Epilepsili gebelerde serum BDNF düzeylerinin normal gebe popülasyonuyla karşılaştırılması, epileptik süreçlerle ilişkisi ve yenidoğan umblikal kord BDNF düzeylerine etkisi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2026
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: EMRE YARENCİ
Danışman: Güray KOÇ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Bu çalışmada epilepsi tanılı gebeler ile sağlıklı gebelerin demografik, obstetrik, perinatal ve neonatal özelliklerinin karşılaştırılması; ayrıca maternal serum beyin kaynaklı nörotrofik faktör (BDNF) ve insülin benzeri büyüme faktörü-1 (IGF-1) düzeyleri ile umbilikal kord serum BDNF düzeylerinin değerlendirilmesi ve bu biyobelirteçlerin klinik değişkenler ile gebelik ve yenidoğan sonuçlarıyla ilişkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu araştırma, 15.06.2024–15.09.2025 tarihleri arasında Ankara Bilkent Şehir Hastanesi'nde yürütülen prospektif, tek merkezli gözlemsel bir çalışmadır. Çalışmaya Uluslararası Epilepsi ile Savaş Derneği (ILAE) kriterlerine göre epilepsi tanısı olan, 18–35 yaş arası ve ek sistemik/nörolojik hastalığı bulunmayan gebeler ile aynı yaş aralığında sağlıklı gebeler dahil edilmiştir. Toplam 51 epilepsili gebe bilgilendirilmiş, doğum sırasında umbilikal kord kanı temin edilemeyen olgular dışlandıktan sonra analizler maternal ve kord BDNF verisi mevcut olan 36 epilepsili gebe üzerinden gerçekleştirilmiştir. Kontrol grubu, örneklem sayısı eşit olacak şekilde 36 sağlıklı gebeden oluşturulmuştur. Tüm katılımcılarda demografik, obstetrik ve perinatal veriler; doğum haftası, doğum şekli, doğum ağırlığı, baş çevresi, APGAR skorları ve konjenital anomali varlığı kaydedilmiştir. Fetal ultrasonografik ölçümlerde özellikle bipariyetal çap (BPD) değerleri kullanılmıştır. Psikometrik değerlendirme için Beck Anksiyete Ölçeği (BAÖ), Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ) ve Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi (PUKİ) uygulanmıştır. Epilepsi grubunda ayrıca nöbet tipi (ILAE 2017), nöbet sıklığı, nöbet önleyici ilaç (NÖİ) kullanımı ve serum düzeyleri, elektroensefalografi (EEG) ve beyin manyetik rezonans görüntüleme (MRG) bulguları ile Gebelikte Nöbet Önleyici İlaç Takibi (EMPiRE) nomogramına risk puanları kaydedilmiştir. Maternal serum BDNF ve IGF-1 ile umbilikal kord BDNF düzeyleri analiz edilmiştir. Sürekli değişkenlerde dağılım özelliklerine göre bağımsız örneklem t-testi veya Mann–Whitney U testi, kategorik değişkenlerde ki-kare veya Fisher kesin testi kullanılmış; biyobelirteçler ile klinik değişkenler arasındaki ilişkiler korelasyon ve çok değişkenli regresyon analizleri ile incelenmiş; p<0,05 anlamlı kabul edilmiştir. Bulgular: Epilepsi grubunda sezaryen ile doğum oranı kontrol grubuna göre daha yüksek bulunmuştur. Gebelik komplikasyonları epilepsili gebelerde daha sık izlenmiştir. Doğum haftası dağılımında epilepsi grubunda preterm doğum oranı daha yüksek olup özellikle orta–geç preterm doğumlar dikkat çekmiştir. Yenidoğan değerlendirmesinde epilepsili gebelerin bebeklerinde doğum ağırlıkları daha düşük ve APGAR skorları kontrol grubuna kıyasla farklı bulunmuştur. Konjenital malformasyonlar her iki grupta da düşük oranlarda gözlenmiştir. Epilepsili gebelerin %55,6'sı jeneralize, %38,9'u fokal epilepsi olarak sınıflandırılmış; gebelik süresince olguların %44,4'ü en az bir nöbet geçirmiştir. Olguların büyük çoğunluğu monoterapi almakta olup en sık kullanılan NÖİ levetirasetamdır. EEG'de olguların %58,3'ünde interiktal epileptiform aktivite saptanmış, MRG'de yaklaşık üçte birinde yapısal anormallik izlenmiştir. EMPiRE nomogramı ayrıca istatistiksel olarak gebelik başında nöbet riskini başarılı bir şekilde öngörmüştür. Biyobelirteç analizlerinde maternal BDNF düzeyleri açısından gruplar arasında anlamlı fark saptanmamıştır. Umbilikal kord BDNF düzeyleri epilepsili gebelerin bebeklerinde kontrol grubuna göre daha düşük bulunmuştur. Ancak klinik değişkenler (nöbet varlığı ve sıklığı, NÖİ kullanımı, obstetrik ve perinatal parametreler) ile yapılan analizlerde BDNF düzeyleri üzerinde bağımsız bir etki gösterilememiştir. IGF-1 düzeyleri açısından da gruplar arasında anlamlı fark ya da klinik değişkenlerle anlamlı ilişki saptanmamıştır. Sonuç: Epilepsi tanılı gebelerde kontrol grubuna kıyasla sezaryen, gebelik komplikasyonu ve preterm doğum oranları daha yüksek; yenidoğanlarda doğum ağırlığı daha düşük ve APGAR skorları farklı bulunmuştur. EMPiRE nomogramı gebelik başlangıcında nöbet riskini öngörmede anlamlı performans göstermiştir. Maternal serum BDNF ve IGF-1 düzeyleri gruplar arasında benzerken, umblikal kord BDNF düzeyleri epilepsi grubunda daha düşük saptanmış; ancak klinik değişkenlerle BDNF üzerinde bağımsız bir etki gösterilememiştir. Bulgular, epilepsili gebelerin gebelik öncesinden itibaren yakın ve multidisipliner izlemini, ayrıca biyobelirteçlerin plasental mekanizmalar ve uzun dönem nörogelişimsel sonuçlarla ilişkisinin daha geniş örneklemli prospektif çalışmalarla araştırılmasını desteklemektedir.