2019-2023 yılları arasında sağlık bilimleri üniversitesi Sancaktepe Şehit Prof. Dr. İlhan Varank Eğitim ve Araştırma Hastanesinde doğum yapan preeklampsi tanısı almış gebelerin retrospektif değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2024
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: EDİP EMİR
Danışman: Niyazi TUĞ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:AMAÇ: Preeklampsi gebeliği komplike eden durumların başında gelmektedir. Maternal/fetal morbidite ve mortaliteye yol açabilmektedir. Preeklampsi için bilinen birçok risk faktörü tanımlanmıştır. Preeklampsi annede kanama bozuklukları, organ yetmezlikleri hatta ölüm gibi olumsuz sonuçlara yol açabilmektedir. Fetal açıdan preeklampsinin intrauterin büyüme kısıtlılığına yol açabildiği bilinmektedir. İntrauterin büyüme kısıtlılığından, preeklampsi patogenezinde rol oynadığı düşünülen plasental bozukluklar sorumlu tutulmaktadır. Plasental bozuklukların dışında preeklampsi nedeniyle iyatrojenik olarak preterm doğumların gerçekleşmesi olumsuz fetal sonuçlara yol açabilmektedir. Bu çalışmada preeklampsi tanısı almış gebelerin, klinik ve laboratuar verilerinin retrospektif olarak incelenmesi ve maternal-fetal sonuçların değerlendirilmesi amaçlanmıştır. GEREÇ YÖNTEM: Sancaktepe Prof. Dr. İlhan Varank Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 1 Ocak 2019 ve 31 Aralık 2023 tarihleri arasında kadın hastalıkları ve doğum bölümünde doğum yapan, çalışma kriterlerine uygun 400 preeklampsi tanısı almış gebenin antenatal klinik ve laboratuvar değerlerinin retrospektif incelenmesi planlandı. Hastalar gruplandırılırken ağır preeklampsi olarak ACOG tarafından kabul edilen kriterler kabul edilecektir. Dışında kalan hastalar ise hafif preeklampsi olarak değerlendirilmesi planlandı. Çalışmada yaş, gravida, parite, gebelik haftası, ek hastalık varlığı, hastanede kalış süresi, yoğun bakımda kalmışsa kalış süresi, vital bulguları, bebeğin yoğun bakım ihtiyacı, yoğun bakımda yatmışsa kalış süresi, apgar, fetal anomali varlığı, anne-bebek ölümü hasta dosyasındaki anamnez bölümünden temin edilmesi planlandı. Hastanın kullandığı antihipertansif ilaçlar ve dozları, ek antihipertansif ilaç ihtiyacının olup olmadığı, IV magnezyum profilaksisi alıp almadığı, laboratuar sonuçları elektronik dosyalardan araştırılacaktır. BULGULAR: Çalışmaya katılanların tanı haftası ortalaması 36,67±3,28 ve doğum haftası ortalaması 36,99±3,05 olarak belirtilmiştir. Katılımcıların hastanede kalış süresi ortalaması 3,94±2,31 gün olup, gravida ortalaması 2,53±1,62 ve parite ortalaması 1,14±1,26'dır. Bebek kilosu ortalaması 2,768±0,795 kg olarak kaydedilmiştir. Doğum şekli açısından, katılımcıların %39,25'i normal spontan doğum (NSD) yaparken, %60,75'i sezaryen (CS) ile doğum yapmıştır. Hafif ve şiddetli preeklampsi (PE) oranları sırasıyla %41,43 ve %58,57 olarak bulunmuştur. YYB ihtiyacı olanların oranı %41,43, olmayanların oranı %56,07'dir. Doğum haftası hafif PE grubunda 37,86±2,46, şiddetli PE grubunda 36,37±3,26 olup, bu fark da anlamlıdır (p<0,001). Hastanede kalış süresi hafif PE grubunda 3,22±1,36 gün, şiddetli PE grubunda 4,45±2,68 gün olarak bulunmuş ve bu fark istatistiksel olarak anlamlıdır (p<0,001). Hemoglobin (HB), hematokrit (HTC), beyaz kan hücresi (WBC), trombosit (PLT), lenfosit, nötrofil, AST, ALT, LDH, kreatinin, üre, ürik asit ve albümin değerleri açısından gruplar arasında istatistiksel anlamlı farklar gözlenmemiştir. YYB ihtiyacı hafif PE grubunda %12,14, şiddetli PE grubunda %30,35 olup, bu fark anlamlıdır (p<0,001). SONUÇ: Preeklampsi tanısı alan hastaların yüksek oranda sezaryen olduğu tespit edilmiştir (%60,75). Preeklampsi şiddeti arttıkça hastane kalış sürelerinin uzadığı (p<0,001), doğum haftalarının ise azaldığı görülmüştür (p<0,001). Preeklampsi şiddeti arttıkça yenidoğanların doğum ağırlıklarında anlamlı azalma tespit edilmiştir (p=0,003). Labaratuvar belirteçlerinde ise hem yenidoğan yoğun bakım ihtiyacı açısından hem de preeklampsi şiddeti açısından anlamlı farklılık görülmemiştir. Yenidoğan yoğun bakım ihtiyacı preeklmapsi şiddeti arttıkça anlamlı olarak artmaktadır (p<0,001). Tüm bu sonuçlar göz önünde bulundurulduğunda preeklampsinin yenidoğanda olumsuz sonuçlara yol açtığı ve bu sonuçların preeklampsi şiddeti ile de artış gösterildiği görülmektedir. Hem maternal hem fetal olumsuz sonuçları önleyebilmek adına bu konuda daha çok çalışma yapılması gerektiği düşünülmektedir. ANAHTAR KELİMELER: preeklampsi, maternal, fetal