Deney hayvanı modelinde platelet rich plasma'nın tek taraflı üreteral obstrüksiyonda renal protektif etkisinin araştırılması


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL HAYDARPAŞA NUMUNE SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2020

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: EMRAH ÖZSOY

Danışman: Mehmet AKYÜZ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

AMAÇ Üreter obstrüksiyonu, günlük üroloji pratiğinde çok sık karşılaşılan, obstrüksiyonun nedeni, süresi ve şiddetine göre böbrekte inflamasyon, tübüler atrofi ve fibrozis gibi değişiklikler yapan bir patolojidir. Obstrüksiyon sonucunda gelişen nefron kaybı ileri dönemde gelişebilecek bir kronik böbrek yetmezliğine zemin hazırlamaktadır. Obstruktif nefropatiyi önlemek için birçok ajanla ilgili çalışmalar yapılmıştır. PRP tam kanın santrifüjü ile elde edilen, tam kana göre en az 5 kat fazla trombosit konsantrasyonu içeren bir maddedir. Trombositlerin içinde bulunan büyüme faktörleri ve biyoaktif ajanların etkileriyle PRP, rejeneratif tıpta ortopedi, dermatoloji ve plastik ve rekonstrüktif cerrahi alanında rutin klinik pratiğe girmiştir. Amacımız PRP' nin üreter obstrüksiyonuna bağlı nefropatiyi önlemede veya azaltmada etkili bir ajan olup olmadığını göstermektir. GEREÇ VE YÖNTEM 24 adet Wistar Albino sıçan randomize edilerek Donor Grubu, Sham Grubu, Saline Grubu ve PRP grubu olmak üzere 4 gruba ayrıldı. Donor grubundan intrakardiyak olarak tam kan elde edildi ve PRP hazırlandı. Diğer gruplardan 2 cc kan alınarak BUN ve kreatinin ölçümü yapıldı ve böbrek sintigrafileri çekildi. Daha sonra Sham grubuna abdominal orta hat insizyonu yapıldı. Saline grubuna sol üreter obstrüksiyonu sonrası böbreğe Saline enjeksiyonu, PRP grubuna sol üreter obstrüksiyonu sonrası böbreğe PRP enjeksiyonu yapıldı. 1 hafta sonra aynı biyokimyasal ve sintigrafik kontroller yapılıp sol nefrektomi uygulanarak nefrektomi materyalleri histopatolojik olarak incelendi. BULGULAR BUN ve kreatinin değerlerinin preop ve postop değerlendirmesinde grup içinde ve gruplar arasında anlamlı farklılık saptanmamıştır (p>0,05). Preop ve postop DMSA ölçümlerinde Sham grubunda anlamlı fark saptanmazken, Saline ve Prp gruplarında anlamlı fark saptanmıştır (p: 0,001, p:0,024). Saline ve PRP grupları arasında anlamlı fark saptanmamıştır (p:0,525) EGTI değerlendirilmesi Sham grubunda, Saline ve PRP grubuna göre anlamlı düzeyde yüksek saptanırken, Saline ve PRP grupları arasında anlamlı farklılık saptanmamıştır (p=0,001, p=0,02, p=0,320) SONUÇ Sonuç olarak çalışmamızda PRP nin üreter obstrüksiyonuna bağlı gelişen nefropatiyi önlemede etkili olabileceği gösterilmiştir. Çalışmamız literatürde bu konuyla ilgili yapılan ilk çalışmadır. Rejeneratif tıpta rutin klinik pratikte kullanılan PRP nin bu alanda endikasyon alabilmesi için geniş serili randomize kontrollü klinik çalışmalara ihtiyaç vardır.