Borderline kişilik özellikleri ile duygu ifadelerini tanıma becerisi arasındaki ilişkide çocukluk çağı travmaları ve olumsuz kişiler arası deneyimlerin rolü
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, HAMİDİYE SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ, KLİNİK PSİKOLOJİ ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: AHMET HAMDİ İMAMOĞLU
Danışman: Yıldız BİLGE
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Mevcut çalışma, borderline kişilik bozukluğu belirtileri bağlamında sosyal bilişin önemli bir bileşeni olan duygu tanıma işlevini ve bu işlev üzerinde etkili olabilecek çocukluk çağı travmaları ile sosyal dışlanmanın düzenleyici rolünü incelemektedir. Gereç ve Yöntem: Klinik olmayan bir örneklemde, toplam 216 üniversite öğrencisiyle yürütülen araştırmada, öncelikle Coolidge Eksen-II Envanteri'nin Borderline Kişilik Bozukluğu alt ölçeği ve Çocukluk Çağı Ruhsal Travma Ölçeği ile öz bildirim ölçümleri tamamlanmıştır. Sonraki aşamada Cyberball sanal oyunu aracılığıyla oluşturulan sosyal dışlanma müdahalesi ve duygu tanıma görevlerini içeren uygulamalar gerçekleştirilmiştir. Duygu tanıma performansına ilişkin çıktılar doğru yanıt sayısı, tepki süreleri ve atıf yanlılıkları üzerinden hesaplanmıştır. Potansiyel düzenleyici etkiler Hayes'in SPSS için geliştirdiği PROCESS eklentisi kullanılarak incelenmiştir. Bulgular: Korelasyon analizlerinde borderline kişilik özelliklerinin nötr ifadeleri tanımada daha fazla hata yapma ve öfke atıf yanlılığı ile ilişkili olduğu tespit edilmiştir. Ek olarak borderline kişilik özellikleri ile nötr ifadeleri ve düşük yoğunluklu mutluluk içeren uyaranları tanıma ilişkisinin çocukluk çağı ihmali tarafından, düşük yoğunluklu öfke ifadelerini tanıma ilişkisinin ise çocukluk çağı istismarı tarafından düzenlendiği tespit edilmiştir. Buna göre genel anlamda borderline kişilik özelliklerindeki artış, düşük travma düzeylerinde nötr ifadelerin daha fazla yanlış yorumlanması ve örtük duyguların daha iyi tanınmasıyla kendini gösteren bir örüntü yaratmıştır. Sosyal dışlanmanın ise borderline kişilik özellikleri ile düşük yoğunluklu öfke ifadelerini tanıma performansındaki artış arasındaki ilişkiyi, istatistiksel olarak anlamlılık sınırına yakın bir düzeyde düzenleyebileceği görülmüştür. Sonuç: Tepki süreleri ve atıf örüntüleriyle birlikte ele alındığında, bulgular borderline semptomların eşlik ettiği durumlarda, ciddi travma öyküsünün duygusal işlemlemede kaçınma eğilimleriyle; düşük travma düzeylerinin ise hiper-mentalizasyon örüntüleriyle ilişkili olabileceğini göstermektedir. Aynı zamanda sosyal dışlanma gibi stresörlerin de reddedici ipuçlarına yönelik duyarlılığı arttırma eğiliminde olduğu anlaşılmaktadır.