Metabolik disfonksiyon ilişkili steatotik karaciğer hastalığına bağlı hepatosellüler karsinoma tanısı alan hastalarda ve sağlıklı kontrollerde serum vaspin ve visfatin düzeylerinin araştırılması


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: FATMA BÜRDE ULUKAYA

Danışman: Betül ERİŞMİŞ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Çalışmamızın amacı metabolik disfonksiyon ilişkili steatotik karaciğer hastalığına (MASLD) bağlı hepatosellüler karsinoma tanısı alan hastalarda ve sağlıklı bireylerde serum vaspin ve visfatin düzeylerinin tanısal açıdan anlamlılığını değerlendirmek ve bu anlamlılığı Barselona Klinik Karaciğer Kanseri (BCLC) evreleme sistemi ile korelasyonunu saptamaktır. Bunun yanında karaciğer fonksiyon bozukluğu ile ilişkisi de değerlendirilecektir. Vaspin ve visfatin düzeylerinin sağkalımı öngörmedeki yeri açısından hastalar 1 yıl takip edilecektir. Gereç ve Yöntem: Bu prospektif, kohort ve tek merkezli çalışma; Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Gastroenteroloji Kliniği ve Onkoloji Kliniği'ne başvuran 18 yaş üstü, cinsiyet fark etmeksizin metabolik disfonksiyon ilişkili steatotik karaciğer hastalığına bağlı hepatosellüler karsinoma tanısı alan 35 hasta ve İç Hastalıkları Kliniği'ne başvuran 18 yaş üstü, 14 kadın ve 14 erkek olmak üzere bilinen herhangi bir kronik hastalığı, buna ilişkin düzenli kullandığı bir ilacı ve hepatosteatozu olmayan 28 sağlıklı birey dahil edilerek gerçekleştirildi. Her iki gruptan başvuru anında onamları alındıktan sonra rutin kan tetkiklerine ek olarak serum vaspin ve visfatin düzeyi çalışıldı. Hepatosellüler karsinoma tanısı alan bireylerde tanı anında Child-Turcotte-Pugh skoru, albumin-bilirubin (ALBI) skoru, son evre karaciğer hastalığı için model skoru (MELD), BCLC evresi belirlendi ve hastalar 1 yıl süreyle sağkalım açısından takip edildi. Bulgular: Çalışmaya MASLD zemininde gelişen HSK tanısı alan 35 hasta ve 28 sağlıklı birey dahil edildi. HSK grubunda VKİ, HOMA-IR, AST, ALT, ALP ve GGT düzeyleri kontrol grubuna göre anlamlı derecede yüksek bulundu (tümü için p 0,05). Vaspin düzeyi ile ALP (r=0,457, p 0,05). ROC analizi klasik tümör belirteçleri (AFP, CA19-9 ve CEA) için yapıldı. Bu analizde AFP en yüksek tanısal doğruluk (AUC=0,920) ile öne çıkarken, CA19-9 (AUC=0,628) ve CEA (AUC=0,566) daha düşük tanısal performans gösterdi. Çok değişkenli lojistik regresyon analizinde yalnızca yaş değişkeni HSK gelişiminde bağımsız risk faktörü olarak belirlendi. On iki aylık izlemde medyan sağkalım süresi 11 ay olarak hesaplandı. Sonuç: Genel olarak elde edilen veriler, vaspin ve visfatin gibi metabolik adipokinlerin HSK patogenezinde rol oynayabileceğini, ancak tek başlarına tanısal veya prognostik belirteç olarak yeterli olmadıklarını göstermektedir. Bulgularımız tanısal süreçte klasik tümör belirteçlerinin (özellikle AFP'nin) halen en yüksek doğruluğa sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Bu biyobelirteçlerin klinik uygulamaya entegre edilebilmesi için daha geniş örneklemli, prospektif ve çok merkezli çalışmalara ihtiyaç vardır.