Çocukluk çağında görülen oral mukoza lezyonlarının epidemiyolojisi ve klinik özellikleri


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL SULTAN ABDÜLHAMİD HAN SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DERİ VE ZÜHREVİ HASTALIKLAR ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2023

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: GİZEM EREN

Danışman: Burçe CAN KURU

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

AMAÇ: Sağlıklı çocuklarda oral mukozal lezyonların kesin prevalansı standart yöntemlerin olmaması, farklı tanı kriterleri ve anketlerde az sayıda lezyonun tanımlanması nedeniyle tartışmalıdır. Bu çalışmadaki amacımız pediatrik popülasyondaki önemli oral mukozal lezyonların prevalansını, sosyodemografik dağılımını, klinik özelliklerini araştırmak ve ayırıcı tanı açısından verilere katkıda bulunmaktır. YÖNTEM: Bu kesitsel çalışmaya SBÜ Sultan 2. Abdülhamid Han Eğitim ve Araştırma Hastanesi Deri ve Zührevi Hastalıkları pediatrik dermatoloji polikliniğine herhangi bir şikayetle başvuran (2022 Mart ayı ile 2023 Mart ayları arasında) 16 yaş altı tüm hastalar çalışmaya dahil edildi. Sosyodemografik özellikleri, tıbbi özgeçmiş bilgileri ve oral alışkanlıkları kaydedilip oral mukoza muayenesi yapıldıktan sonra özellikli patolojik bulgular fotoğraflandı. Hastalar 0-5 yaş, 6-11 yaş, 12-16 yaş olarak 3 gruba ayrıldı. SONUÇ: Çalışmamıza dahil edilen 1008 hastanın %51,6'sı (n=520) kız, %48,4'ü (n=488) erkekti. Tüm başvuruların %1,49'u (n=15) oral mukoza şikayeti nedeniyleydi. Oral mukoza lezyonuna sahip olma açısından cinsiyetler arasında, sosyoekonomik duruma göre, sistemik hastalık ve ilaç kullanım öyküsüne bağlı istatistiksel olarak anlamlı fark yoktu (sırasıyla, p=0,843, p=0,940, p=0,414, p=0,932). 6-11 ve 12-16 yaş gruplarında, 0-5 yaş grubuna göre (p <0,001); 12-16 yaş grubunda ise 6-11 yaş grubuna göre istatistiksel anlamlı olarak daha fazla oral mukoza lezyonu mevcuttu (p =0,005). 1008 hastanın %31'inde (n=312) toplam 32 çeşit oral mukoza lezyonu saptandı. Hasta başına 1-2 adet oral mukoza lezyonu mevcuttu. Oral mukoza lezyonu bulunan tüm hastaların %11,2'sinde (n=35) multipl oral mukoza lezyonu saptandı. En sık tutulan oral mukoza lokalizasyonları sırasıyla dil dorsumu (n=100), üst dudak (n=79) ve bukkal mukoza (n=72) idi. En sık oral mukoza lezyonları sırasıyla cheek biting, keilit, paslı dil ve rekürren aftöz stomatit idi. 0-5 yaş ve 6-11 yaş gruplarında en sık oral mukoza lezyonu coğrafik dil iken 12-16 yaş grubunda en sık oral mukoza lezyonu cheek biting idi. TARTIŞMA: Çalışmamızın sonuçlarına göre çocuklarda oral mukoza lezyonu prevalansı literatürde belirtilenden çok daha fazla görünmektedir. Bu, çalışmalardaki tasarım farklılıklarına bağlı olabilir. Yaşla birlikte oral mukoza lezyonu sıklığı da artmaktadır. Bunu, cheek biting ve travmaya sekonder lezyonların stres faktörüyle birlikte yaşla artması ve bu grupların da çoğunluğu oluşturması ile açıklayabiliriz. Bu durum çalışmamızdaki oral mukoza lezyonu sıklığının sistemik hastalık ve ilaç kullanımından bağımsız olmasını, yaşla birlikte görülme sıklığının artmasını açıklar niteliktedir. ANAHTAR KELİMELER: coğrafik dil, çocukluk, oral mukoza hastalığı