Biliyer taşların perkütan transhepatik yaklaşımla tedavisi: Normal ve cerrahi ile değişmiş gastrointestinal anatomili hastalarda sonuçların karşılaştırılması


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ELİF BANU GÜLER OKLAZ

Danışman: Mustafa ÖZDEMİR

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

AMAÇ: Bu çalışmanın amacı, safra yolu taşlarının tedavisinde merkezimizde yapılan perkütan transhepatik girişimlerin etkinliğini mevcut literatür ışığında değerlendirmek, ayrıca işlem başarısında rol oynayan risk faktörleri ile değişen üst gastrointestinal sistem anatomisinin işlem sonuçlarına etkisi araştırmaktır. GEREÇ VE YÖNTEM: 1 Nisan 2019-31 Eylül 2024 tarihleri arasında merkezimizde perkütan transhepatik taş ekstraksiyonu (PTTE) yapılmış olup araştırmaya dahil edilme kriterlerine uygun bulunan 172 olgu retrospektif olarak değerlendirilmiştir. Hastalara ait yaş, cinsiyet, başvuru şikayeti ve üst gastrointestinal sistemin (ÜGS) anatomik özellikleri kaydedilmiştir. Her hasta için biliyer sistemin özellikleri (safra kesesi durumu, koledok çapı), safra yolu taşlarının özellikleri (boyut, sayı, lokalizasyon), prosedüre ait özellikler (transhepatik giriş lokalizasyonu, biliyer trakt sayısı, mekanik litotripsi gereksinimi) değerlendirilmiştir. İşlem sonuçlarına ilişkin, teknik başarı, klinik başarı, prosedür seans sayısı, biliyer kateter kalış süresi ve işlem komplikasyonları incelenmiştir. Araştırmaya dahil edilen olgular ÜGS anatomisine ve biliyoenterik anastomoz (BEA) varlığına göre 3 gruba ayrılmıştır. Normal ÜGS anatomisine sahip hastalar Grup 1, cerrahi ile değişmiş ÜGS anatomisine sahip ancak BEA'sı bulunmayan hastalar Grup 2 ve cerrahi ile değişmiş ÜGS anatomisine sahip olup BEA'sı bulunan hastalar Grup 3 olarak sınıflandırılmıştır. Tüm bu parametreler ayrıca 3 grup arasında karşılaştırılarak değerlendirilmiştir. Teknik başarıyı etkileyen risk faktörlerini belirlemek için regresyon analizi uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 28.0 paket programı ile değerlendirilmiş, p<0,05 değeri istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. BULGULAR: Çalışma dahilinde 76 kadın (%44,2), 96 erkek (%55,8) hasta bulunmakta olup yaş ortalaması 67,7 (±13,9) olarak saptanmıştır. Tüm hasta grubunda işlem teknik başarısı %82; işlem ile ilişkili komplikasyon oranı %9,3 olarak tespit edilmiştir. İşlem teknik başarısı üzerine yapılan regresyon analizinde taş çapının büyüklüğü (OR=1,194; p<0.001), taş sayısının 6 ve üzerinde olması (OR=14,148; p=0.02) ve kombine (intrahepatik ve ekstrahepatik) yerleşimli taş varlığı (OR=6,218; p=0.005) teknik başarısızlık için risk faktörleri olarak tespit edilmiştir. En büyük taş çapının 12,5 mm'nin üzerinde olduğu hastalarda işlem başarısının anlamlı olarak daha düşük olduğu saptanmıştır (AUC: 0,803, duyarlılık: %74,2, özgüllük: %73,8). Teknik başarı oranları Grup 1 için %82 (65/79), Grup 2 için %81 (51/63) ve Grup 3 için %83 (25/30) olarak saptanmıştır (Grup 1'e karşı Grup 2; p=0,50, Grup 1'e karşı Grup 3; p=0,57, Grup 2'ye karşı Grup 3; p=0,51). Grup 3 için taş ekstraksiyon seans sayısının (2,8±1,7) ve biliyer kateterin kalış süresinin (25,4 ± 12,5 gün), Grup 1 (1.8 ± 0.9 seans, 15.7 ± 8.3 gün) ve Grup 2'ye (1,9 ± 0,9 seans, 18,3 ± 9,2 gün) kıyasla daha fazla olduğu saptanmıştır (Grup 1'e karşı Grup 3; pseans = <0.001, pgün = <0.001 ve Grup 2'ye karşı Grup 3; pseans 0,005, pgün = 0,01). SONUÇ: Sunulan çalışmanın iki önemli sonucu bulunmaktadır; (1) PTTE cerrahi olarak değişmiş ÜGS anatomisine bakılmaksızın safra yolu taşlarının tedavisinde etkili ve güvenilir bir yöntemdir. Bununla birlikte, BEA bulunan hastaların tedavi planlamasında işlem seans sayısı ve drenaj kalış süresi daha fazla olabileceği göz önünde bulundurulmalıdır. (2) En büyük taş çapının 12,5 mm'yi aşması, taş sayısının 6 ve üzerinde olması ile kombine (intrahepatik ve ekstrahepatik) yerleşimli taşların bulunması teknik başarısızlık için risk faktörleri olup bu faktörlerin prosedür öncesi değerlendirilmesi işlem başarısını öngörmede rol alabilir.