Pediatrik baş ağrısı vakalarının klinik ve EEG özelliklerinin değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL ZEYNEP KAMİL KADIN VE ÇOCUK HASTALIKLARI SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2020
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: FATMA CEREN KIRAL
Danışman: Rabia Gönül SEZER YAMANEL
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Baş ağrısı çocukluk ve adölesan dönemde okul günü kaybına neden olması, çocukların ruhsal ve fiziksel durumlarını etkilemesi nedeniyle önemli bir sağlık problemidir. Görülme sıklığının yüksek olması, çocukları da en az erişkinler kadar etkilemesi nedeniyle tüm dünyada doktora en sık başvuru nedenleri arasındadır. Migren ve gerilim tipi baş ağrısı (GTBA) çocukluk ve adölesan dönemde en sık görülen baş ağrısı tipleridir. Bu çalışmada migren ve GTBA tanısı alan hastaların klinik, demografik ve elektroensefalografik (EEG) özelliklerinin belirlenmesi amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Ocak 2015 – Kasım 2019 tarihleri arasında Zeynep Kamil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Nöroloji polikliniğine başvuran ve birincil baş ağrısı tanısı alarak takip edilen 5-17 yaş arası hastaların verileri incelendi. Tanı kriterlerine göre migren ve GTBA olarak iki gruba ayrılan toplam 474 hasta çalışmaya dahil edildi. Çalışmaya dahil edilmeme kriterleri, 2 yaşından küçük olmak, baş ağrısının ikincil bir nedene bağlı olması, baş ağrısının 3 aydan daha kısa süreli olması, post travmatik baş ağrısı olması olarak belirlendi. GTBA tanısı alan 348 hasta ve migren tanısı alan 126 olgunun klinik, demografik ve laboratuvar verileri retrospektif olarak değerlendirildi. Verilerin analizi için NCSS (Number Cruncher Statistical System) 2007 Statistical Software (Utah, USA) paket programı kullanıldı. Bulgular: GTBA grubunda yaş ortalaması 12,14 ± 3,08 yıl, migren grubunda yaş ortalaması 11,32 ± 3,09 yıl idi. Migren sıklığı 5-7 yaş ve 8-11 yaş gruplarında GTBA'ya göre anlamlı olarak yüksek saptandı. Migren grubundaki erkek hasta varlığının GTBA grubuna göre anlamlı olarak yüksek olduğu dikkati çekti. Aylık atak sayısı GTBA grubunda migren grubuna göre anlamlı derecede yüksek iken (p=0.0001), migren grubunda baş ağrısı atak süresi GTBA grubuna göre anlamlı olarak daha uzundu (p<0.001). Tek taraflı ağrı varlığı migren grubunda GTBA grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek bulundu (p=0.0001). Baş ağrısı atağı sırasında fotofobi, fonofobi, bulantı ve kusma görülme oranının migren grubunda GTBA grubuna göre anlamlı derecede yüksek olduğu gözlendi (p=0.0001). Tüm hastaları EEG bulguları açısından incelediğimizde 474 hastanın 51'inin (%10,7) EEG incelemesinde anormallik olduğu belirlendi. GTBA grubundaki 348 hastanın 23'ünün (%6,7) EEG incelemesinde anormallik saptanırken; migren grubundaki 123 hastanın 28'inin (%22,3) EEG'sinde anormallik izlendi. EEG anormalliği görülme oranı migren grubunda GTBA grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksekti (p=0.0001). Ailesinde migren veya epilepsi öyküsü olan hastalarda EEG'de anormallik görülme oranı aile öyküsü olmayan hastalara göre anlamlı derecede yüksekti (p=0.048). GTBA grubundaki 6 hastaya (%1,72), migren grubunda ise 39 hastaya (%30,9) koruyucu tedavi verildiği görüldü ve koruyucu tedavi ihtiyacı migren grubundaki hastalarda GTBA grubundaki hastalara göre istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek bulundu (p=0.0001). Sonuç: Bu çalışma ile birincil baş ağrısı tanılı çocukların demografik ve klinik verileriyle, baş ağrısı ve EEG bozuklukları arasındaki ilişki gösterilmiştir. Birincil baş ağrısı olan çocuklarda altta yatan epileptik bir durum olabileceği ve uygun antiepileptik tedavi ile yaşam kalitesinin arttırılabileceği anlaşılmıştır. Her ne kadar kronik baş ağrısının değerlendirilmesinde rutin EEG çekimi önerilmese de, atipik ağrı veya aura, bilinç kaybı, ağrı kesiciye yanıt vermeyen baş ağrısı veya ailede epilepsi/migren öyküsü olması durumunda EEG önemli bir destekleyici tanı aracı haline gelmektedir.