Diyabetik ve non-diyabetik term gebelerde mide içeriğinin ultrason ile değerlendirilmesi: Gözlemsel çalışma


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL ŞİŞLİ HAMİDİYE ETFAL SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2023

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: KAIRATBEK MIIZAMOV

Danışman: Sevgi KESİCİ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş ve Amaç: Mide içeriğinin perioperatif aspirasyonu nadir görülür ancak anestezinin ciddi bir komplikasyonu olup yüksek morbidite ve mortaliteye sahiptir. Gebelerde genel anestezi uygulanması gereken durumlarda pulmoner aspirasyon riskini ve şiddetini azaltmak için en yaygın olarak kullanılan önlem, anestezi öncesi hastanın açlık kılavuzlarına uygun şekilde aç bırakılmasıdır. Gebelerde ve diyabetik hastalarda preoperatif açlık süreleri ile ilgili net bir konsensus bulunmamaktadır. Bu çalışmanın birincil amacı sezaryen ameliyatına alınacak aç kalmış diyabetik ve non-diyabetik term gebelerde gastrik ultrasonografi eşliğinde gastrik antral kesit alanı ve 2 matematiksel model ile hesaplanan tahmini gastrik volümlerin karşılaştırılmasıdır. İkincil amacı ise, bu gebelerde demografik ve klinik değişkenler ile gastrik antral antral kesit alanı değerleri arasındaki ilişkinin belirlenmesidir. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma Sağlık Bilimleri Üniversitesi Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Klinik Araştırmalar Etik Kurulu onayı ile, Aralık 2022-Temmuz 2023 tarihleri arasında, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Sarıyer yerleşkesi doğumhanesinde yapıldı. Bu prospektif gözlemsel vaka kontrol çalışması karşılaştırmalı olarak dizayn edildi. Çalışmaya elektif sezaryen doğum planlanan ve preoperatif açlık kılavuzlarına uygun şekilde aç kalan gebeler dahil edildi. Hastaların supine ve sağ lateral pozisyonlarda mide içeriklerinin sınıflandırmaları (Grade 0-2), antral CSA değerleri, Perlas denklemi ve Roukhomovsky denklemi ile hesaplanan gastrik volümler kaydedildi. Ayrıca tüm hastaların yaş, ağırlık, boy, VKİ, ASA, gestasyonel yaş, gravite, parite, sıvılar için açlık süreleri, katılar için açlık süresi süreleri ve açlık glukoz değerleri de kaydedildi. Hastalar gastrik ultrasonografik değerlendirmeleri tamamlandıktan sonra sezaryen operasyonuna alındı. Diyabetik (Grup D, n=29) ve non-diyabetik (Grup C, n=30) olmak üzere iki grup oluşturuldu. Bulgular: Hastaların demografik verilerinin karşılaştırılmasında; ortalama yaşın Grup D'de Grup C'ye göre istatiksel olarak daha yüksek olduğu görüldü (p=0.032). Hastaların klinik verileri karşılaştırıldığında; iki grup arasında ASA skorları açısından istatiksel olarak anlamlı fark tespit edildi (p=0.004). Grup C ortalama gestasyonel yaşı Grup D'ye göre istatiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek tespit edildi (p=0.005). Parite yüzdeleri arasında ise istatiksel olarak anlamlı fark tespit edildi (p=0.012). Grup D ortalama glukoz düzeyi Grup C'ye göre istatiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek tespit edildi (p=0.023). Hastaların sonografik olarak ölçümleri ve matematiksel değerlendirme sonuçlarına göre; ortalama supine ve sağ lateral antral kesit alanlarının (CSA) değerlerinin Grup D'de Grup C'ye göre istatiksel olarak anlamlı düzeyde yüksekti (sırasıyla; p=0.002, p=0.033). Roukhomovsky denklemine göre Grup D ortalama rezidüel gastrik volüm değerleri Grup C'ye göre istatiksel olarak anlamlı düzeyde yüksekti (p=0.017). Çoklu lineer regresyon analiz sonuçlarına göre CSA üzerinde sadece vücut kitle indeksinin (VKİ) etkisi olduğu görüldü (p<0.001). VKİ, 1 birim arttıkça CSA'nın 0.285 birim arttığı tespit edildi. Sonuç: Çalışmamızdan elde edilen sonuçlar doğrultusunda gestasyonel diyabetin rezidüel gastrik volüm artışı için risk faktörü olmadığı, yapılan çoklu regresyon analizleri sonucunda istatiksel anlamlı tek risk faktörünün VKİ olduğu tespit edildi. Çalışma sonuçlarımız ve literatürdeki çalışmalar dikkate alındığında gebelik, obezite ve diyabet varlığında preoperatif açlık sürelerinin belirlenebilmesi için geniş kapsamlı, prospektif çalışmalara gereksinim olduğu kanaatindeyiz.