Hepatektomi sonrası ankaferd blood stopper'in rejenerasyon üzerine olan etkileri


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2022

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ENES CEBECİ

Danışman: Mevlüt Recep PEKCİCİ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş: Karaciğer vücudun en büyük solid organlarından biridir. Metabolik düzenin sağlanmasında büyük rol oynayarak hayati bir konumdadır. Hepatektomi günümüzde acil vakalarda, karaciğerin primer benign veya malign tümörlerinin cerrahi tedavisinde, bazı gastrointestinal tümörlerin metastazlarının cerrahi tedavisinde, transplantasyonda sıkça uygulanan bir cerrahi yöntemdir. Hepatektomilerin başarısında sınırlayıcı olan etkenlerin önde gelenlerinden bir tanesi de hepatektomi sonrası gelişen karaciğer yetmezliğidir. Rejenerasyon kabiliyeti olan karaciğerin bu özelliği iç ve dış etkenlere bağlı olarak olumlu veya olumsuz etkilenebilmektedir. Rejenerasyonun önündeki en büyük engellerden birisi inflamasyonun getirdiği oksidatif stres olup antioksidan ajanlar ile bu yük ortadan kaldırılarak rejenerasyon desteklenebilmektedir. Daha önce yapılan çalışmalar ile antioksidan ajanlar ile yapılan çalışmalar rejenerasyonun olumlu yönden etkilendiğini göstermiştir. Ankaferd Blood Stopper (ABS) de içeriğindeki 5 bileşen ile antioksidan, antiinflamatuvar, antimikrobiyal, antiateriosklerotik etkileri olan bir üründür. Bu çalışmada ABS'nin bu etkilerinin rejenerasyonun önündeki oksidatif yükü azaltarak rejenerasyona olumlu etkisi olup olmadığı incelenmiştir. Gereç Yöntem: Çalışmamızda 250 ila 350 gram arası ağırlıkları olan 30 adet wistar tipi dişi albino rat kullanılmıştır. Ratlar randomize bir şekilde 10 rattan oluşan 3 gruba ayrıldı. Grup 1: Laparotomi yapılan grup, Grup 2: Laparotomi sonrasında karaciğerin sol lateral ve medial lobları 4/0 ipek ile bağlanarak %70 hepatektomi yapılan ve herhangi bir ilaç verilmeyen grup, Grup 3: Laparotomi sonrasında %70 hepatektomi yapılan orogastrik sonda yolu ile 10 gün süresince 0,5 ml/gün dozunda Ankaferd Blood Stopper verilen grup. Rezeke edilen karaciğer dokuları tartıldı. 10 gün sonrasında relaparotomi ile abdominal aortadan kan alındı, kalan karaciğer dokusu çıkarılarak tartıldı. Ratlar sakrifiye edildi. Kan ve daha sonra çıkarılan kalan karaciğer dokusu oksidatif durum ve rejenerasyon incelemesi için biyokimyasal, histopatolojik ve immunhistokimyasal değerlendirmeye alındı. Bulgular: Çalışma grupları arasında vakuolizasyon bakımından istatistiksel olarak anlamalı fark yoktu (p = 0,177). Sham ve ABS (+) gruplarıyla karşılaştırıldığında, ABS (-) grubunda nekroz seviyesi istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha fazlaydı (p = 0,010). ABS (+) grubu ile karşılaştırıldığında, ABS (-) grubunda sinuzoidal konjesyon görülme sıklığı istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha fazlaydı (p = 0,048). Sham ve ABS (-) grubu ile karşılaştırıldığında, ABS (+) grubunda Ki-67 boyanma düzeyi istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha fazlaydı (sırasıyla; p<0,001, p = 0,007) (Tablo 1). Sham grubu ve ABS (-) grupta hiç boyanma olmadığı için, ABS (+) grubun yüzdesi düşük de olsa boyanma göstermesi analizde anlamlı sonuç çıkmasına sebep olmuştur. Ancak ABS (+) grubun Ki-67 boyanma düzeyi istatistiksel olarak anlamlı olmasına karşın boyanma yüzdesi çok düşüktür. Sham grubu ile karşılaştırıldığında, ABS (-) grubunda ALT düzeyi istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha fazlaydı (p = 0,022). Sham grubu ile karşılaştırıldığında, ABS (-) ve ABS (+) grubunda AST düzeyi istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha fazlaydı (sırasıyla; p = 0,004, p = 0,001). ABS (+) grubu ile karşılaştırıldığında, ABS (-) grubunda MDA/protein düzeyi istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha fazlaydı (p = 0,040). Sham grubu ile karşılaştırıldığında, ABS (+) grubunda SH/protein düzeyi istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha fazlaydı (p = 0,015). Sham ve ABS (+) grubu ile karşılaştırıldığında, ABS (-) grubunda TAS/protein düzeyi istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha azdı (sırasıyla; p = 0,037, p = 0,005). TOS/protein düzeyleri arasinda istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamaktadır. ABS (-) grubu ile karşılaştırıldığında, ABS (+) grubunda Kwon Formülü yüzdesi istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha fazlaydı. Sonuç: Parsiyel hepatektomi ve karaciğer rezeksiyonları sonrası uygulanan ABS ile histopatolojik incelemede sinüzoidal konjesyon ve vakuolizasyonun ABS uygulanan gruplarda daha az oluşu ABS' nin normal histolojik yapıyı korumayı sağladığı, bu normal histolojik yapı ve hücresel düzen ile de rejenerasyonun desteklenmesine ve güçlenmesine yardımcı olabileceği düşünülmektedir. ABS uygulanan grupların TAS, SH değerlerinin artması, TOS değerinin istatistiksel olarak anlamlı olmasa da ortalama ve median değerlerinin düşük olması rejenerasyon için önemli olan antioksidan sistemin desteklendiğini göstermektedir. Ayrıca ABS uygulanan grubun Ki-67 ile boyandığı ancak boyanma yüzdelerinin çok düşük olduğu gözlemlenmiş olup beklenen yüksek boyanma yüzdesinin yakalanamaması çalışmamız içerisinde açıklığa kavuşturulamamıştır. Kwon formülü ile karaciğer rezeksiyon öncesi ve sonrası ölçümlerle rejenerasyon yüzdesi hesaplandığında ise ABS uygulanan grubun uygulanmayan gruba üstün rejenerasyon yüzdesi ortaya koyduğu görülmektedir. Bu çalışma ile karaciğer rezeksiyonu sonrasında ABS' nin karaciğer hücrelerinin doğal histolojisine yakın bir formda kalmasını sağlayarak, hücreleri inflamatuvar süreçten ve oksidatif yükten olabildiğince koruyarak, proliferasyona katkı sağlayarak karaciğer rejenerasyonunu destekleyebileceği gözlemlenmiştir. Daha fazla sayıda denek, daha fazla grup, daha uzun takip süreleri ile, ABS yanında farklı ajanlar kullanılarak, detaylandırılmış ve geliştirilmiş çalışmalarla desteklenerek daha güçlü sonuçlara ulaşılabilir. Anahtar Kelimeler: Ankaferd Blood Stopper, karaciğer rejenerasyonu, oksidatif hasar, antioksidan, hepatektomi, deneysel.