Peripartum COVID-19 tanısı almış gebelerde doğum şeklinin maternal ve neonatal sonuçlar üzerine etkisi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL ZEYNEP KAMİL KADIN VE ÇOCUK HASTALIKLARI SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2022
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: BURAK TURGUT
Danışman: Pınar KUMRU
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Bu çalışma peripartum dönemde COVID-19 PCR sonucu pozitif olan gebelerde doğum şekli olan normal spontan vajinal doğum ile sezaryen doğumun maternal neonatal sonuçları üzerine etkisinin karşılaştırılması amacıyla yapılmıştır. Materyal ve Method: Retrospektif kohort planlanan çalışmanın evrenini, çalışma süresince (01/03/2020- 01/05/2022 tarihleri arasında) Sağlık Bilimleri Üniversitesi Zeynep Kamil Kadın Hastalıkları ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvuran COVID-19 PCR sonucu pozitif çıkan toplam 360 hasta oluşturmaktadır. COVID-19 enfeksiyonu PCR testi ile tespit edilen 360 kadının 96'sının peripartum dönemde olmayan gebe olduğu tespit edidi. Kadınların 23'ü ektopik gebelik ve 78'inin abortus tanısı olduğu saptandı. Peripartum dönemde COVID-19 enfeksıyonu olan toplam 163 hasta tespit edildi. Bu olgulardan 2'si in utero mort de fetus(IUMDF), 5'inde ise fetal major anomali, 5'i çoğul gebelik ve 5'inde başvuru sırasında şiddetli COVID-19 hastalık semptomları bulundu. Doğum şeklinin anne ve yenidoğan sonucuna etkisini değerlendirirken bu hastalar çalışma dışında bırakıldı ve toplam 146 olgu çalışmaya dahil edildi. Araştırmada primer çıktımız doğumhaneye başvuru sırasında COVID-19 Polymerase Chain Reaction(PCR) sonucu pozitif çıkan asemptomatik veya mild klinik bulguları olan peripartum dönemdeki kadınların doğum şeklinin (Normal Spontan Vajinal Doğum(NSVD) / Sezaryen doğumun) maternal ve yenidoğan sonuçları ile olan ilişkisidir. Ayrıca sekonder çıktılarımızda (maternal ve yenidoğan klinik bozulma) mevcuttur. Bu ilişkileri değerlendirmek için gebeliklerin sosyodemografik, sağlık, obstetrik, maternal klinik ve yenidoğan özellikleri incelenmiştir. Hasta verileri hasta dosyası ve hastane otomasyon sistemi kullanılarak tarandı. Bu araçlardan ede edilemeyen bilgiler telefonla ulaşılarak temin edildi. Veriler bilgisayarda SPSS 17.0 (Statistical Packages of Social Sciences) programı kullanılarak analiz edilmiştir. x Bulgular: Peripartum COVID-19 PCR (+) olan 163 olgunun 78 (%47,9) i NSVD ile doğum yaparken 85 (%52,1)'i sezaryen ile doğum yapmıştır. Sezaryen ile doğum yapan olguların 51'i(%60) ise primer sezaryen, 33 (%38,8)'ü acil nedenler ile sezaryen olmuştur. Doğum şekli ve anne ve yenidoğan sonuçlarının incelendiği analize alınan 146 olgunun 74'ü normal spontan vajinal doğum yaparken 72'si ise sezaryen ile doğum yapmıştır. Sezaryen ile doğum yapan olguların normal vajinal doğum yapan olgulara göre yaşının daha ileri olduğu (p=0,04), beden kütle indeksi(BKİ)'nin daha yüksek olduğu (p=0,006) ve doğum sonrası hastanede yatış süresinin daha uzun (p=0,001)olduğunu tespit ettik. Obstetrik özellikler ile olan ilişkiyi değerlendirdiğimizde preterm doğum yapanların (p=0,002) ve hipertansif hastalığı olanların daha fazla (p=0,009) oranda sezaryen olduğu saptandı. Yenidoğan verilerine baktığımızda sezaryen olanların, normal spontan doğum yapanlara göre daha fazla neonatal intensive care unit(NICU) kabulü olduğu (p=0.010), daha uzun yenidoğan yoğun bakımda kalma günü olduğu (p=0,04) ve daha fazla solunum sıkıntısı yaşadığı (p=0.013) tespit edilmiştir. COVID-19 hastalık bulgularının doğum şekli ile olan ilişkisinde NSVD yapan hastalarda maternal yoğun bakım ihtiyacı olmazken sezaryen(C/S) ile doğum yapan 7 hastada maternal ICU ihtiyacı olduğu saptanmıştır(p=0,006). Doğum sonrası COVİD-19 hastalık şiddetinin C/S ile doğum yapan 5 hastada artarken NSVD yapan hastalarda artmadığı saptanmıştır(p=0,027). Araştırmamızda yenidoğan kliniğinin bozulmasını etkileyen faktörler analiz edildi. Yenidoğan kliniği bozulanlarda bozulmayanlara göre BKİ'in daha yüksek olduğu (p=0,024), preterm doğum yapanlarda (p<0.001), gestational diabetes mellitus(GDM) olanlarda (p=0,047), Sezaryen ile doğum yapanlarda (p=0,010), Genel anestezi alanlarda (p=0,013), maternal yoğun bakıma giren annelerde (p<0.001) ve erkek yenidoğanlarda (p=0,046) daha fazla olduğu saptanmıştır. Yenidoğan kliniğinin bozulmasını etkileyen özelliklerin bağımsız etkisini göstermek için multivariate lojistik regresyon analizi yapıldı. Ve bu analize göre maternal yoğun bakım ihtiyacı olanlarda (aOR: 10.336, p=0.002), kız yenidoğan cinsiyeti referans alındığında erkek yenidoğanlarda (OR: 2.419, p=0.056) ve BKİ de 1 birimlik artışta (OR: 1.069, p=0.093) daha fazla yenidoğan kliniğinde bozulma saptanmıştır. Tüm bunların xi yanısıra artan gebelik haftasının (aOR 0.747, p= 0.002) ise bağımsız olarak koruyucu faktör olduğunu tespit ettik. Ayrıca araştırmamızda maternal kliniğinin bozulmasını etkileyen faktörlerin analiz edildi. Maternal kliniği bozulanlarda bozulmayanlara göre anne yaşının daha ileri (p:0,013) ve BKİ değerinin daha fazla (p:0,001) olduğu tespit edilmiştir. Aynı zamanda preterm doğumu yapanlarda (p=0,002), hipertansif hastalığı olanlarda (p=0,001), sezaryen ile doğum yapanlarda (p=<0,001), acil endikasyonlar ile sezaryen olanlarda (p=0,002), fetal klinik bozulma yaşayanlarda (p=0,009) ve hastaneye başvuru sırasında COVID-19 semptom varlığında (p< 0,001) daha fazla maternal klinikte bozulma saptanmıştır. Maternal kliniğin bozulduğu 9 hastadan 8'i acil sezaryen, biri elektif C/S ile doğum yapmıştır. Maternal kliniğin bozulmasını bağımsız olarak etkileyen faktörleri tespit etmek için multivariate lojistik regresyon analizi yapıldı. Analize göre maternal yaşta 1 birimli artışta (aOR:1.162 kat, p=0.115), doğuma başvuru sırasında semptom varlığında (aOR: 39.639, p=0.007), acil sezaryen durumunda (aOR: 54.892, p=0.004) ve gebelik sırasında hipertansif hastalık durumunda (aOR: 9.692 kat, p=0.069) daha fazla maternal klinikte bozulma saptanmıştır. Sonuç : Sonuçlarımız peripartum dönemde COVID-19 PCR pozitif hastalarda başka obstetrik bir endikasyon yoksa sezaryen ile doğumun vajinal doğuma göre maternal ve neonatal sonuçları olumsuz yönde etkilediği yönündedir. Özellikle sezaryen ile doğum yapmış hastalarda maternal ve yenidoğan klinik seyrinin daha fazla bozulduğu, hastane yatış sürelerinin uzadığı tespit edilmiştir.