Endometrial biyopsi sonrası yetersiz doku tanısının olası risk faktörleri ve yönetimi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL BAKIRKÖY DR. SADİ KONUK SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2026
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ESMA SULTAN BİLGETAÇAN
Danışman: Şükrü YILDIZ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Endometriyal biyopsi, anormal uterin kanama ve endometriyal patolojilerin değerlendirilmesinde yaygın olarak kullanılan etkili bir tanı yöntemidir; ancak bazı olgularda histopatolojik tanı koymaya yetecek düzeyde doku elde edilememektedir. Yetersiz doku sonucu, özellikle postmenopozal ve atrofik endometriuma sahip hastalarda daha sık görülmekte olup, çeşitli faktörlerden etkilenmektedir. Bu çalışma, endometriyal biyopsi sonrası yetersiz doku elde edilmesini etkileyen olası risk faktörlerini değerlendirmeyi ve bu hastalarda uygun klinik yönetim stratejilerini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Gereç ve Yöntem: Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniğinde Ocak 2023-Aralık 2025 tarihleri arasında endometriyal biyopsi yapılmış 120 hastanın verileri elektronik sistemde taranarak retrospektif bir çalışma tasarlandı. Uterin biyopsi işlemleri sonrası yetersiz patolojik doku tanısı, jinekoloji pratiğinde sık görülmektedir. Bu çalışmada, kliniğimizde bir yıl içinde endometriyal örnekleme yapılan 2.200 hastanın patoloji sonuçları incelenmiştir. Literatürde premenopozal ve postmenopozal kadınlarda bildirilen yetersiz doku oranları %5–45,6 arasında değişmekteyken, bu çalışmada biyopsi tekniğinden bağımsız olarak yetersiz endometriyal doku oranı %5,4 olarak saptanmıştır. 55 yaş ve üzeri postmenopozal olan ve endometriyal biyopsisi hastanemizde yapılan hastalar çalışmaya dahil edilerek 18 yaş altı, aktif karaciğer hastalığı, diyabet hastalığı, nörolojik hastalığı, tromboembolik hastalığı olanlar çalışmaya dahil edilmedi. Pipelle, D&C, Karman kanül ve histeroskopik endometriyal biyopsi yöntemleri ayrımı yapılmadı. Bulgular: Çalışmaya toplam 120 hasta dahil edildi. Hastaların yaşları 55–79 arasında değişmekte olup, yaş ortalaması 58,41±5,38 yıl olarak saptandı. Ortalama vücut kitle indeksi 30,24±4,49 idi. Endometriyal biyopsi veya operasyon sonuçlarına göre hastaların 64'ünde (%53,3) yetersiz doku raporlandı. Endometriyal kalınlık ile biyopsi sonucu arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki saptandı (p=0,026). Endometriyum kalınlığı 4 mm ve altında olan hastalarda yetersiz doku oranının daha yüksek olduğu, buna karşın 5 mm ve üzerinde olan viii hastalarda benign sonuçların daha sık görüldüğü belirlendi. Ayrıca ek hastalığı olan hastalarda yetersiz doku oranı anlamlı olarak daha yüksekti (p=0,026). Sonuç: Çalışmamızın sonuçlarına göre; endometriyal örnekleme yeterliliği üzerinde 4 mm ve altındaki endometriyal kalınlık ölçümü ile hipertansiyon ve kronik kalp hastalığı gibi vasküler perfüzyonu etkileyen sistemik hastalıklar, materyal yetersizliği için en güçlü bağımsız risk faktörleri olarak belirlenmiştir. Yetersiz materyal tanısı alıp ileri cerrahi uygulanan hiçbir olguda maligniteye rastlanmamış olması, ince endometrium varlığında alınan bu sonucun yüksek bir negatif prediktif değere sahip olduğunu ve büyük oranda atrofiyi yansıttığını kanıtlamaktadır. Bu sonuçlar ışığında; ultrasonografik şüphe ve ek risk faktörü bulunmayan yetersiz olgularda, gereksiz cerrahi morbiditeyi önlemek adına invaziv girişimler yerine klinik izlem veya ofis histeroskopi gibi daha konservatif yönetim stratejilerinin benimsenmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Anormal uterin kanama, endometriyal biyopsi, endometriyal kalınlık