Palyatif bakım servisindeki hastalarda bası yarası varlığı ile inflamatuar ve nutrisyonel parametreler arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: EMİNE YILMAZ

Danışman: Hasan Hüseyin MUTLU

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Bu çalışmanın amacı, T.C. Sağlık Bakanlığı Sağlık Bilimleri Üniversitesi Sancaktepe Şehit Prof. Dr. İlhan Varank Eğitim ve Araştırma Hastanesi Palyatif Bakım Servisi'nde 01 Eylül 2024 – 01 Mart 2025 tarihleri arasında hospitalize edilen hastalarda bası yarası (dekübit ülseri) gelişimi ile inflamatuar ve nutrisyonel parametreler arasındaki ilişkiyi değerlendirmektir. Özellikle CRP, Nötrofil/Lenfosit Oranı (NLR), Prognostik Nutrisyonel İndeks (PNI), HALP skoru ve Glasgow Prognostik Skoru gibi biyobelirteçlerin bası yarası gelişimindeki rolünün ortaya konması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem:Bu prospektif, tanımlayıcı ve karşılaştırmalı çalışmaya toplam 223 palyatif bakım hastası dahil edilmiştir. Hastaların demografik verileri (yaş, cinsiyet), klinik özellikleri (komorbiditeler, beslenme şekli, yoğun bakım geçmişi), laboratuvar bulguları (CRP, albümin, hemoglobin, beyaz kan hücresi, NLR, PLR, lenfosit, trombosit düzeyleri), yatış süreleri ve Nutritional Risk Screening (NRS 2002) skorları sistematik olarak kaydedilmiştir. Ayrıca PNI, HALP skoru, Sistemik İmmün-Inflamatuar İndeks (SII) ve Glasgow Prognostik Skoru hesaplanmıştır. Hastalar, bası yarası varlığına göre iki gruba ayrılarak karşılaştırılmıştır: bası yarası olanlar (n=111) ve olmayanlar (n=112). İstatistiksel analizlerde parametrik olmayan veriler için Mann-Whitney U testi, kategorik değişkenler için ise Ki-kare testi kullanılmıştır. p<0,05 değeri istatistiksel anlamlılık sınırı olarak kabul edilmiştir. Bulgular:Çalışma grubunun yaş ortalaması 75,26 ± 12,43 yıl olup, katılımcıların %54,3'ü kadın, %45,7'si erkekti. Bası yarası prevalansı %49,8 olarak tespit edilmiştir. Yaraların en sık lokalize olduğu bölgeler sırasıyla sakrum (%45,3), topuk (%17,0), malleol (%12,1) ve trokanter (%9,9) olmuştur. Bası yarası olan grupta CRP düzeyi anlamlı şekilde yüksek saptanmıştır (p<0,05). Buna karşılık, bu grupta serum albümin düzeyi, PNI ve HALP skorları anlamlı düzeyde düşük bulunmuştur (p<0,05). Ayrıca enteral/parenteral beslenme ihtiyacı, bası yarası gelişen hastalarda belirgin biçimde daha fazlaydı. Yoğun bakım öyküsü ve Alzheimer/demans tanısı olan hastalarda bası yarası insidansı anlamlı olarak daha yüksek bulunmuştur. Mortalite oranı ise bası yarası olan grupta %53,2 iken, olmayan grupta %38,4 olarak saptanmış ve aradaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p=0,017). Sonuç: Bu çalışmanın bulguları, palyatif bakım servisinde bası yarası gelişiminin oldukça yüksek oranda olduğunu ve bu durumun sadece mekanik faktörlerden değil, inflamatuar ve nutrisyonel durumdan da önemli ölçüde etkilendiğini ortaya koymaktadır. Özellikle yüksek CRP ve NLR düzeyleri ile düşük albümin, PNI ve HALP skorları, bası yarası gelişimi için güçlü biyobelirteçler olarak öne çıkmaktadır. Ayrıca malnütrisyon riski taşıyan, enteral/parenteral beslenen ve bilişsel yeti kaybı olan hastaların bası yarası açısından daha dikkatli izlenmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Bu bağlamda, palyatif bakım hizmetlerinde inflamatuar ve nutrisyonel biyobelirteçlerin rutin olarak değerlendirilmesi, bireyselleştirilmiş bakım planlarının oluşturulması ve multidisipliner yaklaşımlarla erken müdahalenin sağlanması hem hasta konforunu artırmakta hem de komplikasyonları azaltma potansiyeline sahiptir. Anahtar Kelimeler: Bası yarası, inflamasyon, HALP skoru, Glasgow Prognostik Skoru, malnütrisyon, mortalite, NLR, palyatif bakım, PNI, SII.