Serum c-peptid değeri; tip2 diyabetes mellituslu hastalarda başarılı GLP-1 agonist tedavisini öngörmede yararlı bir parametredir


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL FATİH SULTAN MEHMET SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2018

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: YENER GÜN

Danışman: Ali ÖZDEMİR

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

AMAÇ: Tip 2 diyabet farklı patolojilere sahip heterojen bir hastalıktır ve glikoz düşürücü tedaviye yanıtı için biyolojik belirteçler saptanmıştır. Tedaviye yanıtın klinik özelliklerini veya biyolojik belirteçlerini belirlemek, tedaviden en çok yararlanacak kişilerin seçilmesinde yardımcı olabilir; bu nispeten yüksek maliyeti ve kısa vadeli yan etkilerin sıklığı göz önüne alındığında, inkretin bazlı tedaviler için özellikle yararlı olacaktır. GLP-1 agonistlerin önemli etki mekanizmalarından biri beta hücrelerinden insülin sekresyonunu artırmasıdır. Biz bu çalışmada Tip 2 diyabet tanısı alan hastalarda β-hücre yetmezliği ile ilişkili klinik özelliklerin ve biyolojik belirteçlerden C-peptid düzeylerinin GLP-1 agonistlere verilen glisemik yanıtla ilişkili olup olmadığını belirlemeyi amaçladık. GEREÇ VE YÖNTEM: Fatih Sultan Mehmet Eğitim ve Araştırma Hastane'sinde endokrinoloji ve metabolizma polikliniğinde tip 2 diyabetes mellitus tanısı ile takip edilen, VKİ> 30 kg/m² olan, hastalar dahil edildi. Hastalardan bilgilendirilmiş onamları alındıktan sonra muayeneleri yapıldı. Hastaların kullandıkları metformin, ve/veya sulfanilüre ve/veya pioglitazon ve/veya SGLT-2 inhibitorleri ve/veya insülin glarjin/detemir veya NPH veya insülin aspart/glulisin/lispro'ya ek olarak GLP-1 agonisti eklendi. Tedavi başlamadan önce zaten Tip2 DM hastalığının takibi için gerekli olan üre, kreatinin, sodyum, potasyum, kalsiyum, fosfor, TSH, ST4,ST3, lipid profili, ürik asit, açlık glukozu, hemoglobin A1c, C-Peptid(açlık),C-Peptid (tokluk), insülin(açlık), insülin(tokluk), ALT, AST, tam kan sayımı, kreatin klirensi tetkikleri yapıldı. Hastaların poliklinik kontrolleri sırasında tedavi öncesi ve sonrası 1. ay, 3. ay ve 6. ay kiloları ile 3. Ayda bakılan HbA1c değerleri karşılaştırıldı. BULGULAR: Çalışmamıza dahil edilen 92 hastanın 64'ü sadace oral antidiyabetik ajan(DPP-4 inhibitörü hariç) , 28'i hem oral andiyabetik ajan(DPP-4 inhibitörü hariç) hem de herhangi bir insülin tedavisini kullanıyordu. Hastalara eksenatid ( ) tedavisi başladıktan sonra 1.ay ,3.ay ve 6.ay kilo değişimleri anlamlıydı(p<001). Hastalık yaşı ile açlık(r=-0,340, p=0,001) ve tokluk c-peptit(r=-0,318, p=0,002) düzeyi arasında anlamlı negatif korelasyon vardı. Ek olarak açlık c-peptit(r=-0,262, p=0,012) , tokluk c-peptit(r=-0,393, p<0,001) ve tokluk-açlık c-peptit farkı(r=-0,357, p<0,001) düzeyleri ile 3.ay Hba1c düzeyleri arasında anlamlı negatif korleasyon mevcuttu. SONUÇ: Çalışmamızın sonucunda insülin dahil herhangibir antidiyabetik kullanan ve belli insülin rezervine sahip olduğunu düşündüğümüz hastalara eksenatid eklendikten sonra HbA1c ve 1.ay ,3.ay ve 6. Ay kilolarında anlamlı bir düşüşe sebep olduğu görülmüştür. Hastaların belli bir insülin rezervi olduğunu düşünüyoruz. Çünkü serum açlık c-peptit, tokluk c-peptit ve tokluk –açlık cpeptit farkı düzeyi ile 3. Ay sonundaki HbA1c düzeyi arasında negatif bir korelasyon saptadık. Bu durum serum c-peptit düzeyi ne kadar yüksek olursa GLP-1 analog tedavisine yanıtın o kadar başarılı olduğunu göstermektedir. Olgu sayısını artırarak ve çalışmaya daha çok insülin kullanan hasta dahil edilerek serum c-peptit için bir eşik değer saptanabileceği kanısındayız. Ayrıca bu çalışmalar artıkça c-peptit düzeyinin tip 2 diyabette tedavi yönetimi için önemli bir parametre olacağı kanısındayız.