Ratlarda oluşturulan kıkırdak kayıplı aurikula yara modelinde hiperbarik oksijen ve sistemik ozon tedavisinin yara iyileşmesi üzerine etkisinin araştırılması
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL BAĞCILAR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, KULAK BURUN BOĞAZ VE BAŞ-BOYUN CERRAHİSİ ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: MUSTAFA OĞULCAN KARAKIZ
Danışman: Şeyda BELLİ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Bu çalışmada çeşitli durumlarda ve yaralarda iyileşme üzerine etkileri literatürde gösterilmiş olan hiperbarik oksijen (HBO) tedavisinin ve ozon tedavisinin ratlarda oluşturulan kıkırdak kayıplı aurikula yara modelindeki etkilerinin makroskopik ve histolojik olarak değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmada 27 adet erkek Wistar albino cinsi sıçan dokuzarlı üç gruba ayrıldı. Kontrol, ozon ve HBO grubundaki tüm sıçanlara, anestezi uygulandıktan sonra, tamamen aynı teknikle aurikulanın antitragusunda dairesel 2 mm çapında epitel ve kıkırdağın alındığı tam kat perforasyon oluşturuldu. Ozon tedavi grubundaki her bir rat, sistemik olarak 1., 3. ve 7. günlerde 2.3–3.0 mL (60 µg/mL) konsantrasyonunda ozon gazı enjeksiyonu ile tedavi edildi. Kontrol grubuna ise herhangi bir lokal ya da sistemik tedavi uygulanmadı. Hiperbarik oksijen tedavi grubundaki ratlarda yara modeli oluşturulduktan yaklaşık 3–4 saat sonra, anestezi uygulanmaksızın hiperbarik basınç kabinine alınarak ilk gün 2 saat süreyle 2.4 ATA basınç altında %100 oksijen ile HBO tedavisi başlatıldı. Bu gruptaki ratlara 2. günden itibaren 7. güne kadar her gün birer seans (her biri 2 saat) olmak üzere toplam 6 ek HBO seansı uygulandı. Tüm deney gruplarındaki ratlar, deneyin 15. gününde sakrifiye edilerek aurikulaları histopatolojik inceleme amacıyla eksize edildi. Mikroskobik değerlendirme kapsamında inflamasyon şiddeti, neovaskülarizasyon, fibroblast proliferasyonu, kollajen birikimi ve epitelizasyon düzeyleri analiz edildi. Eksize edilen tüm aurikulalar aynı cihazla aynı mesafeden fotoğraflanıp numaralandırıldı. Ölçümlerin yapılmasının ardından alınan biyopsi materyalleri histopatolojik inceleme için laboratuvara gönderildi. Bulgular: Her iki grupta; makroskopik perforasyon kapanma oranı, inflamasyon şiddeti, granülasyon dokusu yoğunluğu, fibroblast proliferasyonu, kollajen birikimi, kıkırdak rejenerasyonu, neovaskülarizasyon, perforasyon kenarlarında epitelizasyon durumu, granülasyon dokusu ve eozinofil yoğunluğu olmak üzere çeşitli patolojik parametreler değerlendirildi. Deney ve kontrol gruplarının karşılaştırılması sonucunda; makroskopik perforasyon kapanma boyutunda (p=0,001; p<0,05) ve epitelizasyon oranında (p=0,02; p<00,5) HBO ozondan üstün olup, ozon grubunun da kontrol grubundan üstün olduğu görüldü. İnflamasyon düzeyi (p:0,001; p<0,05) incelendiğinde en fazla kontrol grubunda, takiben HBO ve ozon grubunda görüldü. Fibroblast proliferasyonu (p:0,001; p<0,05) kolajen düzeyi (p:0,005; p<0,05), kıkırdak rejenerasyonunda (p:0,002; p<0,05) ozon grubu en etkili grup olurken HBO grubu da kontrol grubundan üstündür. Bu gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark görüldü. Eozinofil düzeyi, granülasyon dokusu miktarı ve vaskülarizasyonda istatistiksel olarak anlamlı fark izlenmedi. Sonuç: Çalışmamızdan elde ettiğimiz veriler hiperbarik oksijen tedavisinin ve ozon tedavisinin kıkırdak ve cilt kayıplı yara iyileşmesi üzerine makroskopik ve patolojik olarak faydalı olduğu saptanmıştır. Bu tedavilerin sekonder iyileşmeye bırakılan yaralarda İyileşme sürecini olumlu yönde etkileyebilecek, uygulanması kolay, yan etki ve komplikasyon riski düşük birer alternatif tedavi seçeneği olabileceklerini vurgulamak isteriz.