Stres üriner inkontinans semptomu olan hastalarda ürodinami bulgularının ürojinekolojik muayene bulguları ile karşılaştırılması


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL BAKIRKÖY DR. SADİ KONUK SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2026

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: SEVEN BİGE KARAKURT

Danışman: Keziban DOĞAN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

ÖZET Amaç: Bu çalışmada, stres üriner inkontinans endikasyonu ile transobturator tape cerrahisi uygulanan hastalarda, preoperatif dönemde elde edilen ürojinekolojik muayene bulguları ile ürodinamik inceleme sonuçları arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi ve ürodinaminin cerrahi öncesi gerekliliğinin araştırılması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği'nde Ekim 2020–Ocak 2025 tarihleri arasında transobturator tape operasyonu uygulanmış toplam 96 hastanın verileri elektronik kayıtlar üzerinden incelenerek retrospektif bir çalışma planlanmıştır. Çalışmaya stres üriner inkontinans şikayeti ile başvuran, semptomatik üriner inkontinans nedeniyle ürodinamik inceleme yapılan, muayenede POP-Q sistemine göre maksimum evre 0–1 pelvik organ prolapsusu saptanan ve daha önce sezaryen dışında pelvik organ ya da prolapsus cerrahisi öyküsü olmayan hastalar dahil edilmiştir. Evre 2 ve üzeri pelvik organ prolapsusu bulunanlar, değerlendirme öncesinde herhangi bir dönemde üriner inkontinans veya pelvik organ prolapsusuna yönelik cerrahi geçirmiş olanlar, psikiyatrik ya da nörokognitif hastalık öyküsü bulunanlar ve pelvik bölgeye radyoterapi uygulanmış hastalar çalışma dışı bırakılmıştır. Hastaların yaş, beden kitle indeksi (BMI), eşlik eden kronik hastalıkları, doğum sayıları ve doğum şekilleri kaydedilmiş; pelvik organ prolapsusu POP-Q sistemi ile, üretral hipermobilite ve pelvik taban kas gücü ise fizik muayene ile değerlendirilmiştir. Tüm hastalara ürodinamik inceleme uygulanarak sistometrik duyusal parametreler, mesane kapasitesi, kompliyans, Valsalva kaçırma basıncı (VLPP) ve işeme fazına ait ölçümler kaydedilmiştir. Semptom şiddeti ve yaşam kalitesi UDI-6 ve IIQ-7 ölçekleri ile, tedavi sonrası hasta algısına dayalı iyileşme durumu ise PGI-I ölçeği kullanılarak değerlendirilmiştir. Bulgular: Hastaların yaş ortalaması 49,16±10,09 yıl, ortalama BMI değeri ise 29,46±4,68 olarak saptanmıştır. Olguların büyük bölümünde vajinal doğum öyküsü ve üretral hipermobilite mevcuttur. Ürodinamik değerlendirmede hastaların %38,5'i saf stres üriner inkontinans, %43,8'i miks tip inkontinans, %3,1'i detrüsör aşırı aktivitesi ve %14,6'sı normal ürodinamik bulgular şeklinde sınıflandırılmıştır. VLPP ölçümleri temel alındığında olguların %70,4'ünde intrinsik sfinkter yetmezliği ile uyumlu düşük kaçırma basınçları tespit edilmiştir. UDI-6 ve IIQ- 7 sonuçları, hastalarda belirgin semptom yükü ve yaşam kalitesinde etkilenme olduğunu ortaya koymuştur. PGI-I değerlendirmesine göre hastaların %85,4'ü cerrahi sonrasında kendisini klinik olarak iyileşmiş hissettiğini ifade etmiştir. Ancak objektif ürodinamik bulgular ile hastaların algıladığı iyileşme düzeyi arasında her zaman doğrudan bir uyum saptanmamıştır. Sonuç: Bu çalışma, stres üriner inkontinansın multifaktöriyel bir patofizyolojiye sahip olduğunu; anatomik destek kusurları, pelvik taban fonksiyonları ve sfinkterik yetmezliğin birlikte rol oynadığını göstermektedir. Ürodinamik incelemeler önemli veriler sunmakla birlikte, tedavi başarısının değerlendirilmesinde hasta bildirimli yaşam kalitesi ölçeklerinin vazgeçilmez olduğu görülmüştür. Stres üriner inkontinanslı hastaların değerlendirilmesinde çok boyutlu ve hasta merkezli bir yaklaşımın benimsenmesi gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Üriner inkontinans, ürodinami, pelvik organ prolapsusu