İntraventriküler kanama tanısı alan yenidoğan bebeklerde riski arttıran ve sürece etkisi olan faktörlerin incelenmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, HAMİDİYE TIP FAKÜLTESİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: AYŞE ŞEBNEM ŞEVELLİ

Danışman: Ali BÜLBÜL

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Yenidoğan yoğun bakımlardaki ve obstetrik müdahalelerdeki ilerlemelere rağmen, bölgesel farklılıklar olsa bile, prematür doğum halen her yıl benzer sıklıkta görülmeye devam etmektedir. Özellikle antenatal steroid uygulanması, annenin doğumla ilgili bilinçlendirilmesi, mevcut hastalığının kontrolü, doğum salonu müdahalelerinin erken ve doğru şekilde uygulanması gibi etkin ve önlenebilir faktörler önem teşkil etmektedir. Bu gelişmeler sonucunda prematüritenin alışılagelmiş çoğu komplikasyonunun henüz ortaya çıkmadan yönetilebilmesi adına umut verici çalışmalar yapılmaya devam edilmektedir. Prematür bebeklerde yüksek sıklıkta karşılaştığımız intraventriküler kanama (IVK) da bu komplikasyonlardan biri sayılmaktadır. Biz de çalışmamızda IVK'nın prognoz üzerinde etkisi anlamlı sayılabilecek ve önlenebilir risk faktörlerini belirlemeyi amaçladık. Gereç ve Yöntem: Hastanemizde Ocak 2017 - Mart 2024 ayları arasında doğan, gebelik süresi 37. haftanın altında olan ve intraventriküler kanama (IVK) tanısı alan tüm hastalar çalışmaya alındı. Konjenital anomali, santral sinir sistemi malformasyonu, intrauterin santral kanama, doğum esnasında müdahale gereken (vakum, forseps vb.) ve ailesinde hematolojik kanama hastalığı öyküsü olan bebekler çalışmaya alınmadı. Hasta dosyalarından ve hastane bilgi sisteminden perinatal ve maternal öyküleri ayrıntılı olarak incelendi. Doğum şekli (spontan, sezaryen), antenatal steroid uygulanması, erken membran rüptürü, preeklampsi, koryoamniyonit, gestasyonel diyabet, gebelik sırasında enfeksiyon ve maternal hemoraji gibi prenatal problemler olup olmadığı hasta dosyalarından kaydedildi. Ayrıca doğum esnasında bebeğe yapılan müdahaleler (pozitif basınçlı ventilasyon, entübasyon, kardiyak canlandırma vb) retrospektif olarak dosyalarından öğrenildi. Çalışmada elde edilen verilerin istatistiksel analizleri IBM SPSS Statistics 27.0 (IBM Corp., 2020) paket programı kullanılarak gerçekleştirildi. Bulgular: Hastanemiz YYBÜ'de Ocak 2017 – Mart 2024 tarihleri arasında yatan, 37. GH ve altında doğan, IVK tanısı almış 372 adet bebek çalışmaya alındı. Bu bebeklerden 5'i dışlama kriterlerine uyduğu için çalışmaya dahil edilmedi. Bu hastalardan 229 tanesinde IVK evre 1, 103 tanesinde evre 2, 23 tanesinde IVK evre 3 ve 12 tanesinde intraparankimal kanama tespit edildi. Bu kanamaların % 72's, bilateral, %13 sağ taraf izole, %14 sol taraf izole olarak saptandı. Çalışmamızda düşük gebelik haftası ve düşük doğum ağırlığı ile yüksek IVK evreleri arasında anlamlı bir ilişki bulundu. Evre 1'de gestasyon haftası, evre 2, 3 ve 4'e göre daha yüksekti. Doğum tartısı, doğum boyu ve doğum baş çevresi evre 1'de anlamlı şekilde daha yüksekti. APGAR 1. ve 5. dakika skorları evre 1'de evre 2'ye göre anlamlı yüksekti. Mekanik ventilasyonda kalma sürelerinin evre 1'in evre 2 ve evre 3'e göre anlamlı olarak daha yüksek, evre 3'ün ise evre 4'e göre daha yüksek olduğunu tespit ettik. Doğum salonunda alınan kan gazlarına bakıldığında asidoz ve hiperkarbinin IVK evrelerinin arasında anlamlı bir farkının bulunmadığı fakat bikarbonat (HCO3) değerinin evre 2 ve evre 4'de evre 1'e göre anlamlı olarak yüksek olduğunu saptadık (p<0.01). Gebelik yaşı ortalamasının 29 olduğunu, evre 3'ün evre 2 ve evre 1'e göre anne yaşının daha ileri olduğunu saptadık (p<0.01). Yatış sırasında ölçülen sistolik tansiyon değerlerinin evreler azaldıkça daha yüksek olduğunu tespit ettik (p<0.01). IVK evreleri ile doğumda PBV ihtiyacı, entübasyon ihtiyacı, seviye-1 ve seviye-2 antibiyotik kullanımı, inotrop, flukonazol, kafein, insülin, ibuprofen, DART, hidrokortizon, sedatif tedavi, tokolitik ilaç kullanımı, prematürite, TTN, RDS, ROP, NEK, sepsis, BPD, diğer komorbiditeler, doğumda surfaktan tedavisi ve kanamanın sağ/sol tarafta görülmesi arasında anlamlı ilişki saptandı. Buna karşılık cinsiyet, doğum şekli, tekil-çoğul gebelik, SGA/AGA/LGA, antenatal steroid öyküsü, amniyon sıvısı, serbest akışlı oksijen ihtiyacı, kardiyopulmoner resüsitasyon uygulanması, anneye ait doğumu indükleyen hastalık, furosemid tedavisi ve annenin eğitim durumu ile IVK evreleri arasında istatistiksel anlamlı ilişki bulunmadı. Sonuç: Çalışmamızda sonuç olarak IVK gelişimine neden olabilecek tek bir faktör bulunmadığı, multifaktöriyel olarak oluştuğu, çoğu sebebin önlenebilir ve tedavi edilebilir olduğu, prematür doğum ve düşük gebelik ağırlığının en önemli risk faktörleri olarak değerlendirilebileceği kanısına ulaştık. Anahtar kelimeler: intraventiküler kanama, düşük doğum ağırlığı, risk faktörü