Karaciğer sirozlu hastalarda prognoz göstergesi olarak trombosit fonksiyon testlerinden pfa-200 testinin (kollajen-adp ve kollajen-epinefrin) chıld, meld ve na-meld skorları ile ilişkisi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İZMİR TEPECİK SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2018

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: FARUK ELYİĞİT

Danışman: Harun AKAR

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş ve Amaç: Karaciğer sirozu; tüm kronik karaciğer hastalıklarının uzun klinik seyri sonucunda parankim dokusunun kaybı ve bağ dokusunun artması ile karakterize, mortalitenin önemli ölçüde arttığı bir hastalıktır. Hastaların birçoğu için tek küratif tedavi karaciğer transplantasyonudur. Karaciğer sirozunda prognozun nasıl olacağının belirlenmesi, gerek hastanın yaşam süresinin tahmin edilmesi ve gerekse transplantasyon ihtiyacının ne zaman olacağının bilinmesi açısından son derece önemlidir. Bunun için Child-Pugh, MELD, Na-MELD gibi bazı evreleme sistemleri kullanılmaktadır. PFA-200 testi ise, in-vitro kanama zamanını ölçerek primer hemostazın değerlendirilmesinde kullanılan, optimal bir tarama testidir. Günümüzde hemostaz bozuklukların ayırıcı tanısında veya anti-platelet tedavinin monitorizasyonda kullanılmaktadır. Çalışmamızın amacı etiyolojiden bağımsız olarak, karaciğer sirozu gelişmiş hastalarda Platelet Function Analyzer-200 (PFA-200) testinin Child-Pugh, MELD ve Na-MELD skorları ile korelasyon varlığını incelemek ve tek başına PFA-200 testinin prognoz götergesi olarak kullanılabilirliğini araştırmaktır. Yöntem: İzmir SBÜ Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları Kliniği'nde 01.08.2016-31.01.2017 tarihleri arasında serviste yatarak izlenen, karaciğer sirozu tanılı ve farklı evrelerde olan, kanama profili çalışılmış 50 hastanın verileri retrospektif tarandı. Çalışmaya hematokrit düzeyi %25'ten yüksek, trombosit yıkımı ile giden hastalık (DİK, TTP vs.) tablosu olmayan ve/veya kanama diyatezine neden olabilecek ilaç kullanımı (antikoagülan, antiagregan vs.) olmayan hastalar dahil edildi. Hastaların yaş, cinsiyet, asit varlığı ve yokluğu, ensefalopati varlığı ve yokluğu kaydedildi ve bu değerler Child-Pugh skoruna yansıtıldı. MELD skoru için hastaların laboratuar sonuçlarından INR, total bilirubin, kreatinin ve buna ek olarak Na-MELD skorunda kullanılmak üzere kan sodyum düzeyleri kaydedildi. Hastalar bu prognoz skorlarına göre gruplara ayrıldı. Ayrıca hastalardan PFA-200 ile ölçülmüş Kollajen/ADP (65-125 sn) ve Kollajen/Epinefrin (85-157 sn) değerlerine otomasyon sistemi üzerinden ulaşılmaya çalışıldı. Bulgular: Hastaların ortalama PFA Kol/ADP süresi 173,44±81,79 olup, %38'i (n=19) normal düzeyde kapanma süresine sahip iken, %62'si (n=31) yüksek kapanma süresine sahipti. Bu süre Kol/Epi düzeyinde ortalama 181,06±68,81 olup, %46'sı (n=23) normal olup, %54'ü (n=27) yüksekti. Child-Pugh, MELD ve Na-MELD skorlarının parametreleri, Kol/ADP ve Kol/Epi testleri normal ve yüksek gelen gruplarla tek tek karşılaştırıldığında anlamlı istatistiksel bir fark görülmedi. Kanama süresi ve platelet düzeyi arasındaki ilişki incelendiğinde; Kol/ADP oranı yüksek olanların platelet düzeyi (97,77±49,24), normal olanlara göre (99,37±43,25) düşük bulunmuş olup, istatiksel olarak anlamlı değildi (p=0,908). Kol/Epi oranında da yüksek olanların Platelet düzeyi (89,22±44,80), normal olanlara göre (109,13±47,35) düşük bulunmuş olup, istatiksel olarak anlamlı değildi (p=0,134). Kanama süreleri, Child-Pugh skorlamasına göre ayrılan Child A, B, C grupları ile karşılaştırıldığında anlamlı istatistiksel fark görülmedi. Yine MELD ve Na-MELD skorlamasına göre hafif, orta, yüksek olarak sınıflandırılan hasta grupları arasında anlamlı farklılık yoktu. Sonuç: Çalışmamız sonucunda PFA-200 Kol/ADP ve Kol/Epi testi ile saptanan anormal kanama sürelerinin, siroz skorları ile bu skorlarda kullanılan parametreler ve hastaların trombosit sayısı ile korele olmadığı görüldü. Bu hasta grubunda tek başına mortalite ve prognoz göstergesi olarak kullanılamayacağını öngördük.