İntraoperatif vücut ısısı yönetimininpostoperatif tepe ekspretuar akış hızına vekritik solunumsal olaylara etkisi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2017
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: HASAN OKTAY EMİR
Danışman: Vildan ERGEN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Giriş ve Amaç: Anestezinin genel olarak termoregülasyonu bozması, açık vücut kavitelerinden ısı kaybı olması, ameliyathanelerin soğuk ortamı ve hastalara intravenöz sıvı ve kan verilmesi nedenleriyle ameliyat olan hastaların çoğunda perioperatif hipotermi gelişir. Hipotermi sık görülen ancak, önlenebilecek bir sorundur. Aynı zamanda genel anestezinin postoperatif dönemde de solunum fonksiyonlarını etkilediği bilinmektedir. Çalışmamızda hastanemizde genel anestezi ile laringeal maske uygulanarak küçük ve orta cerrahi girişim yapılan hastalarda intraoperatif vücut ısısı yönetiminin postoperatif solunumsal komplikasyonlara ve postoperatif tepe ekspiratuar akış hızına etkisini araştırmayı amaçladık. Materyal Metod: Genel anestezi alan ASA (American Society of Anesthesiologists) I, II ve III, 18-60 yaş arası, operasyon süresi minimum 90 dakika olan 90 hastada gerçekleştirildi. Hipotermi gözlenen ve hipotermi gözlenmeyen hastalarda preoperatif, postoperatif 1. saat, 6. saat, 24. saatte ölçülen tepe ekspiratuar akış hızı ve vücut sıcaklıkları, intraoperatif ve postoperatif hemodinamik ölçümler, ventilasyon basınçları açısından karşılaştırıldı. Bulgular: Hastalarımızın 21(%23,3')'inde hipotermi gözlendi. Gruplar arası Grup I (İntraoperatif hipotermi gözlenmeyen hastalar) / Grup II (İntraoperatif hipotermi gözlenen hastalar) karşılaştırmalarda; cinsiyet, yaş, boy, vücut ağırlığı, VKI (Vücut Kitle İndeksi), ASA skorlaması ve ek hastalık yönünden istatistiksel bir fark olmadığı bulunmuştur (p>0,05). Aynı zamanda operasyon süresi, anestezi süresi, solunum hızı, kusma, ek komplikasyonlar, derlenmeden servise taburculuk süresi ve hastaneden taburculuk süresi yönünden istatistiksel bir fark olmadığı bulunurken (p>0,05), kritik solunumsal olay ve bulantı yönünden istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu (p 0,05), postop 1. saat değerleri yönünden istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu bulunmuştur (p<0,05). Postop 1. saat TEAH /preop TEAH, postop 6. saat TEAH /preop TEAH ve postop 24. saat TEAH /preop TEAH oranları yönünden istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu bulunmuştur (p<0,05). Fark bulunan üç oranda da Grup I hastaların değerlerinin daha yüksek olduğu bulunmuştur. Derlenme odası 15. ve 30. dakikalarda ölçülen SpO2 değerleri yönünden istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu bulunmuştur (p<0,05). Fark bulunan iki ölçüm zamanında da Grup I hastaların SpO2 değerlerinin daha yüksek olduğu bulunmuştur. Tartışma ve Sonuç: Küçük cerrahi işlemlerde bile, hafif düzey hipoterminin, derlenme döneminde spirometrik ölçümlerden tepe ekspiratuar akış hızını (TEAH) etkileyerek ve derlenmeyi geciktirerek kritik solunumsal olay gelişme ihtimalini arttırabileceğini düşünüyoruz. Vücut ısısının tüm anestezi işlemlerinde monitörize edilmesi ve ihtiyaç halinde ısıtma yöntemlerinin kullanılması hipotermi insidansını ve gelişebilecek solunumsal olumsuz etkileri azaltabilir.