Aort koarktasyonunda girişimsel ve/veya cerrahi tedavi uygulanmış hastalarda tekrarlayan girişim sıklığının değerlendirilmesi ve risk faktörlerinin araştırılması
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İZMİR DR. BEHÇET UZ ÇOCUK HASTALIKLARI VE CERRAHİSİ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2019
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: CANSU ÖZDEMİRAL
Danışman: Timur MEŞE
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Aort koarktasyonu (AK) terimi aortadaki segmental daralmayı tanımlamaktadır. Bu daralma aortun her seviyesinde olabilmekle birlikte, en sık sol subklavyen arterin arkusaortadan çıkış yerinin distalinde, duktusarteriyozus komşuluğunda görülmektedir. Aort koarktasyonu çocukluk çağındaki morbidite ve mortalitenin en önemli nedenlerinden biri olan konjenital kalp hastalıklarının % 4-6'sını oluşturur. Bu çalışmada kliniğimizde AK nedeniyle girişimsel işlem ya da cerrahi yöntem ile tedavi edilmiş hastalarda tekrarlayan girişim sıklığının değerlendirilmesi ve buna yol açan risk faktörlerinin araştırılması amaçlanmıştır. Materyal ve Metod:Sağlık Bilimleri Üniversitesi İzmir Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları Ve Cerrahisi Eğitim Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Polikliniği'nde 2011-2018 yılları arasında aort koarktasyonutanısıyla takip edilen 85 hasta (55 erkek, 30 kız) çalışmaya alındı. Hastaların bilgi işlem kayıtları, ekokardiyografi, kardiyak kateterizasyon, anjiyokardiyografi ve cerrahi kayıtları retrospektif olarak değerlendirildi. Hastaların tanı anındaki yaşları 7 gün–168 ay arasında değişmekte idi. Hastaların yaş gruplarına göre bakıldığında 23'ü (% 27,1) 1–29 gün, 37'si (% 43,5) 1–12 ay ve 25'i(% 29,4) 1 yaşın üzerinde idi. 85 hastanın 21'inde (%24,7) preduktal yerleşimli, 58'inde (% 68,2) duktal (jukstaduktal) yerleşimli, altısında (% 7,1) postduktal yerleşimli koarktasyon saptandı. Hastaların onunda (%11,7)arkus aorta hipoplazisi, beşinde (%9,4) istmushipoplazisi bulunmaktaydı. İlk tedavide hastaların 31'ine(%36,4) balon anjiyoplasti, yedisine (%8,2) stentanjiyoplasti,, 47'sine (%55,3) cerrahi tedavi uygulandı. Takibe devam edilen 56 hastadan otuz bir (%55,3 ) hastada rekoarktasyon gelişti. Bu hastalarda ortanca 1,8 yıl (ÇAA : 0,4-4,0) sonra rekoarktasyon geliştiği belirlendi. ilk tedavide girişimsel işlem kullanılan hastalarda daha fazla rekoarktasyon geliştiği saptandı (p<0,05). Rekoarktasyon gelişen 31 hastadan 12 tanesi ikinci kez tedavi edildi. İkinci tedavide 9 hastada balon anjiyoplasti, 3 hastada cerrahi tedavi tercih edildi. İki işlem arası geçen ortanca süre 4,7 ay (ÇAA: 3,0-9,5) idi. İzlemde bu hastalardan 6'sında tekrar koarktasyon geliştiği görüldü. Birinci ve ikinci tedaviler dahil edilerek toplamda 97 tedavi uygulandı, tedavi sırasında ve tedavi sonrası erken dönemde hastaların 10'unda majör komplikasyon görüldü. Cerrahi tedavi uygulanan sekiz hastada komplikasyon gelişti, bu hastalardan 6'sında kanama saptandı, iki hasta kaybedildi. Stent yerleştirilmesi ile tedavi edilen hastalardan birinde femoral arter okluzyonu, birinde kanama gelişti, balon anjiyoplasti yapılan hastalarda erken dönemde komplikasyon görülmedi. Hastaların izleminde 25 (%33) hastanın poliklinik kontrolüne devam etmediği, 2 (%2,3) hastanın kaybedildiği görüldü. Tartışma: Günümüzde AK'nun sadece aorta lokalize bir darlıktan ibaret olmadığı, aynı zamanda diffüz bir arteriyopati olduğu kabul edilmektedir. Tedavinin temel amacı; darlığın ortadan kaldırılması ve komplikasyonların en aza indirilmesidir. primer uygulanacak tedavi seçimi açısından net bir görüş birliği bulunmamaktadır. Girişimsel işlemler cerrahiye göre daha az invaziv yöntemlerdir. Ancak kullanım açısından kıstılılıkları bulunmaktadır. Balon anjiyoplasti sonrası rekoarktasyon gelişimi daha yüksek görülmektedir. Tedavi seçiminde hastanın yaşı, klinik özellikler, koarktasyonun anatomik özellikleri ve eşlik eden kardiyak anomaliler değerlendirilerek karar verilmelidir. Anahtar Kelimeler: Aort Koarktasyonu, Balon Anjioplasti ,Cerrahi, Pediatri, Stent