Laringeal neoplazilerde potansiyel bir biyobelirteç olarak serum oncostatin-M düzeyinin araştırılması


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL HAYDARPAŞA NUMUNE SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, KULAK BURUN BOĞAZ VE BAŞ-BOYUN CERRAHİSİ ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2021

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: MUSTAFA NUHUT

Danışman: Sema ZER TOROS

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Bu çalışmada, kanser immünopatogenezindeki etkileri birçok çalışmada gösterilmiş olan Oncostatin-M'nin, laringeal neoplazilerde potansiyel bir biyobelirteç olarak serum düzeyini araştırmak ve laringeal neoplazilerle ilişkini ortaya koymak amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Benign, premalign ve malign laringeal patolojisi olan 37 hasta ile 13 kontrol grubu hastasından elde edilen serumlarda ELISA yöntemiyle Oncostatin-M düzeyi ölçülerek gruplar arasındaki farklılıklar istatistiksel olarak analiz edilmiştir. Bulgular: Çalışma grupları kontrol, benign, premalign+malign olmak üzere üç gruba ayrıldığında olguların Oncostatin-M düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmamıştır. Ancak hastalar kontrol, benign, premalign ve malign olarak dört grupta incelendiğinde olguların Oncostatin-M düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmıştır (p=0,030; p<0,05). Yapılan ikili karşılaştırmalar sonucunda malign grubun Oncostatin-M düzeyi benign ve premalign gruplardan daha düşük olarak tespit edilmiştir. Ancak malign grup ile kontrol grubu arasında anlamlı farklılık saptanmamıştır. Sonuç: Bu çalışma farklı kanser türlerindeki rolü gösterilmiş olan Oncostatin-M ile laringeal patolojiler arasındaki ilişkiyi araştıran ilk çalışmadır. Larinks kanserinde, serum OSM düzeyi premalign ve benign laringeal patolojilere göre anlamlı olarak daha düşük tespit edilmiştir. Premalign lezyonu olan hastaların OSM düzeyinde, T1 tümörü olan hastalara göre anlamlılığa yakın farklılık tespit edilmiştir. Bu bulguların klinik pratikteki değeri tartışmaya açıktır. Daha fazla sayıda hasta ile planlanan ya da OSM'nin tümör dokusundaki ekspresyonunu analiz eden çalışmalar bu konuya ışık tutabilir.