Prevalence and prognostic implications of hiatal hernia in patients with idiopathic pulmonary fibrosis and fibrotic hypersensitivity pneumonitis


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL YEDİKULE GÖĞÜS HASTALIKLARI VE GÖĞÜS CERRAHİSİ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: RAMAZAN EREN

Danışman: Elif Yelda NİKSARLIOĞLU

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş-Amaç: İdiyopatik pulmoner fibrozis (İPF) ve fibrotik hipersensitivite pnömonisi (FHP), progresif seyirli ve yüksek mortalite oranlarına sahip fibrotik interstisyel akciğer hastalıklarıdır (İAH). Gastroözofageal reflü (GÖR) ve hiatal herni (HH), bu hastalıkların hem patogenezinde hem de semptom yükünde rol oynayabilecek potansiyel faktörler olarak dikkat çekmektedir. Bu çalışmanın amacı, İPF ve FHP hastalarında HH'nin sıklığını ve tiplerini belirlemek, YRBT temelli volumetrik analiz yöntemiyle HH hacmini nicel olarak değerlendirmek ve HH varlığı ile hacminin klinik özellikler ve sağkalım üzerindeki etkilerini araştırmaktır. Gereç ve Yöntem: Tek merkezli, retrospektif, kohort çalışma 1 Ocak 2014 – 31 Aralık 2023 tarihleri arasında Sağlık Bilimleri Üniversitesi Yedikule Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları Kliniğinde yürütüldü. Multidisipliner değerlendirme ile tanı konulan 143 İPF ve 143 FHP olmak üzere toplam 286 hasta çalışmaya dahil edildi. Bu hastalarda öksürük semptom skoru (ÖSS), NYHA sınıflaması, Charlson Komorbidite İndeksi ve GAP skoru kullanıldı. Hiatal herni tipleri (I–IV) ve hacmi 1 mm kesitlerle volümetrik olarak hesaplandı. İstatistiksel analizler Stata 18 ile gerçekleştirilmiş; mortaliteye etki eden faktörler Cox regresyon analizi ile değerlendirilmiştir. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen hastaların medyan yaşı 65 yıl olup, %71.7'si erkekti. Sigara öyküsü tüm kohortta yüksekti; hastaların %68.8'sinde sigara öyküsü mevcuttu. En sık komorbiditeler hipertansiyon (%34.3), diyabetes mellitus (%24.1), iskemik kalp hastalığı (%29) idi. Hiatal herni tüm grupta %43.7 oranında saptandı; en sık Tip 1 (%80) izlendi. Volumetrik HH hacmi medyanı tüm grupta 8.10 cm³ (IQR 25-75: 6.00-12.25), İPF'de 7,55 cm³ (IQR 25-75: 6.00-10.00) ve FHP'de 8.60 cm³ (IQR 25-75: 5.10-13.40) olarak ölçüldü. HH varlığı İPF hastalarında öksürük prevalansı (n=115, %80,42) ve ÖSS ile anlamlı ilişkiliydi (gündüz p=0.003; gece p 0.05). İPF'de çok değişkenli modelde FVC% (HR 0.27; p=0.043), DLCO% (HR 0.97; p=0.007) ve proton pompa inhibitörü kullanımı (HR 0.45; p=0.039) sağkalımı iyileştiren bağımsız faktörlerdi. FHP'de erkek cinsiyet (HR 4.23; p=0.001) mortalite riskini artırırken, 6DYT mesafesi (HR 0.99; p<0.001) sağkalım için koruyucu bulundu. Sonuç: İPF ve FHP olgularında HH sık görülmekte olup ancak bu durum 3 yıllık sağkalımı öngörmemektedir; buna karşın özellikle İPF'de öksürük prevalansı ve ÖSS anlamlı ilişki göstermektedir. İPF'de sağkalım üzerinde FVC% ve DLCO% düşüklüğü ile PPİ kullanımı belirleyici olurken, FHP olgularında erkek cinsiyet ve 6DYT mesafesi öne çıkan faktörler arasında yer almıştır. Bu bulgular, HH'nin fibrotik İAH'larda semtomik yükü artıran morfolojik bir eşlikçi olduğunu, ancak tek başına bağımsız bir prognostik belirteç olmadığını düşündürmektedir. HH hacminin klinik yansımalarının netleştirilmesi için, reflü/mikroaspirasyon ölçütleri ve HH tip-derecesi ile değerlendirildiği prospektif, çok merkezli çalışmalara ihtiyaç vardır.