Gastrik kanserlerin immunhistokimyasal yöntem ve in situ hibridizasyon ile moleküler benzeri sınıflamasının klinikopatolojik verilerle korelasyonu ve prognostik önemi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İZMİR BOZYAKA SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, PATOLOJİ ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2023
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: GAMZE DAL
Danışman: Asuman ARGON
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Giriş: Çoğunluğunu adenokarsinomların oluşturduğu mide kanserleri histoloji ve klinik özellikler başta olmak üzere pek çok açıdan heterojenite göstermektedirler ve buna bağlı prognostik farklılıklara sahiptirler. Geleneksel sınıflamaların yetersizlikleri nedeniyle günümüzde moleküler özelliklere dayalı sınıflandırmalar önem kazanmaya başlamıştır. En sık kullanılanı Kanser Genom Atlas Araştırma Ağı (TCGA) sınıflaması olan bu sınıflamalar pahalı ve uygulaması deneyim gerektiren tetkiklerdir. İmmunhistokimyasal (İHK) ve kromozomal in situ hibridizasyon (CISH) yöntemlerle yapılacak bir sınıflamanın daha ucuz ve pratik olacağı varsayımından yola çıkılarak; bu çalışmada, mide adenokarsinomlarında, moleküler benzeri bir sınıflamanın oluşturulması ve oluşturulan sınıflamanın klinikopatolojik verilerle korelasyonunun ve prognostik öneminin araştırılması amaçlanmıştır. Gereç ve yöntem: 2010-2017 yılları arasında, hastanemizde mide kanseri nedeniyle opere olan ve gastrik adenokarsinom tanısı alan 205 olgu çalışmaya dahil edilmiştir. Olgulara ait H&E boyalı preparatlar ve elektronik ortamdan alınan demografik, klinik veriler aşağıdaki özellikler açısından yeniden değerlendirilmiştir. Demografik veriler: yaş, cins; makroskopik veriler: boyut, lokalizasyon; histolojik özellikler: diferansiyasyon; lenfovasküler invazyon (LVİ), perinöral invazyon (PNİ), cerrahi sınırlar (CS), tümör ilişkili lenfositik yanıt, tümör tomurcuklanması (TT), primer tümör, lenf nodu metastazı (LNM); evre. Tümörlerden hazırlanan çoklu bloklara, İHK olarak; p53, e-cadherin, MLH-1, PMS-2, MSH-2, MSH-6 antikorları ve otomatik CISH prosedürü ile Epstein-Barr kodlu RNA (EBER) çalışılmıştır. Tümörlerin sınıflandırılmasında; TCGA'ya dayanan dört grup oluşturulmuş, İHK özellikleri moleküler sınıflamaya uymayan olgular G-NOS adı altında beşinci grupta toplanmıştır. İstatiksel olarak PC ortamında çalışan SPSS 25.0 programında, Kaplan-Meier sağkalım analizi, Forward Stepwise, Pearson Ki-Kare testleri ve Cox regression analizleri uygulanmıştır. Bulgular: Sınıflandırmamızda en büyük grubu 82 olgu ile KİN grubu oluşturdu. Bu grubu sırasıyla, 66 olguyla G-NOS, 27 olguyla Genomik Stabil, 19 (%9.3)'u Mikrosatellit İnstabil grup, 11 olguyla EBV (+) grup takip etti. Az differansiye tümörler EBV (+) grup ile ilişkiliyken iyi diferansiye tümörler MSİ grupta yer alıyordu. LNM, en fazla GS grupta, en az EBV (+) grupta izlendi. Belirgin TT, KİN ve G-NOS grup ile ilişkiliydi. Ortalama sağkalım süresi 40.364 ay ± 9,989 ay ile EBV (+) grupta en uzun; 24.370 ± 6.487 ay ile GS grupta en kısa iken sınıflamadaki grupların sağkalımla ilişkisi gösterilemedi. Tartışma: Tümör diferansiyasyonunun moleküler benzeri sınıflamada yer aşan gruplarla ilişkili saptanması, tümörün moleküler özellikleri için prediktif özellikte bir bulgu olduğunu düşündürmektedir. Ayrıca sınıflamamızdaki bazı tümörlerin LNM ile ilişkili olması, hastalığın gidişini ön görmede kullanılacak bir bulgu olduğunu göstermektedir. Ayrıca tümör tomurcuklanmasının moleküler benzeri sınıflama ile ilişkili saptanması, kolon kanserlerindeki gibi mide kanserlerinde de tomurcuklanmanın patoloji raporuna eklenmesi gerektiğini düşündürmektedir. Çalışmamızda moleküler benzeri sınıflamanın prognostik önemi gösterilememiştir. Bunun nedeni büyük olasılıkla, sınıflandırılamayan tümör grubundaki vaka sayısının çok olması ve tümör heterojenitesini göstermede sınırlı çoklu tümör bloklarının kullanılmasıdır. Ancak unutulmamalıdır ki çalışmamız, geniş hasta grubunda, çok sayıda histomorfolojik, klinik özelliklerin değerlendirildiği bir çalışmadır. Bu özelliği ve literatüre ışık tutacak sonuçları nedeniyle araştırmacılara yol gösterecek öncü bir çalışma olarak öne çıkmaktadır. Rutin patoloji laboratuarları için uygulanması kolay ve ucuz yöntemlerle yapılacak, moleküler özellikleri ve prognozu predikte edecek sınıflamalara ihtiyaç devam etmektedir.