Pelvik kitle nedeniyle opere edilen hastaların intraoperatif patoloji konsültasyonu sonuçlarıyla kesin patoliji sonuçlarının uyumunun değerlendirilmesi ve uyumsuzluğa neden olan faktörlerin tanımlanması


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ETLİK ZÜBEYDE HANIM KADIN HASTALIKLARI SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2019

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: UTKAN SAĞIR

Danışman: Ahmet Taner TURAN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Pelvik kitleler, kadınlarda tüm yaş gruplarında görülebilen, sık karşılaşılan bir sorundur. Genelikle pelvik kitlelerin benign olmasına rağmen malignitenin göz ardı edilmemesi gerekmektedir. Bu nedenle kitlenin ayırıcı tanısının doğru yapılması zorunludur [1]. Genelde hastalar ağrı, dismenore, baskı hissi ve anormal uterin kanamadan şikayetçidir, ancak rutin pelvik muayene sırasında da tespit edilebilirler [2]. Adneksiyel kitleler çoğunlukla kistik yapıdadır ve %85'i benigndir [3]. Over tümörlerinde preoperatif dönemde tanı amacıyla jinekolojik muayene görüntüleme yöntemleri ve labaratuvar belirteçlerinden yararlanılır [4]. Muayene pelvik kitlenin yeri, kıvamı ve yapısına yönelik bilgiler sağlar ancak ayırıcı tanı için ek yöntemlere ihtiyaç vardır [5]. Çapı 10 cm'ye ulaşmayan kitlelerin fizik muayenede atlanma oranı %10'dur [6]. Pelvik kitlelerin görüntülenmesinde ultrasonografi kolay ulaşılabilen ve önemli bilgiler sağyalan bir yöntemdir. Kitlenin solid ya da kistik oluşu, ölçüleri, papiller yapıların varlığı, tek taraflı veya çift taraflı oluşu, septaların varlığı ve kalınlığı, asit varlığı hakkında bilgi verir [1]. Ultrasonografinin benign malign ayrımı yapılmasında %90 oranında başarılı olduğu bilinmektedir [7]. Pelvik kitlelerin neovaskülerizasyonu nedeniyle benign ve malign yapılar arasında kanlanma açısından farklar vardır. Lokal salgılanan hormonlar, büyüme faktörleri ve damar ağının yapısından dolayı dokudaki direnç azalmış ve kan akımı artmıştır. Bu mekanizmadan faydalanılarak kitlenin kan akımı doppler USG ile ölçülebilmektedir. Pulsetil indeksin 1'in, rezistif indeksin 0.4'ün altında olması malignite için yüksek risk sayılmaktadır [8]. Labaratuvar testlerinden tam kan sayımı, sedimentasyon ve CRP enfektif durumların, β-hCG dış gebeliğin tanısında yardımcıdır. Ayırıcı tanıda tümör markerlarının ölçülmesi önemlidir [1]. Adneksiyel kitlelerin intraoperatif tedavisinin belirlenmesinde FS en önemli adımlardan biridir. Ameliyat sırasında hastalar için en uygun cerrahi yaklaşımın seçilmesine yardımcı olur. Bu nedenle FS sonuçlarının uyumu çok önelmidir. Yanlış negatif bir FS sonucu hastanın yeniden opere olmasına neden olurken yalancı poiztif bir sonuç hastaya ek morbiditeler yükleyebilir [9]. Yapılan çalışmalarda over tümörlerinde frozen section analizinin sensitivite ve spesivitesinin sırası ile %65-97 ve %97-100 arasında olduğu bildirilmiştir [10]. FS tekniğnden en fazla faydayı elde edebilmek için ilk adım her zaman olması gerektiği gibi patolog ve cerrah arasında iyi bir iletişim sağlamaktır [11]. Görevi etkin bir şekilde yerine getirebilmesi için patoloğa hastanın klinik geçmişi hakkında detaylı bilgi verilmelidir. İdeal olarak cerrah ve patolog vakayı önceden tartışmalıdırlar [12]. Patolog FS yapmadan önce, tüm klinik veriler elinde olmalıdır. FS patoloğun tüm klinik veriler elinde olmadığı halde teşhisi yapabilecek mi diye bakılan bir değerlendirme süreci değildir. Bu teşhis, ameliyat masasında yatan bir hasta için önemli bir karardır. Bazen hasta başka kurumlarda daha önce cerrahi operasyon geçirmiş olabilir ve bu veriler de önceden edinilmeli ve patolog tarafından incelenmelidir. Patolog ameliyathaneye girmeli ve lezyona yerinde bakmalı ve bazen biyopsinin nereden alınması gerektiği konusunda öneri getirebilmelidir[13]. FS incelemesinin ana sınırlandırıcıları, sınırlı sayıda kesit olması ince ayrıntıları gizleyen donma artefaktları ve kalın kesitlerdir. Tanı hatalarının sebebi örnekleme hataları, yanlış yorumlama ve düşük kalitede kesit hazırlama olabilir [14]. Frozen kesit incelemesinin tanısal doğruluk oranı benign ve malign over tümörlerinde yüksek ancak borderline over tümörlerinde düşük kalmaktadır. Frozen kesit incelemesi ile final patoloji sonucunun karşılaştırılması aradaki anlaşmaşmazlıkların yeniden düzenlenmesi ve kalitenin güvencesi açısından önemlidir [14].