Primer hipertansiyon hastalarında subklinik ateroskleroz belirteci olarak serum asprosin düzeyi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2023

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: MEHMET İBRAHİM ÖZET

Danışman: İhsan ATEŞ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Hipertansiyon serebrovasküler olay, miyokard enfarktüsü, kalp yetmezliği gibi aterosklerotik kardiyovasküler hastalıklar için birincil risk faktörü olması sebebiyle önemli bir halk sağlığı sorunudur. Ateroskleroz ise kardiyovasküler hastalıkların temel patogenezi olup, arter duvarında lipidlerin, inflamatuar hücrelerin ve fibroz doku birikmesini içeren karmaşık bir süreçtir ve bu durum aterosklerotik plakların oluşumuna yol açar. Kinik semptomlar olmaması durumunda subklinik ateroskleroz olarak adlandırılır. Hipertansiyon ve subklinik ateroskleroz kardiyovasküler hastalıklar için bağımsız risk faktörüdür. İkisinin beraber bulunması ileri dönemde gelişebilerek olan kardiyovasküler hastalık riskini daha da arttırmaktadır. Bu nedenle hem hipertansiyon hem de subklinik aterosklerozun saptanması, gereklilik halinde tedavi başlanması kardiyovasküler hastalık yükünü azaltmak açısından önem arz etmektedir. Subklinik ateroskleroz taranması için çeşitli yöntemler mevcuttur. Bu yöntemler arasında 10 yıllık kardiyovasküler hastalık riskini en iyi gösteren ölçüm yöntemi kalp kalsiyum skorudur. Asprosin glukoz hemostazını düzenleyen, hepatik glukoz üretimini indükleyen ve açlıkla uyarılan bir hormondur. Adipoz dokudan salgılanır ve hepatik etkisini G protein-cAMP-PKA yolağını aktive ederek açlık durumunda glukoz salınımını artırarak gösterir. Çalışmamızın temel amacı hipertansiyonu olan hastalarda serum asprosin düzeyleri ile subklinik aterosklerozun arasındaki ilişkiyi değerlendirmek ve ateroskleroz için potansiyel bir marker olabileceğini göstermektir. Çalışmaya Ankara Şehir Hastanesinde 1 Temmuz 2022 - 30 Haziran 2023 tarihleri arasında muayene edilen, yaşları 40 ile 75 arasında değişen 114 hipertansiyon hastası ve 62 kontrol grubu katılmıştır. Katılımcıların demografik verileri (yaş, cinsiyet, sigara kullanımı), klinik değerlendirmeleri (sistolik kan basıncı, diastolik kan basıncı, vücut kitle indeksi), laboratuvar ölçümleri (açlık kan şekeri, HbA1c, trigliserit, total kolesterol, LDL-K, HDL-K) toplanmıştır. Hipertansiyonlu hastaların hipertansiyon süreleri kaydedilmiştir. Aterosklerozun varlığı ve plak yükü değerlendirmesi amacıyla daha önce çekilmiş olan kalp kalsiyum görüntülemeleri değerlendirilerek ve Agatston skoru tekrar hesaplanmıştır. Çalışmamız sonucunda elde ettiğimiz bulgular değerlendirildiğinde hipertansiyon hastalarında aterosklerozun varlığı ve plak yükü ile serum asprosin düzeyleri arasında anlamlı farklılık görülmemiştir. Ancak hem hipertansiyon hastalarında hem tüm popülasyonda Agatston skoru ile NLR düzeyi arasında negatif korelasyon olduğu görülmüştür (p 2,84 ng/ml olarak saptanmış olup duyarlılığı %57 ve özgüllüğü %77,4 olarak bulunmuştur Çalışmamızda alınan sonuçlar asprosin molekülünün subklinik ateroskleroz ile ilişkili olmadığı ancak hipertansiyon tanısında potansiyel bir marker olarak kullanılabileceğini göstermiş ve NLR düzeyinin ateroskleroz varlığını öngörmede kullanılabileceğini düşündürmüştür