Kronik spontan ürtiker hastalarında serum NT PRO-CNP, VEGF-A düzeylerinin incelenmesi ve bunların tedaviye yanıt ve hastalık özellikleri ile ilişkisinin araştırılması


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL BAŞAKŞEHİR ÇAM VE SAKURA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DERMATOLOJİ ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2026

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: FATMA ZORLU

Danışman: Ezgi AKTAŞ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Bu çalışmanın amacı, kronik spontan ürtiker (KSÜ) hastalarında vasküler endotelyal büyüme faktörü-A (VEGF-A) ve N-terminal pro-C tipi natriüretik peptit (NT-proCNP) düzeylerini kontrol grubuyla karşılaştırmak; omalizumab tedavisi altında bu belirteçlerin zaman içindeki değişimini ve klinik yanıtla ilişkisini değerlendirmek; ayrıca ürtiker fenotipleri, dermografizm, otoimmünite belirteçleri ve hemostaz parametreleri ile ilişkilerini incelemektir. Gereç ve Yöntem: Tek merkezli, tanımlayıcı, olgu-kontrollü ve prospektif tasarımla yürütülen çalışmaya 58 kronik spontan ürtiker (KSÜ) hastası ile yaş ve cinsiyet açısından uyumlu 61 kontrol bireyi dahil edilmiştir. Klinik değerlendirmede Ürtiker Aktivite Skoru-7 (ÜAS7), Ürtiker Kontrol Testi (ÜKT) ve Kronik Ürtiker Yaşam Kalitesi Anketi (KÜYKA) kullanılmıştır. Serum VEGF-A, NT-proCNP ve bazal serum triptaz düzeyleri ELISA yöntemi ile ölçülmüştür. Hastalara omalizumab tedavisi uygulanmış ve üçüncü ayda klinik ölçekler ile biyobelirteç ölçümleri tekrarlanmıştır. İstatistiksel analizlerde uygun parametrik veya parametrik olmayan testler kullanılmış, korelasyon analizi Spearman rho ile değerlendirilmiş ve anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Bulgular: KSÜ hastalarında başlangıçta VEGF-A ve NT-proCNP düzeyleri kontrol grubuna kıyasla daha düşük saptanmıştır. Omalizumab tedavisi sonrası üçüncü ayda her iki belirteçte artış izlenmiş, ancak hasta ve kontrol grupları arasındaki fark devam etmiştir (p=0,001). NT-proCNP ve VEGF-A'daki değişim arasında güçlü pozitif korelasyon bulunmuştur (r=0,500; p=0,001). Alıcı işletim karakteristiği eğrisi (ROC) analizinde VEGF-A ve NT-proCNP hasta-kontrol ayrımında yüksek ayırt edicilik göstermiştir. Dermografizm pozitif hastalarda her iki belirteç daha yüksek bulunmuş, miks ürtiker fenotipinde ise VEGF-A düzeyleri anlamlı derecede artmıştır. Üçüncü ay sonunda KSÜ grubunda D-dimer ve fibrinojen düzeyleri kontrol grubuna göre yüksek saptanmıştır. Sonuç: KSÜ'de VEGF-A ve NT-proCNP düzeylerinin düşük seyretmesi ve omalizumab tedavisi ile paralel artış göstermesi, hastalığın mast hücresi-IgE ekseninin ötesinde anjiyojenik ve endotelyal mekanizmalarla ilişkili olabileceğini xvii düşündürmektedir. Başlangıç NT-proCNP ve VEGF-A düzeylerinin yüksek ROC performansı göstermesi, bu belirteçlerin KSÜ'de tanısal biyobelirteç olarak değerlendirilebileceğine işaret etmektedir. Bununla birlikte, bu ayırt edici gücün farklı kohortlarda doğrulanması, VEGF-A ve özellikle NT-proCNP'nin klinik kullanıma aktarılabilirliğinin netleştirilmesi açısından önem taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: endotel, NT-proCNP, omalizumab, triptaz, ürtiker, VEGF-A