Akut bronşioliti olan çocuklarda tanıda ve hastalığın klinik şiddetinin belirlenmesinde serum IL-33 düzeyinin, immatür platelet fraksiyonu (IPF) seviyesinin ve sistemik immün-inflamasyon indeksinin değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, KONYA SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, TEMEL TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ÖMER BURAK TAŞKAYA

Danışman: Said Sami ERDEM

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Akut bronşiolit, çocukluk çağında özellikle 0–2 yaş aralığında sık görülen, genellikle viral etkenlerin yol açtığı, ciddi morbidite ve zaman zaman mortalite ile de ilişkili olabilen bir alt solunum yolu hastalığıdır. Bu durum, pediatrik yaş grubunda hastaneye başvuru ve yatışların en yaygın nedenlerinden biri olması nedeniyle önemli bir halk sağlığı problemi olarak değerlendirilmektedir. Günümüzde, akut bronşiolitin klinik şiddetini objektif şekilde değerlendirmeye yönelik spesifik bir biyobelirteç halâ tanımlanamamıştır. Bu eksiklik, özellikle alternatif tanı ve takip stratejilerinin geliştirilmesinde sınırlayıcı bir faktör olarak karşımıza çıkmaktadır. Son yıllarda, laboratuvar temelli parametrelerin klinik karar süreçlerine entegrasyonu giderek yaygınlaşmakta ve bu bulguların sadece tanı koymada değil, aynı zamanda hastalığın şiddetini değerlendirmede de önemli katkılar sunabileceği düşünülmektedir. Bu doğrultuda yürüttüğümüz çalışmada, serum Interlökin-33 (IL-33), Sistemik immün-inflamasyon indeksi (SII) ve İmmatür platelet fraksiyonu (IPF) düzeylerinin, akut bronşiolitin hem tanısında hem de prognozunun belirlenmesinde klinik olarak fayda sağlayıp sağlayamayacağını araştırmayı amaçladık. Materyal ve Metod: Bu çalışmaya dahil edilen olgular, vaka ve kontrol grubu olmak üzere iki temel gruba ayrılmıştır. Vaka grubunu, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Konya Şehir Hastanesi Çocuk Acil Servisi'ne başvuran klinik olarak akut bronşiolit tanısı ile tedavi/takibe alınan, yaşı 28 gün ile 2 yaş arasında değişen kız ve erkek çocuklar oluşturmuştur. Akut bronşiolit tanısı konulan olgular, genel klinik durum, takipne (hızlı solunum), wheezing (hışıltılı solunum) ve retraksiyon gibi bulguların şiddetine göre hafif, orta ve ağır olmak üzere alt gruplara ayrılmıştır. Kontrol grubunu ise, aynı merkezde yer alan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Polikliniği'ne sağlam çocuk izlemi amacıyla başvuran ve 28 gün ile 2 yaş arasında olan çocuklar oluşturmuştur. Çalışmada, her bir bronşiolit şiddet grubundan 40 çocuk olmak üzere vaka grubunda toplam 120 çocuk yer alırken; kontrol grubunda 50 çocuk değerlendirmeye alınmıştır. Böylece toplamda 170 olgu çalışmaya dahil edilmiştir. Tüm olgulardan, başvurudan sonraki ilk 4 saat içinde kan örnekleri alınmıştır. Vaka grubu ile kontrol grubu arasında serum IL-33 düzeyleri, SII ve IPF düzeyleri açısından fark olup olmadığı araştırıldı. Hafif, orta, ağır bronşiolit olarak ayrılan gruplar arasında serum IL-33 düzeyleri, SII ve IPF düzeyleri yönünden farklılık olup olmadığı değerlendirildi. Akut bronşiolit tanısı alan çocukların takibinde rutin olarak alınan tetkiklerden olan hemogramdan ölçülen IPF seviyelerinin ve hesaplama ile elde edilen SII ile serum IL-33 düzeyleri arasında ilişki olup olmadığı araştırıldı. SII hesaplandı. SII'nın hesaplanması için aşağıdaki formül kullanıldı: Platelet sayısı × nötrofil sayısı/lenfosit sayısı. Bulgular: Akut bronşiolitin klinik şiddet skorunun belirlenmesinde Wang Solunum Skoru olarak da bilinen solunum hızı, hastanın genel durumu, retraksiyon ve hışıltı derecesi kullanıldı. Hastalar klinik şiddet skorlarına göre hafif, orta ve şiddetli grup olmak üzere 3 gruba ayrıldı. Vaka ve kontrol grubunda plazma IPF ortanca değerleri arasında anlamlı bir farklılık görülmüştür (p<0.001, Mann-Whitney U testi). Vaka grubunda IPF ortanca değeri 1.3% (min. 0.3% -max. 6.4%) olarak elde edilmiştir. Kontrol grubunda ise IPF ortanca değeri 0.9% (min. 0.4% -max. 2.2%) olarak elde edilmiştir. Bronşiolit alt grupları arasında plazma IPF ortanca değerleri arasında da anlamlı bir farklılık görülmüştür (p<0.001, Kruskal-Wallis testi). Hafif bronşiolit grubunda IPF ortanca değeri 0.8% (min. 0.3% -max. 1.7%) orta bronşiolit grubunda IPF ortanca değeri 1.45% (min. 0.8% -max. 2.4%), ağır bronşiolit grubunda IPF ortanca değeri 2.6% (min. 1% -max. 6.4%) olarak elde edilmiştir. Vaka ve kontrol grubunda plazma SII ortanca değerleri arasında anlamlı bir farklılık görülmüştür (p<0.001, Mann-Whitney U testi). Vaka grubunda SII ortanca değeri 220.7 (min. 32.2-max. 1608.9) olarak elde edilmiştir. Kontrol grubunda ise SII ortanca değeri 125.5 (min. 43.7-max. 451.6) olarak elde edilmiştir. Bronşiolit alt grupları arasında plazma SII ortanca değerleri arasında bir farklılık görülmemiştir (p=0.816, Kruskal-Wallis testi). Hafif bronşiolit grubunda SII ortanca değeri 237.6 (min. 40.8-max. 1260.8) orta bronşiolit grubunda SII ortanca değeri 233.6 (min. 32.2-max. 976.9), ağır bronşiolit grubunda SII ortanca değeri 215.8 (min. 40.8-max. 1608.9) olarak elde edilmiştir. Vaka ve kontrol grubunda plazma IL-33 ortanca değerleri arasında bir farklılık görülmemiştir (p=0.898, Mann-Whitney U testi). Vaka grubunda IL-33 ortanca değeri 953.6 pg/ml (min 436.19-max 1355.3 pg/ml) olarak elde edilmiştir. Kontrol grubunda ise IL-33 ortanca değeri 990.1 pg/ml (min 151.6-max. 3201 pg/ml) olarak elde edilmiştir. Bronşiolit alt grupları arasında plazma IL-33 ortanca değerleri arasında anlamlı bir farklılık görülmüştür (p=0.001, Kruskal-Wallis testi). Hafif bronşiolit grubunda IL-33 ortanca değeri 923.2 pg/ml (min. 151.6-max. 1244.9 pg/ml) orta bronşiolit grubunda IL-33 ortanca değeri 860.8 pg/ml (min .348.1-max. 1538.7 pg/ml), ağır bronşiolit grubunda IL-33 ortanca değeri 1056.1 pg/ml (min. 589.7-max. 3201.3 pg/ml) olarak elde edilmiştir. Sonuç: Araştırmamızda vaka grubunda IPF düzeyleri, kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı yüksek bulunmuştur. Bu durum, IPF'nin akut bronşiolit için potansiyel bir biyobelirteç olabileceğini göstermektedir. IPF değerleri hastalık şiddetine göre anlamlı şekilde farklıdır: Hastalık şiddeti arttıkça IPF düzeylerinin yükselmesi, IPF'nin akut bronşiolitte klinik şiddetin derecelendirilmesi açısından güçlü bir biyobelirteç olabileceğini düşündürür. SII değerleri, vaka grubunda istatistiksel anlamlı şekilde yüksek bulunmuştur. Bu durum, akut bronşiolitin sistemik inflamasyonla ilişkilendirilebileceği fikrini destekleyen bir bulgudur. Ancak ilginç şekilde bronşiolit alt grupları arasında (hafif, orta, ağır) SII açısından istatistiki fark bulunamamıştır. Bu durum ise bize SII'nin bronşiolit tanısında anlamlı ancak hastalığın şiddetini göstermede yetersiz olabileceğini düşündürür. SII'nin tanıda kullanılabilir fakat tek başına yeterli olmayıp IPF gibi parametrelerle kombine edilerek değerlendirilmesi daha faydalı olabileceğini düşünmekteyiz. Çalışmamızda yer alan bir başka belirteç olan IL-33 değerlerinde ise vaka ve kontrol grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark yoktur. Vaka ve kontrol grupları arasında istatistiksel anlamlı fark olmamasına rağmen klinik skorlamaya göre oluşturulan hafif, orta ve ağır bronşiolit grupları arasında ağır bronşiolit grubunda IL-33 düzeyinde istatistiksel anlamlı bir yükseklik olması dikkat çekmiştir. Bu durum, IL-33'ün hastalık şiddetiyle ilişkili olabileceğini ancak genel tanıda kullanılamayacağını düşündürmektedir. Elde edilen bu parametrelerin, hastalığın seyrine dair erken dönemde bilgi vermesi sayesinde, daha hızlı tanı konulması, tedavi sürecinin daha etkin yönetilmesi ve klinik takipte objektif veri elde edilmesi mümkün hale gelecektir.