L tipi sarkomların klinikopatolojik özellikler ile tedavilerinin incelenmesi ve sağkalımı etkileyen prognostik faktörlerin değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA DR. ABDURRAHMAN YURTASLAN ONKOLOJİ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: MERVE GÜL HAVAN

Danışman: Öztürk ATEŞ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Yumuşak doku sarkomları (YDS), heterojen yapıya sahip nadir malign tümörlerdir. Bu çalışmanın amacı, en sık görülen iki alt tip olan liposarkom (LPS) ve leiomyosarkom (LMS) tanılı hastaların demografik, klinikopatolojik özelliklerini, tedavi yaklaşımlarını ve klinik sonuçlarını karşılaştırmak; genel sağkalım (OS) ve hastalıksız sağkalım (DFS) açısından bağımsız prognostik faktörleri belirlemektir. Gereç ve Yöntem: Merkezimizde 2008–2024 yılları arasında takip ve tedavi edilen liposarkom (%52,8) ve leiomyosarkom (%47,2) tanılı toplam 125 hastanın verileri retrospektif olarak incelendi. Gruplar arasındaki kategorik değişkenler Ki-kare testi ile, sürekli değişkenler ise Mann-Whitney U testi ile karşılaştırıldı. Sağkalım analizlerinde Kaplan-Meier yöntemi ve Log-rank testi; bağımsız prognostik faktörlerin belirlenmesinde ise Cox regresyon analizi kullanıldı. Bulgular: Leiomyosarkom hastaları, liposarkom hastalarına kıyasla anlamlı düzeyde daha gençti (medyan yaş: 51 ile 59 yıl; p = 0,021) ve daha yüksek oranda kadın cinsiyetine sahipti (%78 vs %37,9; p<0,001). Liposarkom olguları ise anlamlı olarak daha büyük tümör çapına sahipti (medyan 13 cm ile 7 cm; p<0,001). Genel sağkalım açısından iki histolojik alt tip arasında anlamlı fark saptanmadı (p = 0,164). Çok değişkenli analizde, genel sağkalım için en önemli bağımsız olumsuz prognostik faktörlerin tanı anındaki metastaz varlığı (M1 evresi) (HR: 4,428; p = 0,001) ve yüksek tümör derecesi (Grade 3) (HR: 3,434; p=0,004) olduğu belirlendi. Hastalıksız sağkalım açısından ise tek bağımsız prognostik faktör leiomyosarkom tanısıydı (HR: 2,214; p = 0,015); LMS hastalarında nüks, LPS hastalarına göre anlamlı derecede daha erken gelişti (medyan 14 ay ile 32 ay; p = 0,003). Sonuç: Liposarkom ve leiomyosarkom, farklı klinik davranış ve prognostik profile sahip iki ayrı alt gruptur. Genel sağkalım, tümör histolojisinden ziyade metastatik evre ve tümör derecesi gibi temel prognostik parametreler tarafından belirlenirken; nüksün zamanlaması ve biyolojik agresifliği doğrudan histolojik alt tipe bağlıdır. Bu bulgular, YDS hastalarının tedavi ve izlem stratejilerinin histolojik alt tipe göre kişiselleştirilmesi gerektiğini güçlü bir şekilde desteklemektedir. Anahtar Kelimeler: Leiomyosarkom, Liposarkom, Nüks, Prognostik Faktörler, Sağkalım, Yumuşak Doku Sarkomu