Nazofarengeal sürüntü testinde respiratuvar sinsityal virüs veya influenza virüs saptanan 1-24 ay arası çocukların demografik, klinik ve laboratuvar özelliklerinin değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL BAĞCILAR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2024

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: LÜTFULLAH ASLAN

Danışman: Meltem EROL

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

AMAÇ: RSV ve İnfluenza virüslerinin sebep olduğu enfeksiyonlar, asemptomatik bir klinik seyirden ölümle sonuçlanabilecek kadar ağır enfeksiyon tablolarına neden olan, solunum yolu bulgularının ön planda olduğu hastalıklardır. Çalışmamızda İstanbul Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne Temmuz 2022 - Temmuz 2024 tarihleri arasında solunum yolu semptom ve bulgularıyla başvuran ve nazofarengeal sürüntü örneklerinde RSV veya İnfluenza etkenlerinden biri pozitif olan 1 ay - 24 ay arası çocuk hastaların demografik özellikleri, aylara göre etken sıklıkları, başvuru anındaki şikayetleri ve bulguları, akut ve kronik hastalık tanıları, servis veya Çocuk Yoğun Bakım Ünitesi yatış ve oksijen desteği ihtiyaçları ile laboratuvar sonuçlarının değerlendirilmesi hedeflendi. Ayrıca İnfluenza A ve İnfluenza B arasında demografik, klinik ve laboratuvar farklılıkların araştırılması amaçlandı. 1 ay- 24 ay arası hasta grubunda sık karşılaşılan bu iki viral etkenin klinik seyrinin aydınlatılması, erken antiviral tedavi ile hastalık süresini, komplikasyon sıklığını, gereksiz antibiyotik kullanımını azaltarak prognoza etkisine yol gösterici olması amaçlandı. GEREÇ VE YÖNTEMLER: Dahil edilme kriterlerini karşılayan hastaların otomasyon sistemindeki demografik bilgileri, özgeçmişleri, klinik seyirleri, laboratuvar sonuçları retrospektif olarak incelenip kaydedildi. Hastalar iki grupta incelendi. İlk grupta tüm hastalar, RSV pozitif veya influenza pozitif olanlar karşılaştırıldı. İkinci grupta ise İnfluenza A veya İnfluenza B pozitif olan hastalar karşılaştırıldı. BULGULAR: Çalışmamıza 71'i erkek (%56, 8), 54'ü (%43,2%) kadın olmak üzere toplam 125 çocuk hasta dahil edildi. Ortalama yaşları 11,6 ± 7,2 aydı. Hastaların %20,8'inde (26/125) RSV, %54,4'ünde (68/125) İnfluenza A, %24,8'inde (31/125) ise İnfluenza B pozitif bulundu. En sık başvuru semptomları sırasıyla %94,4 ateş, %80 öksürük, %65 beslenmede azalma görüldü. Hastaneye başvurudaki akut tanıları %59,2'sinde üst solunum yolu enfeksiyonu, %31,2'sinde bronşiolit, %9,6'sında pnömoniydi. Hastaların %18,4'ünün en az bir kronik hastalığı vardı. Hastaların %28,8'i çocuk servisine, %3,2'si ÇYBÜ'ye yatırıldı. RSV pozitif hastalar ile İnfluenza pozitif hastalar karşılaştırıldığında ortanca yaşlar benzerdi. Her iki etken de erkeklerde fazla görülse de istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı. Başvuru aylarına göre influenza aralık ve ocak aylarında daha fazla iken, RSV aralık ve mart aylarında daha sıktı. Ateş, her iki etkende de en sık görülen semptomdu ve influenzada daha yüksek olarak anlamlı bulundu (p=0,034). Wheezing, RSV'de belirgin şekilde daha fazla (p<0,001) bulundu. Takipne de RSV pozitif hastalarda daha sık izlendi (p=0,009). Oksijen ihtiyacı RSV'de daha fazla görüldü (p<0,001). Akut tanılardan bronşiolit RSV'de daha fazla görüldü (p=0,001). Pnömoni de RSV'de daha sıktı ve aradaki fark anlamlılık sınırında bulundu (p=0,083). Laboratuvar parametrelerinden tam kan sayımında gruplar arası anlamlı fark yoktu ancak C-Reaktif Protein (CRP) düzeyleri RSV pozitif hastalarda anlamlı derecede daha yüksek bulundu (p=0,012). RSV'nin servis yatış oranı %53,8, influenzanın ise %22,2 ve aradaki fark anlamlı düzeyde bulundu (p=0,002). ÇYBÜ yatışında iki grup arasında anlamlı bir fark bulunmadı (p=0,144). IMV, NIMV ve YANKO uygulama oranları da her iki grupta benzer bulundu. İnfluenza A ile İnfluenza B karşılaştırıldığında yaş, cinsiyet ve incelenen parametreler açısından anlamlı bir fark saptanmadı. Bunun yanında anlamlı olarak İnfluenza A'nın çoğunlukla ocak ayında, İnfluenza B'nin ise daha çok şubat, mart ve nisan aylarında yoğunlaştığı görüldü (p<0,001). Nöbet geçiren hasta oranı İnfluenza A'da anlamlı düzeyde daha fazla görüldü (p=0,034). Bronşiolit tanısı ise İnfluenza B'de daha fazla görüldü (p=0,024). SONUÇ: RSV pozitif hastalarda öksürük, wheezing, takipne, taşikardi ve oksijen ihtiyacı gibi alt solunum sistemi ile ilişkili semptomlar ve bulgular daha sık görülürken; influenza pozitif hastalarda ateş, burun akıntısı gibi üst solunum yolu hastalığının daha sık olduğu görüldü. İstatistiksel olarak anlamlı bulunan bulgular, her iki viral etkenin klinik prezantasyonları arasındaki farklılıkları ortaya koymaktadır. Anahtar kelimeler: Respiratuvar Sinsityal Virüs, İnfluenza, Çocuk