Kardiyak reoperasyon yapılan hastalarda kanülasyon stratejisinin erken mortalite ve morbidite üzerine etkisi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL MEHMET AKİF ERSOY GÖĞÜS KALP VE DAMAR CERRAHİSİ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2021
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ZİHNİ MERT DUMAN
Danışman: Ersin KADİROĞULLARI
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Kardiyak reoperasyonlar teknik zorluklar nedeni ile yüksek mortalite ve morbidite ile seyreder. Resternotomi ve perikardiyal diseksiyon esnasında sağ ventrikül, asendan aorta ve açık koroner arter bypass greftleri gibi hayati yapıların zarar görme potansiyelinin olması ve bu yaralanmaların katastrofik sonuçları zorlu bir durumdur. Gelişebilecek komplikasyonların oluşumunu azaltmak büyük önem kazanmaktadır. Bu nedenle uygulanan koruyucu cerrahi stratejilerden biri de resternotomi öncesi periferik kanülasyon ile kardiyopulmoner bypassa başlayıp kalbi dekomprese etmektir. Majör kardiyak yaralanma açısından koruyucu olduğu düşünülen bu stratejinin olumsuz tarafı, daha uzun süren kardiyopulmoner kullanımıdır. Yapılan literatür çalışmasında gördüğümüz üzere kardiyak reoperasyonlarda santral veya periferik kanülasyon yöntemlerinin kullanılmasının avantajları ve dezavantajları açısından ciddi görüş ayrılıkları mevcuttur. Çalışmamızın amacı, kardiyak reoperasyonlarda, sternal giriş riskini azaltan periferik kanülasyon yöntemi ile santral kanülasyon yöntemini erken mortalite ve morbidite oranları açısından karşılaştırmaktır. Gereç ve Yöntem: Tek merkezli, retrospektif çalışmamıza Kasım 2010- Eylül 2020 tarihleri arasında kardiyak reoperasyon geçiren 257 hasta dahil edilmiştir. Kardiyak reoperasyon geçiren hastalar kanülasyon stratejisine göre iki gruba ayrılmıştır. Birinci grup santral kanülasyon yöntemi ile opere edilen hastalardan, ikinci grup periferik kanülasyon yöntemi ile opere edilen hastalardan oluşturulmuştur. Hastaların preoperatif, intraoperatif ve postoperatif dönem verileri kayıt altına alınmıştır. İki grup, demografik veriler, preoperatif medikal veriler, intraoperatif değişkenler ve postoperatif takip parametreleri açısından karşılaştırılmıştır. Bulgular: Çalışmaya katılan olguların yaşları 18 ile 78 arasında değişmekte olup ortalama yaş 53.63±14,21 olarak saptanmıştır. Hastaların %51,7'si (n=133) kadın ve %48,2'si (n=124) erkek olduğu tespit edilmiştir. Çalışmaya alınan kardiyak reoperasyon hastalarında ilk kez kardiyak reoperasyon geçiren 223 hasta tespit edilmiş olup tüm hastaların %86,7 sini oluşturmaktadır. 34 (%13,3) hasta ise birden fazla defa kardiyak reoperasyon geçirmiştir. Grupların demografik verileri arasından istatistikseller olarak anlamlı bir fark tespit edilmemiştir. Grup 1'de KPB süresi Grup 2'ye göre istatistiksel olarak anlamlı derecede kısa bulunmuştur (136,9 ± 52,1 dk vs. 156,5 ± 76,3 dk; p:0.021). Her iki grupta kross klemp süreleri ve majör kardiyak yaralanma oranları açısından anlamlı bir fark tespit edilmemiştir (Sırasıyla 86,94 ±43,49 dk vs. 96,53 ± 53,142 dk, p: 0,141; 4 vs. 6, p: 0,935). Erken mortalite açısından Grup 1 ve Grup 2 hastaları arasında anlamlı bir fark saptanmamıştır (10 vs 27, p:0,058). Grup 1'de uzamış ventilasyon ve akut böbrek yetmezliğinin Grup 2'ye göre istatistiksel olarak daha az görüldüğü tespit edilmiştir (Sırasıyla: 33 vs. 67, p:0,032; 25 vs. 64, p:0,032). Grupların postperatif değerlendirilmelerinde hastane kalış süreleri, revizyon gereksinimi, postoperatif atrial fibrilasyon gelişimi açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark tespit edilmemiştir (Sırasıyla: 11 vs. 14 gün, p:0,234; 19 vs. 39, p:0,136; 13 vs. 16, p:0,677). Çalışmaya alınan 257 hastanın 37 (%14,39)'sinde erken mortalite gerçekleştiği belirlenmiştir. Logistic regresyon analizi yapıldığında; pulmoner arter basıncı yüksekliği, birden fazla kardiyak operasyon öyküsü, fonksiyonel sınıflamada NYHA Class 3-4, ilk kardiyak operasyonun izole koroner arter bypass greft ve mevcut reoperasyonun izole triküspit kapak cerrahisi olmuş olması reoperasyonlarda erken mortaliteyi arttırdığı bulunmuştur. Sonuç: Çalışmamızda santral kanülasyon yöntemi ile kardiyopulmoner bypass sürelerini daha kısa tutarak opere edilen hastalarda mortalite istatistiksel olarak azalmasa da postoperatif morbiditenin periferik kanülasyon ile opere edilen hastalara göre daha az olduğu görülmüştür. Buna rağmen periferik kanülasyonu, kardiyopulmoner bypass olmaksızın resternotomi yapmanın çok riskli olduğu düşünülen hasta grupları ile hemodinamik şok veya kardiyak elektriksel instabilite gibi hızlıca kardiyopulmoner bypassa başlama gereksinimi olan hasta gruplarında güvenle kullanılabileceğini düşünmekteyiz. Anahtar Kelimeler: Reoperasyon, kalp cerrahisi, kanülasyon, kardiyak yaralanma