Primer immün yetmezlikli hastalarda alerjik hastalıklar
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İZMİR DR. BEHÇET UZ ÇOCUK HASTALIKLARI VE CERRAHİSİ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: MESUT ZENCİRCİ
Danışman: Ferah GENEL
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Giriş ve Amaç: Primer immün yetmezlikler (PİY), tekrarlayan enfeksiyonlar, otoimmünite, lenfoproliferasyon, inflamasyon, büyüme geriliği, alerji ve maligniteye yatkınlık ile karakterizedir. Astım, alerjik rinit, atopik dermatit ve besin alerjileri gibi alerjik hastalıklar, ilk prezantayon bulgusu olabilmektedir. Çalışmamızda PİY'li hastalarda eşlik eden alerjik hastalıkları değerlendirerek sıklığını belirlemek ve alerjik hastalıkların eşlik etmesinin tanı ve prognoz sürecine etkisini değerlendirmek amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Sağlık Bilimleri Üniversitesi İzmir Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Alerji ve İmmünoloji Bölümü'nde takip edilen, Avrupa İmmün Yetmezlikler Derneği'nin (ESID) tanı kriterlerine göre PİY tanısı alan ve tanısı genetik olarak doğrulanan 0-18 yaş arası hastalar retrospektif olarak değerlendirildi. Bulgular: PİY tanısı konulan 252 hasta içinde alerjik bulgusu olan 109 (%43,3) hasta saptandı. Alerjik hastalığı olan PİY'li hastaların ortanca değer olarak ilk yakınma yaşı 12 ay (5,0-24,0), alerjik bulguların başlangıç yaşı 30 ay (12,0-70,5), PİY tanı yaşı 48 ay (16,0-88,0), PİY tanı gecikmesi 24 ay (8,0-46,0) olarak belirlendi. Alerjik bulguların ortaya çıkma zamanı değerlendirildiğinde olguların %76,1'inde bulguların tanı esnasında veya öncesinde başladığı görüldü. IUIS sınıflamasına göre PİY tanı grupları arasında alerjik hastalık görülme sıklığı yönünden anlamlı farklılık mevcut olup %67,1 ile en yüksek oranda antikor eksikliğinde izlendi. Takiben kombine immün yetmezlikte (KİY) %51,2, sendromik kombine immün yetmezlikte (sendromik KİY) %24,7, immün disregülasyonda %26,7, fagositer sistem defektinde %29,4, doğal immün sistem defektinde %33,3 ve kompleman sistem eksikliğinde %20 oranında alerjik hastalık saptandı. Alerjik hastalık görülen PİY hastalarının genetik mutasyonlarında, en sık TACI mutasyonu saptanmış olup alerjik hastalık sıklığı %70,4 iken, DOCK8 mutasyonu olan 18 hastanın tamamında alerjik hastalık tespit edildi. Alerjik hastalıkların dağılımı değerlendirildiğinde %31,3 astım, %19,8 alerjik rinit, %11,1 atopik dermatit, %6,7 besin alerjisi belirlendi. Anafilaksi, ilaç alerjisi ve kronik ürtiker düşük oranlarda saptandı. PİY tanı gruplarında alerjik hastalıkların görülme sıklığı yönünden anlamlı farklılık olup antikor eksikliği hastalarında astım ve alerjik rinit gelişme riski diğer gruplara göre istatistiksel olarak anlamlı yüksek bulundu (p<0,05). Atopik dermatit sıklığı KİY'de %41 tespit edilerek, diğer tüm PİY gruplardan anlamlı düzeyde yüksek saptandı (p<0,05). Besin alerjisi sıklığı, antikor eksikliği ve KİY grubunda, sendromik KİY grubuna göre anlamlı düzeyde daha yüksek idi (p<0,05). Astım, atopik dermatit ve besin alerjisi gruplarında total immünoglobulin E (IgE) ve eozinofil sayısı alerjisi olmayan hastalara göre anlamlı düzeyde yüksek iken alerjik rinit olgularında anlamlı fark olmadığı görüldü. Alerjik hastalığı olan hastalar alerjen duyarlanmaları açısından değerlendirildiğinde yapılan deri testlerinin %25,5'inde ve spesifik IgE ölçümlerinin %28,6'sında en az bir alerjene duyarlanma saptandı. Duyarlanma varlığı açısından PİY tanı grupları arasında istatiksel anlamlı farklılık saptanmadı. Analiz yapılan hastaların %17,8'inde en az bir aeroalerjen duyarlanması görülürken, %16,4'ünde en az bir besin duyarlanması tespit edildi. Aeroalerjenlerin %53,8'i iç ortam, %46,2'si ise dış ortam alerjenleriydi. Besin duyarlanması görülen hastaların %75'inde çoklu duyarlanma tespit edilirken, sıklık sırasına göre sırasıyla inek sütü, yumurta akı, yumurta sarısı ve buğday duyarlanmaları görüldü. PİY tanı gruplarına göre dağılımında KİY'te besin duyarlanması varlığı (%50) diğer gruplara göre istatiksel anlamlı yüksek saptandı. İntra venöz immunoglobulin (İVİG) kullanımı, alerjik hastalığı olan olgularda istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek belirlendi (p<0,001). Diğer tedaviler yönünden anlamlı fark izlenmedi. Alerjik hastalığı olanlarda %30,4 enfeksiyöz komplikasyon, %9,8 otoimmünite-inflamasyon ve %5,4 malignite saptandı. Alerjik hastalığı olanlarda olmayan hastalara göre enfeksiyöz komplikasyon sıklığı anlamlı yüksek iken mortalite oranları yönünden fark izlenmedi. Alerjisi olan PIY'li hastaların %48,6'sında birden fazla alerjik hastalık saptandı ve antikor eksikliği grubunda çoklu alerjik hastalık görülme riskinin daha fazla olduğu belirlendi. Alerjik hastalıklı PİY olgularında atopik dermatitli hastalarda exitus oranı en yüksek iken alerjik rinitli olgularda en düşük olarak saptandı (p<0,05). Sonuç: Alerjik hastalıklar PİY'li olgularda sık görülmektedir ve yaklaşık dörtte üçünde bulgular PİY tanısı öncesi başlamaktadır. Bu nedenle alerjik hastalığı olan olguların erken tanısı uygun tedavi ile komplikasyonların gelişiminin engellenmesi ve yaşam kalitesinin arttırılması açısından önemlidir. PİY olgularında alerjik bulguların ortaya çıkmasında etkin olan mekanizmaların ortaya konması tanı ve tedavi sürecinin iyileştirilmesinde, hedefe yönelik tedavilerin geliştirilmesinde önemli rol oynayacaktır. Anahtar Kelimeler: Alerji, primer immün yetmezlik, astım, atopik dermatit, alerjik rinit, besin alerjisi, spesifik IgE, prick testi