65 yaş üzeri agresif non-hodgkin lenfoma tedavi sonuçlarının, gerçek yaşam verileri ile literatür verilerinin karşılaştırılması ve sonuçlarının değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL KARTAL DR. LÜTFİ KIRDAR ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2022
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: NEVRA KARADEMİR
Danışman: Özcan KESKİN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Giriş: Agresif Non-Hodgkin lenfoma (NHL) (Diffüz Büyük B Hücreli NHL, Grade 3 ve üzeri Foliküler NHL(FNHL) ve Mantle Cell Lenfoma (MCL)) ileri yaşta dahi olsa mutlaka tedavi edilmesi gereken malignitelerdir. Bu yaş grubunda tedavi ile yaşa süresi belirgin uzamaktadır. Yaşlı ve kırılgan olan bu hasta grubunda tedavi seçimi ve yönetiminde yan etkileri en aza indirmek günümüzde tedavinin esasını oluşturan etmenlerdir. Gereç ve Yöntem: Çalışmamız tamamı 65yaş ve üstü, Agresif tipte Non- Hodgkin Lenfoma (Diffüz BüyükB Hücreli NHL, Grade 3b Foliküler NHL ve Mantle cell lenfoma) tanısı almış olan hastalardan en az bir kür bu hastalık grubunda kullanılan ve steroid haricinde bir tedavi ajanı ile tedavi almış 93 olgu ile retrospektif olarak yapılmıştır. Hastaların dosya analizlerinde hastaların yaş, cinsiyet, tanı sırasındaki ECOG performans durumu eşlik eden hastalıklar (diyabetes melltitus, hipertansiyon, iskemik kalp hastalığı, serebrovasküler hastalık, periferik arter hastalığı, tiroid hastalıkları vb.), kullandığı ilaçlar, aldığı tedavi rejimi kaç kür aldığı yapılmış ise ara ve tedavi sonrası yanıt kontrolleri, hastanın tedaviden sonraki tüm tedavi süresince yaşamış olduğu yan etkiler (sonuçları ile beraber) değerlendirilmiştir. Bulgular: Olguların %71,7'sindeDBBHL, %16,3'ünde MCL, %10,9'unda FNHL tanısı mevcuttur. Olguların %97,8'i R-CHOP tedavisi almıştır. 3-4 kür tedavi alımı sonrasında PET-CT ile yapılan tedavi yanıtı ara kontrolde olguların %10,1'i tedaviye yanıtsızken, %40,4'ünde yanıtlı, %49,4'ünde tam yanıt elde edilmiştir. Tüm tedavi sonrası yanıt incelendiğinde, katılımcıların %23'ünün (n=20) yanıtsız, %8'inin (n=7) yanıtlı olduğu, %69'unun (n=60) tam yanıt verdiği görülmektedir.Olguların %31,2'sinde (n=29) enfeksiyon görülmezken, %14'ünde (n=13) hafif, %21,5'inde (n=20) yatış gerektirmeyen, %33,3'ünde (n=31) yatış gerektiren enfeksiyon görülmektedir. Olguların %43,5'inde (n=40) FEN görülmüştür. Olguların yüzde 52,7'sinde (n=49) ciddi nötropeni (grade 3-4) görülmüştür. Olguların %41,3'ünde (n=38) pnömoni ve pnömoni dışı alt solunum yolu enfeksiyonu dahil olmak üzere 11 akciğer komplikasyonu, %5,5'inde (n=5) viral hepatit dışı karaciğer komplikasyonu, %10,9'unda (n=10) kardiyolojik komplikasyon, %5,4'ünde (n=5) renal komplikasyon görülmektedir. Olguların %21,1'inde (n=8) bulantı, %28,9'unda (n=11) kusma, %26,3'ünde (n=10) ishal, %21,1'inde (n=8) kabızlık saptanmıştır. %7,9 vakada (n=7) deliryum, ciddi baş ağrısının da dahil olduğu MSS komplikasyon görülmüştür.Tüm yaş grupları dikkate alındığında ve yaş grupları ayrı ayrı değerlendirildiğinde; B semptomunun gerek tedavi yanıtı gerekse yan etki görülme sıklığı üzerine etkili olmadığı görülmüştür. Olguların evrelerine göre, ECOG skoruna göre tedaviye verdikleri yanıtlar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmamıştır (p>0,05). Sonuç: Klinik çalışma verileri ile gerçek yaşam verilerimizin hasta seçimi ve dağlımı, demografik verileri, tedavi seçimi ve tedavi başarısı açısından örtüştüğü, ancak yan etkilerin görülme sıklığı ve dağılımı açısından ayrıştığını saptadık.