Tiroid hormon seviyeleri ile hematolojik enflamatuvar biyobelirteçler arasındaki ilişki


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL BAĞCILAR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2023

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ONUR MUHAMMED BULCA

Danışman: Murat ALTUNTAŞ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Tiroid hormon seviyeleri ile yeni nesil hematolojik enflamatuvar biyobelirteçler olan (SII (Sistemik İmmun Enflamasyon İndeksi), SIRI (Sistemik Enflamatuvar Yanıt İndeksi), NLO (Nötrofil Lenfosit Oranı), PLO (Platelet Lenfosit Oranı), LMO (Lenfosit Monosit Oranı), MPV) arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Gereç ve Yöntem: Tek merkezli, retrospektif, gözlemsel, tanımlayıcı ve kesitsel bir araştırmadır. Çalışmamız Sağlık Bilimleri Üniversitesi İstanbul Bağcılar Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Endokrinoloji ve Metabolizma Polikliniğine 01.01.2022-01.01.2023 tarihleri arasında başvuran, dahil edilme kriterlerine uyan 393 erişkin hasta ile yapılmıştır. Tüm hastaların hastane bilgi yönetim sistemi (HBYS) üzerinden anamnez ve laboratuvar bulguları retrospektif olarak incelendi. Yaş, cinsiyet, TSH, sT4, sT3, anti TPO, anti TG, Trombosit sayısı, Nötrofil sayısı, Monosit sayısı, Lenfosit sayısı, MPV (Ortalama Trombosit Hacmi) ve bunlardan elde edilecek SII (Sistemik İmmün Enflamasyon İndeksi), SIRI (Sistemik Enflamatuvar Yanıt İndeksi), NLO (Nötrofil Lenfosit Oranı), LMO (Lenfosit Monosit Oranı), PLO (Trombosit Lenfosit Oranı) değerleri kaydedildi. Çalışmaya dahil edilen kişileri hastalıklarına göre beş gruba, TSH düzeylerine göre üç gruba, otoantikor pozitifliği durumuna göre üç gruba, anti TPO pozitifliğine göre iki gruba, anti TG pozitifliğine göre iki gruba ayırarak gruplar arasında enflamatuvar biyobelirteçler açısından anlamlı farklılık olup olmadığı araştırıldı; hem de tüm olgularda ve alt gruplarda tiroid hormonları ve otoantikorları ile enflamatuvar biyobelirteçler arasında korelasyon analizleri yapıldı. İstatistiksel anlamlılık için p<0.05 kabul edildi. Bulgular: Bütün olgularda hematolojik enflamatuvar biyobelirteçlerin birbirleriyle olan ilişkilerini incelediğimizde SII, SIRI, NLO ve PLO'nun birbirleriyle pozitif yönlü; LMO ile negatif yönlü kuvvetli derecede korelasyon gösterdiği tespit edildi. MPV'nin ise SII ve PLO ile negatif yönlü zayıf korelasyon gösterdiği belirlendi. SIRI değerinin subklinik hipotiroidi grubunda; subklinik hipertiroidi, aşikâr hipotiroidi ve aşikâr hipertiroidi gruplarına göre anlamlı olarak daha düşük olduğu tespit edildi. LMO değeri ise subklinik hipotiroidi grubunda; subklinik hipertiroidi ve aşikâr hipertiroidi gruplarına göre anlamlı olarak daha yüksek bulundu. SIRI değeri düşük TSH grubunda normal TSH grubuna kıyasla anlamlı olarak yüksek bulundu. LMO değerinin ise düşük TSH grubunda yüksek TSH grubuna göre anlamlı olarak düşük olduğu tespit edildi. Subklinik hipertiroidi olgu grubunda sT3 ile SIRI değerleri arasında pozitif yönlü, sT3 ile LMO değerleri arasında negatif yönlü anlamlı derecede korelasyon saptandı. Aşikâr hipertiroidi olgu grubunda sT4 ile LMO arasında anlamlı derecede negatif korelasyon tespit edildi. Düşük TSH olgu grubunda sT3 ile SIRI değerleri arasında pozitif yönlü, LMO değerleri ile negatif yönlü anlamlı derecede korelasyon saptandı. Çalışmamızda olguları otoantikor pozitifliğine göre incelediğimizde anti TPO negatif olgu grubunda SII ve NLO değerlerinin anti TPO pozitif olgu grubuna göre anlamlı seviyede yüksek olduğu belirlendi. Sonuçlar: Çalışmamız neticesinde SIRI ve LMO enflamatuvar biyobelirteçlerini değerlendirdirdiğimizde genel olarak hipertiroidi olgu gruplarında hipotiroidi ve ötiroidi gruplarına kıyasla enflamatuvar biyobelirteçlerin daha yüksek olduğu tespit edildi. Aşikâr ve subklinik hipertiroidi olgu gruplarında enflamatuvar biyobelirteçlerin subklinik hipotiroidi grubuna göre daha yüksek olduğu belirlendi. Ayrıca hipertiroidi olgularında sT3 ve sT4 ile SIRI ve LMO enflamatuvar biyobelirteçleri arasında pozitif yönlü bir ilişki olduğu tespit edildi. Bu nedenle hipertiroidi hastalarında kronik enflamasyon ile seyreden hastalıklar açısından risk taşıyan hastaların daha yakın takip edilmesi gerektiği sonucuna varıldı. Ayrıca, aşikâr hipertiroidi ve subklinik hipertiroidi vakalarında enflamatuvar biyobelirteçler diğer tiroid fonksiyon bozukluklarına kıyasla daha yüksek olduğundan dolayı kronik enflamasyon oluşumunun önlenmesi bakımından tedaviye zaman kaybetmeden başlanılması faydalı olabilir. Özellikle hipertiroidi başta olmak üzere bütün tiroid fonksiyon bozukluklarında sistemik kronik enflamasyon ve enflamasyon ile ilişkili hastalık riskini değerlendirmede SII, SIRI, LMO, NLO, PLO ve MPV'nin diğer enflamatuvar parametrelerle birlikte değerlendirildiği, daha geniş kapsamlı, yeterli sayıda olgu içeren, prospektif çalışmaların yapılmasına ihtiyaç olduğunu düşünmekteyiz. Anahtar Kelimeler: Tiroid hormon düzeyi, SII, SİRİ, Enflamasyon, MPV