Tiroid fonksiyon bozukluklarının koroner arter hastalığının gelişimine etkisi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, DİYARBAKIR GAZİ YAŞARGİL SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2024
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: YUNUS BAĞCI
Danışman: Halit DİRİ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Giriş ve Amaç: Kardiyovasküler sistem (KVS) hastalıkları, dünya genelinde başta gelen ölüm nedenleri arasındadır. KVS hastalıklarında ölüme en sık neden olan hastalık koroner arter hastalığı (KAH) olarak kabul edilmektedir. KAH risk faktörleri her zaman araştırmacılar için ilgi çekmiştir. Kabul görmüş aile öyküsü, sigara içimi, diabetes mellitus, hipertansiyon, dislipidemi, hareketsiz bir yaşam tarzı, ileri yaş, cinsiyet ve obezite gibi risk faktörlerinin yanında riski arttırdığı düşünülen faktörler vardır. Bunları kronik böbrek yetmezliği, non-alkolik yağlı karaciğer, sistemik inflamasyona neden olan romatoid artrit, sistemik lupus eritematozis ve inflamatuar bağırsak hastalığı (İBH) gibi kronik hastalıklar, AIDS ve tiroid hastalıkları (hipotiroidi, hipertroidi) şeklinde sıralayabiliniz. Biz bu çalışmamızda KAH gelişiminde tiroid fonksiyon bozukluklarının etkisini araştırmayı hedefledik. KAH gelişiminde tiroid fonksiyon bozukluğunun riski arttırıp arttırmadığını ve arttırıyorsa, şiddeti üzerinde etkisi olup olmadığını araştırdık. Gereç ve Yöntem: Retrospektif ve tek merkezli olarak tasarladığımız araştırmamıza, Ocak 2021 ile Ocak 2023 tarihleri arasında Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde KAH ön tanısıyla ilk kez koroner anjiyografi (KAG) yapılan hastalar, hastane bilgi sisteminden taranarak dahil edildi. Bu hastalar, tiroid fonksiyon bozukluğu olan ve olmayan hastalar şeklinde iki ana gruba ayrıldı ve KAG sonuçları açısından karşılaştırıldı. Tiroid fonksiyon bozukluğu olan ya da daha önce tiroid fonksiyon bozukluğu olup tedavi gören hastalar hipotiroidi ve hipertiroidi alt gruplarına dahil edilirken, tiroid fonksiyon bozukluğu olmayan hastalar kontrol grubu olarak kabul edildi. Çalışmamıza dahil etme kriterleri, 18 yaş üstü olmak, KAH ön tanısıyla ilk kez KAG yapılmış olmayı belirledik. Dışlanma kriterleri olarak 18 yaş altı hastalar, KBY veya hemodiyaliz hastaları, ciddi kalp yetmezliği bulunan hastalar, ilerlemiş KOAH tanılı hastalar, son bir yılda Covid-19 pnömonisi geçirmiş olan hastalar, karaciğer sirozu tanılı hastalar, solid organ ve hematolojik malignitesi olan hastalar, koroner bypass cerrahisi geçirmiş olan hastalar ve akut veya kronik enfeksiyonu olan hastalar belirlendi. Bulgular: Çalışmamıza 231'i hipertiroidili, 51'i hipotiroidili olmak üzere toplam 282 tiroid fonsiyon bozukluklu hastaya ek olarak tiroid hastalığı olmayan ilk 288 hasta kontrol grubu olarak alındı. Çalışmamızda hipotiroidi ve hipertiroidi hastalar ile kontrol grubu karşılaştırıldığında koroner arter hastalığının varlığı, sıklığı veya şiddeti açısından gruplar arasında istatiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamıştır (Tablo 12). Sonuç: Araştırmamızda, daha önce kanıtlanmış olan yaş, cinsiyet, hipertansiyon, diyabet mellitus ve obezite gibi risk faktörlerinin, koroner arter hastalığının (KAH) gelişimi ve şiddeti üzerindeki olumsuz etkileri yeniden doğrulanmıştır. Ancak, hipertiroidizm ve hipotiroidizm ile koroner arter hastalığı gelişimi arasında anlamlı bir risk artışı gözlemlenmemiştir.