Transrektal prostat iğne biyopsisi yapılan olgularda rektal florada siprofloksasin dirençli ve genişlemiş spektrumlu beta laktamaz üreten enterobacteriaceae ile kolonizasyon ve işlem sonrası gelişen enfektif komplikasyonların değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA DIŞKAPI YILDIRIM BEYAZIT SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, ENFEKSİYON HASTALIKLARI VE KLİNİK MİKROBİYOLOJİ ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2017

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: NESİBE KORKMAZ

Danışman: Yunus GÜRBÜZ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Ekim 2014-2015 tarihleri arasında transrektal prostat iğne biyopsisi yapılan olgularda rektal florada siprofloksasin direnci ile GSBL üreten Enterobacteriaceae ile kolonizasyon ve enfeksiyon gelişmesindeki risk faktörlerini tanımlamaya yönelik prospektif çalışma. Amaç: Çalışmamızda rektal florada kinolon direncini saptamak ve direnç oranlarına göre TRUS-bx profilaksisini gözden geçirmek amaçlandı. Ayrıca toplum kaynaklı GSBL enfeksiyonlarının yayılımına yol göstermesi açısından TRUS-bx yapılan hastalarda biyopsi öncesi dışkıda GSBL üreten Enterobacteriaceae ile kolonizasyon sıklığına da bakılması planlandı. Kolonizasyona yol açan risk faktörlerinin belirlenmesi, biyopsi sonrası gelişen semptom ve bulgularla kolonizasyon/enfeksiyon arasındaki ilişkiyi tanımlamak amaçlandı. Yöntem: Ekim 2014-2015 tarihleri arasında Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim Araştırma Hastanesi Üroloji polikliniğine başvuran ve transrektal ultrason eşliğinde prostat biyopsisi yapılması planlanan 99 hasta çalışmamıza alınmıştır. Hastalardan biyopsi öncesi rektal eküvyon ile dışkı sürüntü örneği alınacağına dair onam alınmıştır. Dışkı örnekleri %5 koyun kanlı agar ve eozin metilen mavisi (EMB) agar besiyerlerine ekildi. 35°C'de 18-24 saat inkübasyonu takiben gram negatif üreyen bakteriler konvansiyonel yöntemlerle tanımlandı. Genişlemiş spektrumlu beta laktamaz (GSBL) varlığının doğrulanması için kombine disk metodu kullanıldı. Hastalara risk faktörlerinin belirlenmesi için yaş, sigara öyküsü, son 6 ayda siprofloksasin kullanımı ve son 6 ayda diğer antibiyotiklerin kullanımı, altta yatan hastalık öyküsü (Diabetes mellitus (DM), kronik akciğer hastalığı (KOAH), malignite, Hipertansiyon (HT), hemoroid, immünsupresyon durumu, kalp kapak replasman öyküsü, Benign prostat hiperplazisi (BPH), son 6 ayda ürogenital enfeksiyon öyküsü, üriner kateter öyküsü, son 1 ayda hastane yatışı, yoğun bakım yatışı, tekrarlayan biyopsi öyküsü ve sayısı, yurt dışı seyahat öyküsü, hekim/hastane çalışanı olup olmadığı, pelvik radyasyon öyküsü, steroid kullanımı, PSA değerleri sorularak kaydedildi. Bulgular: Çalışmamızda 99 hastadan saptanan 109 etkenin %75'i E.coli olarak saptandı. 109 etkenin siprofloksasin direnci %27,5 GSBL pozitifliği %19,3 olarak bulundu. Majör etken olan E.coli'de florokinolon direnci %33, GSBL pozitifliği %22 olarak saptandı. Siprofloksasin dirençli E.coli çoğunlukla diğer antimikrobiyal ajanlara da dirençli bulundu. Amikasin (%7,4) ve nitrofurantain (%3,7) en az dirençli bulunan antibiyotiklerdi. E.coli suşlarının hiçbirinde fosfomisin direnci saptanmadı. Siprofloksasin direnci ve ilişkili risk faktörlerine ayrı ayrı bakıldığında son 6 ayda siprofloksasin kullanımı, son 6 ayda geçirilmiş üriner sistem enfeksiyonu ve son 2 ayda üriner kateter öyküsü varlığı istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p= 0,008, p=0,009 ve p=0,003). GSBL pozitifliği ve ilişkili risk faktörleri değerlendirildiğinde tekrarlayan biyopsi öyküsü istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p= 0,009). Siprofloksasin dirençli tüm etkenlerin aynı zamanda %46,7'si GSBL pozitif saptanmıştır. GSBL pozitifliği olan etkenlerin siprofloksasin dirençli olma düzeyi %66,7 bulunmuştur. 92 hastanın 7'si (%7,6) hastanede yatarak tedavi görürken 5 hasta (%5,4) ürosepsis tanısıyla takip edildi. Hastanede yatarak tedavi gören hastalarda risk faktörleri açısından istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmamıştır. İstatistiksel olarak ilişkili risk faktörlerinin anlamlı çıkmamasının nedeninin hasta sayısının yeterli olmamasından kaynaklı olabileceği düşünülmüştür. Hastanede yatan hastalarda siprofloksasin direnci ve GSBL pozitifliği birlikteliği olma tahmini rölatif riski yatmayanlara göre 10,0 kat (%95 GA: 2,0-51,3) bulunmuş ve istatistiksel olarak da anlamlı saptanmıştır (p=0,009). Sonuç: Olgularda %27,5 oranında siprofloksasin direnci ve %19,3 GSBL üreten Enterobacteriaceae ile kolonizasyon tespit edilmiştir. Artan kinolon direnci nedeniyle profilakside kullanımının tekrar gözden geçirilmesi önem taşımaktadır. Kinolon dirençli suşların diğer birçok ajana da direnç geliştirdiği ve artan GSBL pozitifliği nedeniyle biyopsi sonrası enfektif komplikasyonlarla başvuranlarda ampirik tedavi de karbapenemlerin ilk tercih olarak düşünülmesi gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: GSBL, Enterobacteriaceae, prostat biyopsisi, siprofloksasin direnci