Demir eksikliği anemisi ile başvuran reprodüktif dönem kadın hastalarda çölyak prevalansı
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANTALYA SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2024
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: OZAN PALAK
Danışman: Ayhan Hilmi ÇEKİN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Kronik, inflamatuar, otoimmun bir hastalık olan Çölyak hastalığı multisistemik bir hastalıktır. Çölyak hastalığının global seroprevalansı %1,4, biyopsi ile tanı almış Çölyak hastası prevalansı ise %0,7 olarak bildirilmiştir. Tipik malabsorsiyon bulguları dışında birçok farklı klinik tablo ile hastalar karşımıza gelebilir. Bunlardan en sık görülen durum demir eksikliği anemisidir. Reprodüktif çağ kadın hastalardaki demir eksikliği anemisi klinik pratikte sıklıkla menstrüel siklus ilişkili kronik demir ve kan kaybına bağlanmaktadır. Bu tezde özellikle nedeni belirlenmemiş olan 18 yaş üzeri reprodüktif dönem kadın hastalarda Çölyak prevalansını değerlendirilmiştir. Bununla birlikte bu hasta grubunda Çölyak hastalığı tanısının akla gelmesinin önemi vurgulanmaya çalışılmıştır. Yöntem: Bu tez Sağlık Bilimleri Üniversitesi Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde tek merkezli, hastane tabanlı, retrospektif olarak planlanmıştır ve Helsinki Bildirgesi kararlarına, etik kurallara uygun olarak yürütülmüştür. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları ve Gastroenteroloji polikliniklerine demir eksikliği anemisi ile başvuran doğurganlık çağı kadınlardan 467 kadın hasta çalışmaya dahil edilmiştir. Hastaların hepsi 18 yaş üzeri ve premenopozal kadınlardan seçilmiştir. Belirgin kan kaybı, kronik hastalığı, hematolojik hastalığı, düzenli kan bağışı yapan, demir eksikliği anemisinin gastrointestinal etiyolojisi olan hastalar dahil edilmemiştir. Hastaların rutin olarak biyokimya, hemogram ve Çölyak hastalığı seroloji tetkik sonuçları incelenmiştir. Seroloji pozitifliği olan hastalarda ise üst gastrointestinal sistem endoskopik değerlendirmesi patoloji raporları incelenmiştir. Bulgular: Seçilmiş olan popülasyonun yaş ortalaması 34,39±8,96 olarak izlenmiştir. Hastaların 41 tanesinde (%8,77) en az bir antikor (anti-tTG IgA, anti-EMA IgA) pozitifliği görülmüştür. Hastaların 15 tanesine (%3,21) biyopsi yapılmış; 10 tanesinde (%2,14) Çölyak hastalığı uyumlu histopatolojik değişiklikler saptanmış olduğu izlenmiştir. Bu 10 hastada 1 hasta Tip-2, 4 hasta Tip-3A, 4 hasta Tip-3B, 1 hasta ise Tip-3C olarak değerlendirilmiştir. Verilerin istatiki analizi sonucunda serum demirinin Çölyak hastalığı tanısı konmuş olan hasta grubunda Çölyak hastalığı olmayan hastalara göre daha düşük olduğu (p=0,045) serum total IgA düzeyinin ise Çölyak hastalığı olanlarda Çölyak hastalığı olmayanlara göre daha yüksek seviyede (p=0,023) seyrettiği tespit edilmiştir. Sonuç: Çölyak hastalığı kronik, inflamatuvar, otoimmun bir hastalıktır ve multisistemik semptom ve bulgular ile karşımıza gelebilmektedir. Demir eksikliği anemisi dünyada aneminin en sık rastlanan nedenlerinden birisidir ve hastaların hayat kalitesi ve toplumsal olarak ortaya çıkan iş gücü kaybı da düşünüldüğünde önemli bir sağlık sorunudur. Çalışmamızda Çölyak hastalığı seroprevalansı literatür ile kıyaslandığında daha yüksek saptanmıştır. Reprodüktif çağ kadın hastalar sıklıkla demir eksikliği anemisi teşhisi almaktadır ve reprodüktif dönem kadınlarda demir eksikliği anemisi saptandığında etiyoloji olarak Çölyak hastalığı akla gelmelidir. Özellikle nedeni saptanmamış ve replasman tedavilerine yanıtsız vakalarda Çölyak hastalığı ihtimalinin atlanmaması gerekliliği bu tez sonuçlarınca önerilmiştir. Anahtar kelimeler: Çölyak hastalığı, anemi, demir eksikliği anemisi