2019
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: KUBİLAY KARABOYUN
Danışman: Mürvet YILMAZ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:AMAÇ: Akut böbrek hasarı (ABH) ve kronik böbrek hastalığı (KBH) mortalite oranları yüksek hastalıklardır. Hemodiyaliz, renal replasman tedavisi gerektiren ABH'da ve son dönem böbrek yetersizliği hastalarında hayat kurtarıcı bir tedavi yöntemidir. İlk kez hemodiyalize alınan hastaların etyolojik, laboratuar ve klinik durumları ile mortalite oranları ve bu mortaliteye etkili faktörlerin belirlenmesi ayrıca ABH olan hastalar ile KBH olan hastaların karşılaştırılması amaçlandı. MATERYAL VE METHOD: Retrospektif olarak yapılan çalışmaya hastanemiz Hemodiyaliz Ünitesinde, Eylül 2016-Eylül 2017 tarihleri arasında ilk kez hemodiyalize alınan 229 hasta alındı. Hastaların sosyo-demografik özellikleri, diyalize alındıkları güne ait laboratuar tetkikleri hasta veri sisteminden bulundu. Diyaliz tedavisine başladıktan sonraki 3. ayda ve 1. yıl sonunda hastaların sağ kalımı araştırıldı. Yaşayan hastaların böbrek hastalığı durumları, ölen hastaların ölüm sebepleri saptandı. Hastalar demografik, klinik ve laboratuar verileri, diyaliz endikasyonları, 3 aylık ve 1 yıllık sağ kalımları açısından değerlendirildi. Hastalar diyalize alındıkları zamanki böbrek yetmezliği durumuna göre ABH (Grup 1) ve KBH (Grup 2) olarak iki gruba ayrıldı. Grup 1 ile Grup 2 hastaları aynı bulgular açısından karşılaştırıldı. Ayrıca hastalarda sağkalımla ilişkili faktörler değerlendirildi. BULGULAR: Hastaların %58.8'i (n=133) erkek, %41.92'si (n=96) kadın, yaş ortalaması 61.54 yıl saptandı. Hastaların en sık diyalize alınma sebepleri hipervolemi (%38.8) ve üremik bulgular (%22.7) idi. Damar erişim yolu olarak sıklıkla tünelsiz juguler kateter (%60.26) kullanıldı. %85.15 hastada diyalize bağlı herhangi bir komplikasyon görülmedi. Kateter enfeksiyonu %6.55 hastada saptandı. Kırkdokuz (%21.40) hasta ilk 3 ay içinde, 73 (%31.88) hasta ilk 1 yıl içinde eksitus oldu. En sık ölüm sebebi sepsisti. Grup 1, hastaların %27.51'ini (n=63), Grup 2 %67.69'unu (n=155) oluşturdu. Her iki grup hastaların yaşları ve diyalize başlandığı tarihteki ejeksiyon fraksiyonları ve diyastolik kan basınçları benzer, sistolik kan basınçları ABH grubunda daha düşük bulundu (p<0.001). KBH grubunda üre, sodyum ve PTH değerleri daha yüksek (p=0.025; p=0.003; p<0.001), kalsiyum değerleri daha düşük (p=0.034) idi. Diğer laboratuar verileri açısından iki grup arasında fark saptanmadı. İlk 3 ayda ve 1. yılda eksitus olanlar daha yaşlı idi. Eksitus olan hastaların ejeksiyon fraksiyonları, diyalize giriş sistolik kan basınçları ve kreatinin değerleri daha düşük, potasyum değerleri daha yüksek bulundu. SONUÇ: Günümüzde halen pek çok hasta ABH ve KBH nedeniyle hemodiyalize alınmaktadır. Hipervolemi ve üremik bulgular en sık diyalize alınma sebepleridir. ABH veya KBH nedeniyle diyalize alınan hastalarda özellikle yaşlı hastalarda mortalite yüksektir. En sık mortalite sebebi sepsistir. Bu nedenle böbrek yetmezliği olan özellikle yaşlı hastalarda enfeksiyonlarla etkin bir şekilde mücadele edilmelidir.