Nedeni belirlenemeyen pelvik ağrıda yapılan endoservikal sürüntü örneklerindeki etkenlerin PCR yöntemi ile araştırılması


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, KONYA SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ESRA KOŞUCU

Danışman: Ümmügülsüm ESENKAYA

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Bu çalışmanın amacı, nedeni açıklanamayan pelvik ağrısı olan kadınlarda endoservikal sürüntü örneklerinde cinsel yolla bulaşan patojenlerin polimeraz zincir reaksiyonu (PCR) yöntemi ile araştırılması ve elde edilen sonuçların klinik bulgularla ilişkilendirilmesidir. Gereç ve Yöntem: Bu araştırma, Mart 2025 – Temmuz 2025 tarihleri arasında Konya Şehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniği'ne pelvik ağrı şikâyeti ile başvuran cinsel aktif ve çalışmaya katılmayı kabul eden 70 gönüllü hasta üzerinde yürütülen kesitsel tanımlayıcı gözlemsel bir çalışmadır. Tüm hastalarda nonjinekolojik nedenler dışlandıktan sonra ayrıntılı anamnez, pelvik muayene ve transvajinal ultrasonografi (TVUSG) yapıldı. Jinekolojik yapısal pelvik ağrıya neden olabilecek sebepler dışlandıktan sonra muayene sırasında alınan vajinal ve endoservikal sürüntü örnekleri multiplex real-time Polymerase Chain Reaction ve kültür yöntemleriyle Human Simplex Virus-1 (HSV-1), Mycoplasma genitalium, Chlamydia trachomatis, Neisseria gonorrhoeae, Treponema pallidum, Trichomonas vaginalis, Ureaplasma urealyticum, Mycoplasma hominis, Haemophilus ducreyi, Streptococcus agalactiae, Gardnerella vaginalis açısından incelendi. Veriler IBM SPSS 23.0 programı ile analiz edildi. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen 70 hastanın yaş ortalaması 37,46±7,98 yıl, VKİ ortalaması 28,07±5,57 kg/m², cinsel aktif süre ortalaması 16,56±8,37 yıl ve pelvik ağrı süresi ortalaması 8,57±9,27 ay olarak bulundu. Hastaların %95,7'si evli, %55,6'sı herhangi bir kontrasepsiyon yöntemi kullanmıyordu. Disparoni %58,6'sında, dismenore %51,4'ünde ve dizüri %41,4'ünde mevcuttu. PCR sonuçlarına göre hastaların servikal sürüntü örneklerinin %44,3'ünde en az bir patojen tespit edildi. En sık saptanan etken Gardnerella vaginalis (%32,9) olup, bunu Streptococcus agalactiae (%11,4), Mycoplasma hominis (%8,7), Chlamydia trachomatis (%1,4) ve Trichomonas vaginalis (%1,4) takip etti. Vajinal sürüntü örneklerinin Nugent skorlamasına göre %24,3'ünde bakteriyel vaginozis (BV) belirlendi. Laktobasil değerlendirmesinde vajinal sürüntü örneklerinin %47,1'inde laktobasil izlenmedi. PCR sonucu G. vaginalis pozitif olan hastaların %39,1'inde BV tespit edildi. PCR sonucu normal olan hastalarda BV oranı %15,4 olarak bulunurken PCR ile etken tespit edilen hasta grubunda BV oranı %35,5 ve bu fark istatistiksel olarak anlamlıydı (p=0,008). Vajen kültür sonuçları ile Nugent skoru arasında güçlü bir ilişki tespit edildi (p<0,001). PCR sonuçları ve laktobasil düzeyleri arasında da anlamlı ilişki saptandı (p=0,026). Pelvik ağrı süresi 6 ay ve üzeri olan hastalarda kronik hastalık varlığı (%22,9'a karşı %5,7, p=0,04) ve dismenore (%65,7'ye karşı %37,1, p=0,017) anlamlı şekilde daha yüksekti. Vücut kitle indeksi sınıflandırması ile mikrobiyolojik bulgular arasında anlamlı ilişkiler bulundu. Kilolu ve morbid obez hastalarda BV ve laktobasil eksikliği oranları daha yüksekti (p=0,016,p=0,020). Sigara kullanan hastalarda WBC ve nötrofil düzeyleri anlamlı şekilde yüksek bulundu (p=0,21,p=0,019). Sonuç: Araştırmamızda nedeni belirlenemeyen pelvik ağrı ile başvuran hastalarda enfeksiyöz etkenlerin önemli rol oynadığı belirlenmiştir. Araştırmamızın sonuçlarına göre multiplex PCR ile Gardnerella vaginalis, Streptococcus agalactiae ve Mycoplasma hominis en sık tespit edilen patojenlerdir ve bakteriyel vajinozis ile güçlü ilişki göstermektedir. Moleküler tanı yöntemlerinin kullanımı, özellikle asemptomatik veya subklinik seyredebilen enfeksiyonların erken tanısında kritik öneme sahiptir. Pelvik ağrının multifaktöriyel doğası nedeniyle, rutin vajinal sürüntü örneklerine ilave olarak en sık karşılaşılan cinsel yolla bulaşan hastalık etkenlerinin aynı anda , kısa sürede belirlenmesine olanak sağlayan PCR testlerinin eklenmesi ile kapsamlı mikrobiyolojik değerlendirme ve multidisipliner yaklaşım son derece önemlidir ve hasta sağlığı açısından fark oluşturmaktadır. Bu çalışma, pelvik ağrı ile başvuran hastalarda rutin endoservikal sürüntü alınmasının ve moleküler tanı yöntemlerinin kullanılmasının önemini ortaya koymaktadır.