Yüzde yetmiş parsiyel hepatektomi yapılan sıçanlarda kalsiyum dobesilatın karaciğer rejenerasyonuna etkisi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, KOCAELİ DERİNCE SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2020
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: GİZEM FIRTINA
Danışman: Hamdi Taner TURGUT
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:GİRİŞ VE AMAÇ: Karaciğer tüm sistemleri ilgilendiren önemli metabolik fonksiyonları olan bir organdır. Parsiyel hepatektomi(PH), karaciğerin primer ve sekonder tümörlerinin tedavisinde ayrıca canlı vericili karaciğer transplantasyonunda yaygın olarak uygulanmaktadır. Rezeksiyon sonrası karaciğer yetmezliği insidansı %0-32 arasında değişmektedir. Prosedüre bağlı mortalitede ana nedenlerden biri, postoperatif karaciğer yetmezliğidir(%18-75). PH sonrası karaciğer rejenerasyonu, inflamatuar sinyal moleküllerinin aktivasyonu ve oksidatif stresin indüklenmesi ile ilişkilidir. Rejenerasyona destek mekanizmalarından biri de antioksidan savunma sistemleridir. Daha önce antioksidan özellikleri olan ajanlarla yapılan çalışmalarda hepatik rezeksiyon sonrası karaciğer rejenerasyonuna olumlu katkılarının olduğu bildirilmiştir. Anjioprotektif ve antioksidan etkili kalsiyum dobesilatın(KD), karaciğer rejenerasyonuna olumlu etkileri olabileceği düşünüldü. Bildiğimiz kadarıyla KD'nin hepatektomi sonrası rejeneratif kapasite üzerine etkileri hakkında yapılmış bir çalışma yoktur. Çalışmamızda, PH sonrası KD'nin karaciğer rejenerasyon kapasitesi ve antioksidan yol üzerine etkilerinin değerlendirilmesi amaçlandı. GEREÇ VE YÖNTEM: Çalışmada ağırlıkları 250-350 gram arasında değişen, 36 adet Spraque Dawley erkek sıçan kullanıldı. Sıçanlar randomize olarak her biri 9 sıçandan oluşan 4 gruba ayrıldı. Grup 1: Kontrol grubu: PH + Salin(2 gün) Grup 2: Kontrol grubu: PH + Salin(7 gün) Grup 3: Çalışma grubu: PH + KD(100mg/kg/gün) (2gün) Grup 4: Çalışma grubu: PH + KD(100mg/kg/gün) (7gün) Parsiyel hepatektomi sonrası çıkarılan karaciğer ağırlıkları tartılarak kaydedildi. Belirtilen günlerin sonunda relaparotomi uygulandı, abdominal aortadan biyokimyasal inceleme için kan alındıktan sonra sıçanlar sakrifiye edildi. Remnant karaciğer dokuları tartılıp ağırlıkları kaydedildi. Oksidatif hasar ve karaciğer rejenerasyonunu değerlendirmek için biyokimyasal, histopatolojik ve immunohistokimyasal yöntemler kullanıldı. BULGULAR: Serum süperoksit dismutaz(SOD) düzeyi kontrol grupları(2. ve 7.gün) arasında istatistiksel anlamlı farklılık yoktu(Sırasıyla 3,69 ± 0,48 vs 4,75 ± 2,75; p:0,13). Tedavi ve çalışma grupları karşılaştırıldığında hem 2 hem de 7 gün KD verilen gruplarda serum SOD düzeyi düşük ölçülmesine rağmen aradaki fark istatistiksel anlamlı değildi(p:0,50). Karaciğer doku SOD düzeyi ölçümünde kontrol grupları(2. ve 7.gün) arasında istatistiksel anlamlı farklılık vardı.(Sırasıyla 2,20 ± 0,59 vs 1,20 ± 0,30; p:0,001). Tedavi verilen(2. ve 7.gün KD) gruplarda kontrol gruplarına göre istatistiksel anlamlı farklılık olacak şekilde doku SOD düzeyi daha yüksekti(p:0,03). Serum glutatyon(GSH) düzeyi açısından kontrol, tedavi grupları ve bu grupların birbirleriyle karşılaştırılmasında istatistiksel anlamlı farklılık saptanmadı(sırasıyla p:0,14 vs 0,66). Karaciğer doku GSH değeri kontrol gruplarında ve bu grupların çalışma gruplarıyla karşılaştırılmasında tüm gruplar arasında istatistiksel anlamlı farklılık saptanmadı. Lipid peroksidasyonunun göstergesi olan malondialdehit(MDA) düzeyinin serumdaki ölçümlerinde kontrol grupları arasında istatistiksel farklılık yoktu(p:0,73). KD verilen gruplarda kontrol gruplarına göre günden bağımsız olarak serum MDA düzeyi daha düşük saptandı. Ancak aradaki fark istatistiksel anlamlı değildi(p:0,22). Doku MDA düzeyinin kontrol gruplarında 2.günden 7.güne azaldığı gösterildi(p:0,001). Hem 2.gün hem de 7.günde çalışma gruplarında kontrol gruplarına göre MDA düzeyi istatistiksel anlamlı olmak üzere yüksekti(p:0,001) Kontrol grupları arasında 7.günde rejenerasyon oranı(RO) daha yüksek olmasına rağmen fark istatistiksel anlamlı değildi(p:0,66). 2.günde KD verilen grupta kontrol grubuna göre RO yüksek ve istatistiksel olarak da bu farklılık anlamlı saptandı(p<0,001). 7.gündeki çalışma ve kontrol grupları karşılaştırıldığında yine KD tedavisi verilen grupta kontrol grubuna göre yüksek saptanmasına rağmen istatistiksel anlamlı fark saptanmadı(p:0,667). RO, KD verilen 2.gün grubunda 7.gün grubuna göre istatistiksel anlamlı yüksek bulundu(p<0,001). Histopatolojik değişiklikler Suzuki Skorlama Sistemi'ne göre derecelendirildiğinde; sinüzoidal konjesyon çalışma gruplarında yok(%56,5) veya hafif(%44,4), kontrol gruplarında ise orta(%50) veya şiddetli(%50) düzeyde gözlendi(p<0,001). KD verilen gruplarda vakuolizasyon ve nekroz hiç gözlenmedi(Sırasıyla <0,001 vs 0,034). Apopitotik indeks(Aİ), kontrol gruplarında çalışma gruplarına göre anlamlı düzeyde yüksekti(p<0,001). Kontrol grupları arasında Aİ için 2. ve 7.günde anlamlı farklılık saptanmazken(p:0,667), çalışma grupları kendi aralarında değerlendirildiğinde 7.günde Aİ istatistiksel anlamlı olmak üzere daha düşük bulundu(p:0,006). Proliferasyonu değerlendirmek için kullanılan Ki67 ekspresyonu hem 2.günde hem de 7.günde KD tedavisi verilen gruplarda verilmeyen gruplara göre; tedavi alan gruplarda ise 7.günde 2.güne göre istatistiksel anlamlı yüksekti(p:0,006). SONUÇ: PH'de KD verilmesi ile artan doku SOD düzeyi, bu tedavinin kısmen antioksidan sisteme destek verdiğini göstermektedir. Ancak çalışmamızda oksidatif hasarı değerlendirmede kullanılan diğer parametrelerin(GSH,MDA) doku ve serum düzeyinin, antioksidan maddelerle elde edilen bilinen sonuçlara göre kısmen zıt olduğu görülmüştür. Bu farklı bulguların nedeni çalışmamızda ortaya konulamamıştır. Gruplar arası RO farkının KD'dan kaynaklandığı ve KD'nin karaciğer rejenerasyonuna katkısı olduğunu düşündürmektedir. Işık mikroskobisi altında histopatolojik incelemede sinüzoidal konjesyonun ve vakuolizasyonun KD tedavisi ile azaldığı, KD tedavisinin PH sonrası karaciğerin daha normal histolojiyle rejenerasyonunda faydalı olabileceğini ve karaciğer dokusu üzerinde koruyucu etkisi olabileceğini desteklemektedir. KD'nin, PH sonrası meydana gelen apopitoz eğilimini baskılamada etkin olduğu ve böylece rejenerasyona belirgin katkısı olduğu görülmüştür. KD tedavisi ile Ki67 ekpresyonu artmaktadır. Bu nedenle KD; doku onarımını, hücre proliferasyonunu arttırmakta ve rejenerasyonu desteklemektedir. Anahtar Kelimeler: Kalsiyum dobesilat, karaciğer rejenerasyonu, oksidatif hasar, parsiyel hepatektomi, deneysel.