Opere konjenital kalp hastalıklarında kardiyak otonomik fonksiyonun ve aorta'nın biyofiziksel özelliklerinin değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ETLİK ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, ÇOCUK SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: BEYZA NUR KURT TECİMEN
Danışman: Tamer YOLDAŞ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:ÖZET Amaç: Bu çalışmada, opere ventriküler septal defekt tanılı çocuklarda aortik sertlik ile kardiyak otonomik fonksiyon parametreleri arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi ve sağlıklı bireylerle karşılaştırılması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya, opere VSD'li 35 çocuk ve sağlıklı 31 kontrol birey dahil edilmiştir. Katılımcıların demografik, antropometrik verileri ile sistolik-diyastolik kan basınçları kaydedilmiştir. Kalp otonomik fonksiyonları 24 saatlik Holter EKG ile; egzersiz yanıtı modifiye Bruce protokolü ile yapılan Efor testiyle değerlendirilmiştir. Aortik biyofiziksel parametreler transtorasik Ekokardiyografi ile ölçülmüş; Ep, β, Zc, PWV, Transit süresi gibi göstergeler incelenmiştir. Veriler retrospektif olarak analiz edilmiştir. Bulgular: Gruplar yaş, cinsiyet ve antropometrik özellikler açısından benzerdi. Ancak vaka grubunda sistolik ve diyastolik kan basınçları anlamlı olarak yüksekti. Holter analizlerinde SDNN ve iSDNN değerleri vaka grubunda anlamlı şekilde düşük saptandı; bu durum otonomik disfonksiyonla ilişkilendirildi. Egzersiz sonrası kalp hızı düzelme oranları tüm zaman noktalarında kontrol grubunda daha yüksek bulundu. Aort değerlendirmesinde vaka grubunda Ep, β ve Zc değerleri daha yüksek; Transit süresi ise daha kısa bulundu ve bu bulgular artmış aortik sertliği göstermektedir. Sonuç: Opere VSD'li çocuklarda normal yapısal değerlere rağmen, otonomik disfonksiyon ve artmış aortik sertlik saptanmıştır. Bu bulgular, söz konusu hastalarda uzun dönemli takipte yalnızca anatomik değil, aynı zamanda fonksiyonel kardiyovasküler parametrelerin de değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.