Çocuklarda operasyon öncesi bilgilendirmenin preoperatif ve postoperatif anksiyete üzerine etkisinin araştırılması


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, KOCAELİ DERİNCE SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2017

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: GÖZDE ÇELİK YÖRÜKOĞLU

Danışman: Canan BALCI

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Çocuklarda preoperatif dönemde kaygının azaltılması hem insani nedenler hem de çocukların sağlık personeli ile işbirliğinin geliştirilmesi açısından önemlidir. Anestezi uygulaması esnasındaki kaygı, ekstübasyon ve derlenme döneminde çekilen sıkıntı, iyileşme aşamasındaki ve ameliyat sonrasındaki davranış problemleri ile ilişkili bulunmuştur. Preoperatif anksiyete çocuklarda %60 oranındadır, operasyon öncesi başlayan bu durum anestezi indüksiyonuna kadar sürmekte, hatta postoperatif psikolojik sorunlara, gece kabuslarına, ayrılma anksiyetesine, yeme problemlerine ve doktor korkusunda artmaya neden olabilmektedir. Preoperatif dönemde çocuklara yaşlarına uygun videolar, broşürler ve boyama kitaplarının gösterilmesinin yararlı olduğu bilinmektedir. Bu nonfarmakolojik modalitelere uygun bir farmakolojik premedikasyon eklenerek anksiyete önlenip, psikolojik travma azaltılabilir, anestezi indüksiyonu kolaylaştırılabilir ve çocuğun preoperatif anksiyetesi azaltılabilir. Çalışmamızda operasyon öncesi anestezi hakkında bilgilendirici animasyon video izletilen çocuklar ile izletilmeyen çocukların preoperatif ve postoperatif dönemlerdeki anksiyetelerini karşılaştırmayı amaçladık.Bu amaçla ASA I-II, 3-8 yaş arasında elektif günübirlik anestezi ile grade I-II cerrahi uygulanan 84 pediatrik hasta çalışmaya alındı. Hastalar randomize olarak Grup 1: Kontrol Grubu (n=42) ve Grup 2: Video Grubu (n=42) olarak iki gruba ayrıldı. Video grubuna dahil olan çocuklara poliklnik başvurularında anestezi ile ilgili bilgilendirici animasyon izletildi. Ameliyat günü preoperatif bekleme salonunda hastaların veri formu demografik bilgileri dolduruldu. Modifiye Yale Preoperatif Anksiyete Skalası (mYPASS) ile anksiyete değerlendirildi. Anestezi öncesi premedikasyon serviste açılmış olarak gelen damar yolundan 0.05 mg/kg midazolam ile sağlandıktan sonra hasta operasyon odasına alındı. Aileden Ayrılma (Separasyon) Skalası ile yakınlarından ayrılırken olan durumları değerlendirildi. Operasyon sonrası hastalar Anestezi Sonrası Bakım Ünitesinde (ASBÜ) en az 30 dakika takip edildi. Hastalar Modifiye Aldrete Derlenme Skoru, ASBÜ Acil Ajitasyon Skalası ve Görsel Ağrı skalası ile değerlendirildi. Hastalarda tam derlenme sağlandıktan sonra ebeveynleri ile görüşülerek Ebeveyn Memnuniyeti değerlendirildi. %61,9'u sünnet operasyonu geçiren 84 pediatrik hastada, operasyon öncesi anestezi hakkında bilgilendirici animasyon video izletilen ile izletilmeyen çocukların preoperatif ve postoperatif dönemlerdeki anksiyetelerini karşılaştırdık. Preoperatif bulgu olarak anksiyete seviyelerinin ve aileden ayrılma skorlarının; intraoperatif bulgu olarak anestezi maskesine uyum skorlarının video izletilen çocuk grubunda istatistiksel olarak anlamlı şekilde düştüğünü ve post-operatif bulgu olarak ebeveyn skorlarının video izletilen çocukların ailelerinde anlamlı şekilde arttığını kaydettik. Buna karşın diğer postoperatif bulgular arasında yer alan Modifiye Aldrete Derlenme Skoru, Acil Ajitasyon Skalası ve Görsel Ağrı Skalası skoları açısından operasyon sonrası 5. 10. ve 30 dakikalarda video izletilen çocuklarda düşüşler izlenmesine rağmen gruplar arasındaki farklar anlamlı değildi. Hastaların ameliyat öncesi görsel-işitsel olarak bilgilendirilmesi, preoperatif anksiyeteyi azaltmada ve postoperatif anksiyeteyi iyileştirmede ve ilişkili olarak morbiditeyi azaltmada gelecek vaat eden bir araç olabilir. Bu tip girişimler bağımsız olarak veya farklı pratiklerle birlikte kombine edilerek kullanıldığında etkili olabilmektedir.Ancak görsel-işitsel girişimlerden kazanılan bilgilerin tam psikolojik etkilerini ve mekanizmalarını anlayabilmek ve bu yöntemlerin klinik kullanıma uygunluğu sağlamak açısından birçok çalışmaya ihtiyaç duyulmaktadır.