Akut iskemik inmeli hastalarda revaskülarizasyon sonrası plazma Galektin-1 ve Galektin-3'ün dinamik değişikliklerinin national ınstitutes of health stroke scale (NIHSS) skoru ile korelasyonun klinik önemi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, GÜLHANE TIP FAKÜLTESİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2026

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ANIL ERKİN VURAL

Danışman: Ertan CÖMERTPAY

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Bu çalışmada, akut iskemik inmeli hastalarda revaskülarizasyon sonrası serum Galektin-1 ve Galektin-3 düzeylerinde meydana gelen dinamik değişikliklerin değerlendirilmesi ve bu biyobelirteçlerin NIHSS skoru, mRS, infarkt hacmi, reperfüzyon başarısı, mortalite ve klinik sonlanımlar ile ilişkisinin araştırılması amaçlandı. Yöntem: Bu prospektif, tek merkezli çalışma, SBÜ Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Servisi'nde 07.01.2025–31.12.2025 tarihleri arasında yürütüldü. Çalışmaya akut iskemik inme tanısı alan toplam 180 hasta dahil edildi. Hastalar revaskülarizasyon uygulanan grup ve revaskülarizasyon uygulanmayan kontrol grubu olmak üzere iki gruba ayrıldı. Revaskülarizasyon uygulanan grupta 90 hasta, kontrol grubunda 90 hasta yer aldı. Revaskülarizasyon uygulanan hastalar mekanik trombektomi veya mekanik trombektomi ile birlikte intravenöz trombolitik tedavi almış hastalardan oluştu. serum Galektin-1 ve Galektin-3 düzeylerinin değerlendirilmesi amacıyla venöz kan örnekleri alındı. Revaskülarizasyon grubunda ilk örnek acil servis başvuru anında, ikinci örnek ise tedavi sonrası 12. saatte alındı. Revaskülarizasyon uygulanmayan grupta örnek başvuru anında elde edildi. Serum Galektin-1 ve Galektin-3 düzeyleri sandwich ELISA yöntemi ile ölçüldü. Hastaların demografik özellikleri, klinik skorları, laboratuvar parametreleri, infarkt hacimleri, TICI (Thrombolysis in Cerebral Infarction) skorları, acil servis sonlanımları, 90. gün mRS değerleri ve mortalite durumları kaydedildi. İstatistiksel analizlerde grup karşılaştırmaları, korelasyon analizleri, ROC analizi, Kaplan-Meier sağkalım analizi ve lojistik regresyon modeli kullanıldı. Bulgular: Revaskülarizasyon uygulanan hastalarda işlem sonrası serum Galektin-1 ve Galektin-3 düzeylerinde işlem öncesine göre anlamlı artış saptandı. Serum Galektin-1 düzeyi işlem öncesinde 9,24±3,56 ng/mL iken işlem sonrasında viii 11,49±6,46 ng/mL olarak bulundu ve bu artış istatistiksel olarak anlamlıydı (p<0,001). Serum Galektin-3 düzeyi ise işlem öncesinde 5,90±3,73 ng/mL iken işlem sonrasında 10,32±4,31 ng/mL olarak saptandı ve işlem sonrası artış anlamlı bulundu (p<0,001). Revaskülarizasyon uygulanmayan grupta serum Galektin-1 düzeyi 9,32±6,48 ng/mL, serum Galektin-3 düzeyi ise 6,79±3,95 ng/mL olarak hesaplandı. Takip sürecinde mortalite oranı revaskülarizasyon uygulanan grupta %34,4, revaskülarizasyon uygulanmayan grupta %13,3 olarak saptandı ve gruplar arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlıydı (p<0,001). Ancak bu fark, revaskülarizasyon tedavisinin mortaliteyi artırdığı şeklinde değil; revaskülarizasyon grubundaki hastaların başlangıçta daha ağır klinik tabloya sahip olması, daha yüksek NIHSS skorları ve daha geniş infarkt hacimleri ile birlikte yorumlandı. Revaskülarizasyon uygulanan hastalarda yapılan lojistik regresyon analizinde NIHSS skoru mortalite ile bağımsız ilişkili bulundu (OR=1,234; %95 GA: 1,103–1,381; p<0,001). Başarısız veya kısmi başarılı reperfüzyon da mortalite ile anlamlı ilişkiliydi (OR=7,725; %95 GA: 1,528–39,055; p=0,013). Buna karşılık Δ Galektin-3 düzeyi mortalite ile bağımsız anlamlı ilişki göstermedi (OR=0,802; %95 GA: 0,621–1,035; p=0,090). ROC analizinde işlem sonrası serum Galektin-3 düzeyinin 90. gün iyi prognozu ayırt etmede sınırlı-orta düzeyde performans gösterdiği saptandı (AUC=0,671). Sonuç: Bu çalışmada akut iskemik inmeli hastalarda revaskülarizasyon sonrası erken dönemde serum Galektin-1 ve özellikle serum Galektin-3 düzeylerinde anlamlı artış olduğu gösterildi. Serum Galektin-3 düzeyi klinik sonlanımlarla Galektin-1'e kıyasla daha belirgin ilişki göstermekle birlikte, tek başına güçlü bir prognostik belirteç olarak değerlendirilmemelidir. Mortaliteyi öngörmede başlangıç NIHSS skoru ve reperfüzyon başarısı temel belirleyiciler olarak öne çıkmıştır. Serum Galektin-1 ve Galektin-3 düzeyleri, akut iskemik inmede klinik ve radyolojik göstergelerin yerine geçmekten çok, bu parametreleri tamamlayabilecek aday biyobelirteçler olarak değerlendirilebilir. Bu bulguların desteklenmesi için daha geniş örneklemli, çok merkezli ve standartlaştırılmış zamanlı seri ölçümleri içeren çalışmalara ihtiyaç vardır.