Primer immün yetmezlikli hastalarda eşlik eden gastrointestinal sistem bulgu ve hastalıkları


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İZMİR DR. BEHÇET UZ ÇOCUK HASTALIKLARI VE CERRAHİSİ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2021

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: LEYLA ALLAHVERDIYEVA

Danışman: Ferah GENEL

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Primer immün yetmezlik (PİY) hastalıkları doğumsal immün sistem bozuklukları sonucu gelişen, yineleyen ağır fırsatçı enfeksiyonlarla seyreden, birçok organ ve sistemi etkileyebilen hastalık grubudur. İmmün yetmezliklere eşlik eden klasik bulguların yanı sıra hastalarda inflamatuar, otoimmün hastalıklar, gastrointestinal, hepatik hastalıklar ve maligniteler de görülebilmektedir. Bazı PİY'li olgularda gastrointestinal sistem (GİS) bulguları ilk bulgu olarak karşımıza çıkabilir. PİY'li olgularda GİS bulgularının eşlik etmesi tedavi yaklaşımını değitirebilmekte ve prognozu olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Yaptığımız çalışmada Çocuk İmmünoloji Kliniğimizde izlenen GİS bulguları saptanan PİY'li hastalarda klinik izlem verilerini ve prognozu retrospektif olarak değerlendirmeyi amaçladık. Bu çalışmada Sağlık Bilimleri Üniversitesi İzmir Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk İmmünoloji Polikliniklerinde Eylül 2011 – Haziran 2021 tarihleri arasında takip edilen Avrupa İmmün Yetmezlikler Derneği'nin (ESID) tanı kriterlerine göre PİY tanısı alan 0-18 yaş arasındaki olgular değerlendirilmiş ve dosya kayıtları retrospektif olarak incelenmiştir. PİY tanısı alan ve tanı sürecinde veya izlem sürecinde gastrointestinal kanal ve/veya hepatobiliyer sistem bulgu ve hastalık belirlenen hastalar tespit edilmiştir. Avrupa İmmün Yetmezlikler Derneği tanı kriterlerine göre PİY tanısı alan toplam 631 hasta saptanmış ve 161 hastada gastrointestinal kanal ve/veya hepatobilier sistem bulgusu belirlenerek çalışmaya dahil edilmiştir. Gastrointestinal kanal ve/veya hepatobilier sistem bulgusu eşlik eden hastaların 64'ünde (%39,8) genetik mutasyon tanımlanmıştır. Hastalarda immün yetmezlik ilişkili bulguların ortaya çıktığı ortanca yaş 9 (min-max: 1-192) ay iken ilk gastrointestinal kanal ve/veya hepatobilier sistem bulgularının görüldüğü ortanca yaş 40 ortanca yaş 50 (min-max: 1-240) ay olarak belirlendi. Gastrointestinal kanal ve/veya hepatobilier sistem bulgularının başlama zamanı değerlendirildiğinde 109 olguda (%67,7) bulguların tanı esnasında ve öncesinde başladığı, 52 olguda (%32,3) ise bulguların tanı sonrası izlem sürecinde ortaya çıktığı görüldü. En sık görülen gastrointestinal kanal ve/veya hepatobilier sistem bulguları hepatomegali (%25,4), tekrarlayan oral aft (%18) ve kronik ishal (%12,4) olarak saptandı. Hastaların GİS bulguları tutulum gösterdiği yere göre değerlendirildiğinde gastrointestinal kanal bulguları %54,7 oranı ile en sık tutulan sistem olarak belirlendi. İkinci sıklıkta %33,5 oranı ile hepatobilier sistem tutulumu görülürken hastalarda pankreas ile ilgili bir tutulum saptanmadı. Hastaların %11,8'lik kısmında hem gastrointestinal kanal hem de hepatobilier sistem tutulumunun birlikte olduğu görüldü. Gastrointestinal kanal ve/veya hepatobilier sistem bulgularının tanı gruplarında görülme sıklığı anlamlı olarak farklı olup %78,6 oranı ile en sık fagositer sistem defektleri, ikinci sıklıkta %77,8 oranı ile immün disregülasyon hastalıkları ve üçüncü sıklıkta %47,8 oranı ile kompleman sistem defektleri yer almakta idi (p<0.001). Gastrointestinal kanal ve/veya hepatobilier sistem bulgularının bir hastada görülme sayısı yönünden hastalar sınıflandırıldığında; 116 hastada (%72) tek bulgu mevcut iken 34 (%21,1) hastada iki bulgu, 9 (%5,6) hastada 3 bulgu, 2 (%1,2) hastada ise 4 ve üzeri bulgu mevcut olduğu saptandı. Hastalar gastrointestinal kanal ve/veya hepatobilier sistem dışı tutulumların varlığı yönünden değerlendirildiğinde 66 (%41) hastada GİS dışı sistem tutulumu olmadığı, 55 (%34,2) hastada bir ek sistem tutulumu, 40 (%24,8) hastada ise birden fazla ek sistem tutulumu olduğu görüldü. Tüm PİY'li hastalar incelendiğinde GİS bulgusu mevcut olan olgularda anne baba arasında olan akrabalık durumunun anlamlı yüksek bulunduğu görüldü (p<0,001). Gastrointestinal kanal ve/veya hepatobilier sistem bulguları eşlik etme yönünden bakılan olgularda cinsiyet, tanı yaşı, ilk bulgu yaşı ve izlem süreleri açısından anlamlı fark izlenmez iken GİS bulgusu eşlik eden hastalarda ek sistem tutulumu varlığının ve exitus oranlarının anlamlı olarak daha yüksek bulunduğu görüldü (p<0,045), (p<0,001). Gastrointestinal kanal ve/veya hepatobilier sistem bulgusu mevcut olan hastaların izlem sürecinde 14 hastaya kemik iliği transplantasyonu (KİT) yapıldı, toplam 18 hasta kaybedildi. Hastaların yaşama durumları ile demografik ve klinik verileri değerlendirildiğinde cinsiyet, ilk bulgu yaşı, tanı yaşı, gastrointestinal kanal ve/veya hepatobilier sistem bulgularının başlama yaşı, izlem süresi ve ek sistem tutulumları yönünden anlamlı fark saptanmadı. Exitus olan hastalarda anne baba arasındaki akrabalık oranının yüksek olduğu ve tanı grupları arasında kombine T ve B hücre yetmezliği tanılı olgularda exitus oranının en yüksek olduğu belirlendi (p=0,006), (p=0,009). Ayrıca gastrointestinal kanal ve hepatobilier sistem tutulumunun birlikte olduğu hasta grubunda exitus oranının anlamlı olarak daha yüksek idi (p<0,001). Sonuç olarak gastrointestinal kanal ve/veya hepatobilier sistem hastalıkları PİY'li olgularda sık olup prognozu olumsuz olarak etkilemektedir. Erken tanı ve tedavi yaşam kalitesinin arttırılması ve komplikasyonların gelişiminin engellenmesi açısından çok önemlidir. Çalışmamızda görüldüğü gibi gastrointestinal kanal ve/veya hepatobilier sistem bulgu gelişimi gösteren hastaların çoğunluğunda bulgular tanı esnası ve öncesinde ortaya çıkmakta ve geniş yelpazede sistem tutulumları görülmektedir. Bu nedenle gastrointestinal kanal ve/veya hepatobilier sistem bulgusu gösteren olguların altta yatan PİY yönünden değerlendirilmesi önem arz etmektedir. Gelecekte immün yetmezlikli olgularda GİS komplikasyonlarının ortaya çıkmasında etkin olan spesifik faktörlerin belirlenmesi bu zor olgularda yeni tedavilerin geliştirilmesine imkan sağlayacaktır.